• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Konya 11 °C
  • FETÖ'den "ByLock helal fetvası"
  • Bakan açıkladı: PTT'ye 5 bin kişi alınacak
  • Gülen'in pasaport iptaline ilişkin yasal süreçte sona gelindi
  • FETÖ'den "ByLock helal fetvası"
  • Bakan açıkladı: PTT'ye 5 bin kişi alınacak
  • Gülen'in pasaport iptaline ilişkin yasal süreçte sona gelindi

Kabe-i Muazzama ve Hidâyet İlişkisi

Ramazan Altıntaş

Kur’an-ı Kerim’e göre, Kabe’nin manevi konum ve nüfuzunu artıran özelliklerden birisi, onun, “insanlar için bir kıyam merkezi” (el-Maide 5/97) kılınmış olmasıdır. Çünkü Kabe, İslam’da tevhid inancının müşahhas bir göstergesidir.  Kur’an’da buyurulduğuna göre,  her birey ve toplumun yüzünü kendisine doğru çevirdiği bir yön vardır. (el-Bakara 2/148) Bu manada Kabe de, mü’minlerin namaz kılarken bedenleriyle birlikte ruhlarını da çevirdiği bir kıbledir/yöndür.  Mecazi anlamda Allah’ın evi kabul edilen Kabe, aynı zamanda dünya Müslümanlarının hayat tarzı olarak benimsediği İslam’ın, mü’min gönüllerde temsili olarak soyut ve somut manada bir rol kazandırılan kutsal mekanın adıdır. Onun kutsallığı, sadece maddi yönüyle değil, Allah’ın bir meşâiri/işareti olarak bizzat Kur’an’da değerlendirilmesiyledir. (el-Hac 22/29, 33).

Diğer yandan bir  güven mahalli olan Kabe, umre ve hac görevini yerine getirenler için birçok ferdi ve sosyal faydanın yanında, yeryüzü ehli için bir bereket ve mecazi anlamda hidayet kaynağıdır. Kur’an’ın ifadesiyle, onun bereket/bolluk ve hidâyet kaynağı oluşu, tüm insan topluluklarını içine almaktadır. “Doğrusu insanlar için ilk kurulan ev, Mekke’de, dünyalar için mübarek ve doğru yol gösteren Kabe’dir.” (Âl-i İmrân 3/96).

Sözlükte ‘mübarek’ sözcüğü, artmak ve çoğalmak anlamınadır. Mekke’nin ‘mübarek’ vasfıyla anılması, manevi anlamda Kabe’de yapılan ibadetlerin Allah katındaki karşılığının bol olmasına bir işarettir. Nitekim bu konuda Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mescid-i Haram’ın Mescid-i Nebevi’ye olan üstünlüğü, Mescid-i Nebevi’nin diğer mescitlere olan üstünlüğü gibidir.” (Buhari, Mesâcid, 1; Dârimî, Salah, 2.)  Bilindiği gibi Kabe, gerek câhiliye ve gerekse İslam döneminde daima hem dini ve hem de iktisadî merkez olma yönünü korumuş ve sürdürmüştür.  Meseleye bu açıdan baktığımız zaman günümüzde Mekke’nin şahsında Kabe’nin ‘bereket’ vasfını, manevi zenginliğin yanında maddi zenginlik anlamında yorumlamak da mümkündür. İster Müslüman olsun, isterse  olmasın, dünyada değişik ülkelerin ürettiği mallar bir şekilde bu beldeye geliyor, hem ihracat yapan ülkeler ve hem de ziyaretçilerin alış-verişleri sayesinde  belde halkı büyük kazanç sağlıyor. Bu kazançtan her iki taraf da  istifade ediyor.

Bir başka açıdan, Kabe, Allah’ın varlığına işaret eden ‘apaçık delillerin varlığı’  yanında, “bütün bir insanlık için hidayet” (Âl-i İmran 3/97) vesilesi oluşuyla da ayrı bir önem kazanmaktadır. Gayeye ulaştıran rehber, işaret anlamına gelen hüdâ sözcüğü, Kabe sözkonusu olunca, bütün insanlar için kıble, kendi vasıtasıyla Allah’a ulaşılan mekan ve Hâlık-i Muhtâr’a bir delil olma gibi özellikleri bünyesinde taşır. Kabe’nin âlemler için hidâyet kaynağı olmasında ana etken, onun emin bir sığınak teşkil etmesiyle de ilgilidir. Çünkü hidâyet, insanın kendisini güvende hissetmesi olayı olunca, manevi bir sığınak kılınan Kabe ile müminin tavafla bütünleşmesi, inanç ve düşünce hayatında gönlünü terbiye etmede önemli bir basamak oluşturur. Yani, Kabe ile mümin büyük bir değişim geçirir. Gündelik hayatta köklü değişikliklere sebep olan bu değişim, insanla birlikte yeryüzüne/hayatın tüm alanlarına taşınır.

İslam’da umre ve hac gibi ibadetlerin yapılışına mekan teşkil eden Kabe, aynı zamanda  evrensel İslam kardeşliğinin sergilendiği bir platformdur. Bu sayede İslam’ın inanç sistemi tüm mü’min gönüllere yerleşir, eğer varsa zihinlerde kadim bir câhiliye âdeti olan soyluluğu ve üstünlüğü ete ve kemiğe, altın ve gümüşe indirgeyen yapı, feshedilir.  Bunun yerine, farklı renk ve dillerin Allah’ın bir âyeti olduğu inancından hareketle, inanç ve düşüncenin merkezine en üstün erdem olarak Allah’a karşı sorumluluk bilinci olan ‘takvâ’ yerleştirilir. Hayatının bir bölümünde siyah ırka mensup olmanın kompleksine katılan ve beyaz ırka derin öfke duyan  Amerikalı Malcolm X (ö. 1965)’in hidayet öyküsünde Kabe’nin bu yönü, çok güzel dile getirilir. O, kendi adını taşıyan ‘Malcolm X’ adlı eserde bu değişimi şöyle anlatıyor:

“Hacca gitmek, görüş açımı alabildiğine genişletmiştir. Bu gezi, benim ruhuma yeni bir İslam anlayışı yükledi. Kutsal beldede geçirdiğim iki hafta içerisinde, Amerika’da geçirdiğim 39 yıl boyunca hiç rastlamadığım şeylere şahit oldum. Bütün ırkları, bütün renk tonlarıyla tanıdım. Irk ayrımcılığının olmadığı gerçek kardeşlik anlayışını gördüm. Gerçek İslam bana göstermiştir ki, beyazların tümünü birden bir kalemde silip atmak da o kadar yanlış bir tutumdur.” (Haley, Alex, Malcolm X, çev. Y. Kayırlı, Ankara, 1978, s. 729). Sözlerine devamla Malcolm X, “eğer haccın rengarenkliği, manevi cephesi bütün bir dünyaya yeterince duyurulabilirse ve gereği gibi anlatılırsa, İslam’ı din olarak seçenlerin sayısı, en azından iki-üç misli daha artacaktır” diyor. (Bkz. A.g.e., s. 763.) Görüldüğü gibi, Amerikalı Müslüman Malcolm X’in hayatındaki bu değişim ve dönüşüm öyküsü, somut olarak, Kabe’nin bir hidâyet vesilesi oluşuna en çarpıcı bir örnektir.

Netice olarak, Kabe, gerçek hürriyetin bir simgesidir.  Bu yönüyle o, insanlık için ebedî özgürlüğün sembolü oluşu yanında, insanın, insanlığını gerçekleştirmesinin de önemli bir mahallidir. İnsana düşen, Kabe ve çevresinde bulunan ve her biri Allah’ın bir âyeti hükmünde olan sembollerin kendisine takılmadan, arka planındaki derin manayı kavramaktır. İşte o zaman, Yüce kudretin büyüklüğü kavranacak ve insan iman gibi bir değerle gerçek hürriyetin ne anlama geldiğini yaşayarak öğrenecektir. O halde, yeniden, Mescid-i Haram’ın çepeçevre kuşattığı Kabe’nin, evrensel İslam milletinin kalbi fonksiyonunu bir defa daha yerine getirdiğini bu gözle okumakta fayda vardır. Çünkü, açlık ve sefaletin yanında en vahşi savaşların cereyan ettiği dünyamızın nizamı, Kabe’nin sessiz yol göstermesiyle düzelebilir, insanlığın din ve dünyaları ancak onun sayesinde ıslah olabilir. Bugünlerde dünyanın her tarafından Hac görevlerini yerine getirmek için Mekke-i Mükerreme’ye akın akın giden Müslümanlar olarak sadece şekil bakımından namaz kılarken yüzümüzü kıblemiz olan Kabe’ye çevirirken inanç ve düşünce bazında tüm benliğimizi çevirmenin anlamını da  derinden kavrayalım.  İşte o zaman Kabe, insanlar için hidâyet kaynağı, mü’minler için de hidâyetlerini artırmada bir vesile olacaktır.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim