• BIST 107.229
  • Altın 142,587
  • Dolar 3,5512
  • Euro 4,1287
  • Konya 35 °C
  • S-400'le Türkiye'nin caydırıcılığı artacak
  • Evine el konulan  FETÖ'nün morali fena bozuldu!
  • FETÖ'nün evini tavaf ediyorlarmış!
  • S-400'le Türkiye'nin caydırıcılığı artacak
  • Evine el konulan  FETÖ'nün morali fena bozuldu!
  • FETÖ'nün evini tavaf ediyorlarmış!

Işık

Zeki Oğuz

Bu yazıyı Rampalı çarşıdaki yeni yerimde yazıyorum. İki hafta oldu taşınalı ve ancak cumartesi günü yazma fırsatı bulabildim. İki hafta içinde, taşınmanın zorluğunu ve ışıksız kalmanın ne feci bir şey olduğunu bir kere daha anlamış oldum. 

Taşınmak her zaman ürkütücü gelir bana. Eşyaları topla, kolilere doldur, taşı ve yeniden yerleştir, bıktırır insanı. Hele söz konusu kitapsa kolilerin ağırlığını düşünün. 

Bazı sorunlar nedeniyle elektriğimi ancak Cuma akşamı açtırabildim. Bu yüzden hava karardıktan sonra mum ışığında okuyabildim kitabımı, gazetemi. Satırları zorlukla seçerken elektriğin hayatımızdaki yerini bir daha düşünmeden edemedim. Kimi şeyin hayatımızı ne kadar derinden etkilediğini, olmazsa olmazlığını ancak yokluğunda farkına varıyoruz. Bir kitabı okurken satır aralarından yıllar öncesine geçip gitmişim. 

Altmışlı yıllarda köyde elektrik yoktu. Beş numara camlı bir gaz lambasıyla aydınlatırdık odayı. Dedem küçük bir masa yapmıştı benim derslere çalışabilmem için. Lambayı onun üzerine koyar, körsek ışığında çalışırdım. Bu yüzden yalnızca benim çevrem aydınlık olur odanın uzak köşeleri yarı karanlıkta kalırdı. Ders bitince lambayı duvardaki lambalığa koyardık. Böylece odanın her tarafı ışık görürdü ama loş bir ışık ortamında olurdu oda. Çoğu zaman akrabalar, yaşlı komşular misafirliğe gelirlerdi. O loş ortamda birer masal kahramanı gibi görürdüm onları. 

Ahırlara ve ekmek evine kandil ışığında giderdik. Ancak önümüzü görebilirdik o kandilin ışığında. Karanlıkta sokağa çıkmak zorunda kalırsak el fenerini alırdık. Üç pilli uzun el feneriyle karanlıkta yürümek hoşuma giderdi. Fenerin sarı, huzme biçimi uzayıp giden ışığını izlerdim. Şimdi bile kocaman bir el fenerim var, onu götürürüm kamplara. Benim yerime Umutcan oynar fenerle. Dağlara tutar ışığı, bazen gökyüzüne çevirir ve sorar. Dede yıldızlarda birileri varsa bu ışığı görürler mi? Diye.

Birkaç yıldır göçer Yörük çadırlarını bile elektrik ışığı aydınlatır oldu. Yörük gençleri cep telefonlarıyla internette dolaşıyorlar. Böylelikle yerleşik hayatın imkânlarını daha yakından görmeye başladılar. Sanırım bu Yörüklerin iskânını hızlandıracak etkenlerden biri olacak.  

Artık Rampalı çarşıda penceresinden nefes alabildiğim, ışığı görebildiğim bir yerdeyim. Dostlarımı çay içmeye buyur edebilirim rahatça.

Cümlenizin ışığı bol olsun. 

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
bayram sarıtaş
12 Aralık 2011 Pazartesi 18:13
ışık
Işık her ZAMAN iyidir Zeki Oğuz üstadım. Hatta işık olmasa ZAMAN bile olmazdı ki bilir...
62.248.71.89
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim