• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Konya -5 °C
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!

İşsizlikteki yara kanamaya devam ediyor

Ufuk Karadavut

İşsizlikteki yara kanamaya devam ediyor


 Son iki haftadır sürdürdüğümüz işsizlik konusuna devam ediyoruz. Etmemiz gerekiyor. Zira ülkenin hızla değişen ya da değiştirilen gündemi asıl sorunların unutulmasına neden oluyor. Göz ardı edilen ve yokmuşçasına davranılan sorunlar bir gün çok büyük sorun olarak karşımıza çıkacaktır. Bu nedenle asıl sorunların tartışılması ve çözüm konusunda nelerin yapılabileceği konuşulmalı ve tartışılmalıdır. Gündemin en önemli konusu işsizlik olması gerekirken, yapılan tartışmalar daha ziyade başka konular.

Türkiye'nin iyileşemeyen, kronik yarası işsizlik, ekonominin en hızlı büyüdüğü yıllarda dahi yüzde 9'ların altına indirilemedi. 2009 yılı sonu itibariyle Türkiye'de 3 milyon 270 bin kişi işsiz. İşin daha vahimi bu işsizlerin iş konusunda beklentileri ve umutları bulunmuyor. Nedeni ise; iş bulmaktan umudunu kesip evde oturanlar da dâhil edildiğinde bu sayının 6 milyona yaklaştığı hesaplanıyor. Bu sayı dünya geneline bakıldığında 50’den fazla ülkenin nüfusundan fazladır. Bu sorun şimdi konuşulmayacaksa ne zaman konuşulacaktır?

A&G araştırma şirketi, 20–30 Ocak tarihleri arasında 42 ilde 3 bin 216 işsizle görüşerek DSP (Demokratik Sol Parti) için Türkiye’nin işsizlik haritasını çıkarmaya çalışmış. Araştırmaya katılanların yüzde 22.3'ü 6 veya 1 yıldır işsizken, yüzde 12.8'i 5 yıldan daha uzun süredir iş bulamadığını söylüyor. Katılımcıların yarıya yakınının işini kaybetme sebebi ise ekonomik kriz. Üstelik işsizlerin yüzde 93.3’lük bölümü işsizlik maaşı almadığını söylüyor. Her 100 işsizden 42'sinin evinde ise ikinci bir çalışan yok, çevreden gelen yardımlarla geçinmeye çalışıyorlar. İşsizlerin yüzde 26.9'u 25 ve 30 yaş arasındaki kişilerden oluşuyor. Bunu yüzde 24.7 ile 20 ve 25 yaş arasındakiler izliyor. Araştırmaya göre, işsizlerin yüzde 74.7'sinin hiçbir sosyal güvencesi yok. Onların olmayan sosyal güvenceleri ve günden güne artan sayıları ise maalesef artık sosyal bir krize işaret ediyor.

Çalışmanın belki de en çarpıcı ve dikkat çeken yanı iş arayanların büyük çoğunluğunun vasıflı işçi yani meslek sahibi olmaları olarak belirlenmesidir. Bir meslekte kendinizi yetiştirmişsiniz ama bunu kullanma imkânını bulamıyorsunuz. Önceden işsizler genelde ortaokul ya da lise mezunlarından olurdu ve vasıfsızdılar. Ama şimdilerde şartlar değişti. Üniversiteler artınca mezun sayıları da artmaya başladı. Böyle olunca vasıflı işsiz sayısı da arttı. İşsizlik dağılımına baktığımızda çoğunluğun öğretmenlerde olduğu görülüyor. Her 100 işsizden 6'sı öğretmen. Üniversite mezunlarının % 35,3'ü asgari ücretle çalışmaya hazır. Ankete katılanların % 52'si vasıfsız bir işte çalışmaya razı. İşsizler mesleğinin dışında bir iş bulsa çalışacak. Üniversite mezunlarını % 66'sı internet aracığıyla iş arıyor. İlkokul ve lise mezunları eş-dost yardımıyla iş arıyor. İş ararken kadınlar internet, erkekler ise İş ve İşçi Bulma Kurumu'nu kullanıyor.

En yoğun işsiz Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bulunuyor. Ancak bu bölgedeki işsizlerin çoğunluğu iş aramıyor. Bunun en önemli nedeni ise hükümet ve belediye yardımları bu bölgede diğer bölgelerden daha etkin şekilde uygulanıyor. İnsanlar hayatını devam ettirmenin bir yolunu bulmuş olsalar gerek.' diye yorumlanıyor. Doğuya yapılan yardımların küçük bir kısmı batıdaki insanlara yapılsa zaten sorunlar aşılmış olur. Ama ne hikmetse olmuyor. Yardımlar ısrarla güneydoğu Anadolu bölgesine akıyor. Böyle olunca da bölgedeki insanlar çalışmamayı tercih ediyorlar. Nasıl olsa devlet onlar adına batıdan alıp onlara karşılıksız veriyor.

Aslında sorular bunlarla da bitmemiş. Sorulan daha pek çok soru var. Ama çok ilginç olarak gördüklerimi seçtim. 6 milyon civarında işsizimizin aslında psikolojik yapı olarak ta incelenmesi gerekiyor. Bu insanlar nasıl bir ruh haline sahipler. Bu kişilerin durumlarını düzeltebilir miyiz? Düzeltmek için neler yapmalıyız. Eğer bu konuda yapılan çalışmalar varsa nelerdir. Yapılan çalışmalar neden başarılı olmamaktadır. Başarılı olsa zaten işsizlik artmaz. Türkiye nüfus artış hızı azalırken işsizliğin teorik olarak ta azalması gerekir ama tam tersi oluyor. Sebepleri nelerdir. Hükümet politikalarındaki yanlışlık ne derece etki ediyor. Bu ve benzeri konuların tartışılması gereklidir. 6 milyon yarın 7 ya da 8 milyon olacak. Çözümsüzlüğe doğru gidiyoruz. Çözüm bulunmazsa asıl iç çatışma o zaman yaşanır…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim