• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Konya 10 °C
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!
  • FETÖ'den yeni tehdit: 2 buçuk ay sabredin!
  • Bakan açıkladı: 'Ramazan ayının ilk haftası...'
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!
  • FETÖ'den yeni tehdit: 2 buçuk ay sabredin!
  • Bakan açıkladı: 'Ramazan ayının ilk haftası...'

İşi ehline vermek!

Adem Alemdar

Doktorlar niye hastanelerin idari işleriyle uğraşırlar?

Öğretmenler neden okulun bahçesiyle, duvarıyla, kaloriferiyle ilgilenirler?

Üniversiteleri niçin profesörler, doçentler idare eder?

Asıl ihtisas gördüğü işini yapmak yerine çalıştığı kurumu yönetmeyle meşgul olmak milli bir israf olduğu kadar, çözemediğimiz pek çok problemin de kaynağıdır. Şimdiye kadar böyle gelmiş olması bundan sonra da böyle gideceği anlamına gelmez; bir yanlış varsa düzeltilmelidir…

Okullarımızın, hastanelerimizin müdürlüğünü işletme-iktisat okumuş veya bu alanda yüksek lisans yapmış kişiler üstlenmelidir, mesela. Bir öğretmen (müdür veya yardımcıları), geç gelen öğrenciye ‘geç kâğıdı’, hastaneye gidecek öğretmene, ‘vizite kâğıdı’ yazmak ya da okulun akan damı için işçi bulmaya çabalamak zorunda olmamalıdır. Öğretmen öğrencisinin yanında; derste olmalıdır…

Teknik istisnaları mevzuumuzun dışında bırakarak, idareciliği ayrı bir meslek haline getirmemizin gerekliliğini anlatmaya çalışıyorum. İtiraz edenler olabilir; olsun, mesele itiraz edilmesi değil, ne ile itiraz edildiğidir. Hastanenin ihtiyaçlarını doktor olmayan anlamaz veya eğitim alanını eğitimciler bilebilir gibi ‘saçma’ bahaneleri baştan saymamamız gerektiği bilinmeli. Öyle ya, başbakanlık gibi olağanüstü bir görev için ne olmak gerekir?...

İş bilmek, illa o işi bilmek değil, işi deruhte etmektir…

Ne diye bir profesör derse girip öğrencilerine yıllar boyu edindiği bilgi ve tecrübelerini aktarmak yerine makam odalarında, protokol toplantılarında zaman kaybeder ki! Daha önemli işleri yok mu yani? Açılış kurdelesini kim keserse kessin, herkes kendi işini yapmalı değil mi?

Ziraat mühendisleri, ziraatla uğraşmak yerine mühendis kadrolu maaşlarıyla bürolarda vazife yaparsa tarımda nasıl ilerleyeceğiz. Veterinerler ofis-kırtasiye işleriyle ilgilenirken hayvancılıkta nasıl rekabet edeceğiz dünyayla…

Yazımıza ‘işi ehline vermek’ gerek başlığını atarken, herkesi bulunduğu yerden büngüldetip, ortalığı karıştırmak değil elbet yapmaya çalıştığımız. Zaman içerisinde yönetimi ayrı bir meslek haline getirmemiz gerektiği esas vurguladığımız. Okuduğu alan dışında bile olsa ‘yönetmeyi’ kendine iş seçen ve bu işi hakkıyla becerenleri profesyonel yönetici saymak gerektiğini ayrıca vurgulamaya lüzum yok sanırım.

İnsan yönetmek, para yönetmek, zaman yönetmek ayrı ayrı sanattır…

Gelelim bağlantılı ikinci konumuza…

Milletvekilliği de zannedildiği ve hep eleştirildiği gibi olmamalıdır. ‘Yolda görsek tanımayız’, ‘halkın içine hiç girmiyor’, ‘televizyonda şöyle bi konuşma yapıp şehrimizin sorunlarını dile getirmiyor’ gibi pek çok eleştiriyi hak etmezler aslında onlar…

Çünkü onları biz ‘yasama’ görevi için seçtik. Yani, kanun yapmaktır işleri. Evet, sadece kanun yapmak veya değiştirmek için seçmemize rağmen, onlardan akla hayale gelmedik sorunlara çözümler bekleriz.

Köylerde, kasabalarda kahveleri gezen, ‘sigara kâğıdı’na isimler yazan, güzel konuşmalar yapan ve köyün muhtarının yanında Köy Hizmetleri müdürünü arayıp iş siparişi veren sonra da kuzuları, su böreklerini deviren vekiller devri kapanmalı, kanundan-nizamdan anlayan, devlet aygıtını tanıyan ve işleyişte kendisine biçilen görevi bi hakkın yapan kişiler seçmeliyiz.

Aday adaylarının profillerini önümüzdeki uzun süreçte bu manada irdeleyip sizlerle paylaşacağız. Görüşmek dileğiyle…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
nerden
01 Şubat 2011 Salı 20:13
çıktı?
yazara göre artık,hepimizin amiri iktisat ve işletmeciler olacak ayrıca okulun bahçesiyle, duvarıyla, kaloriferiyle ilgilenecekler, geç kağıdı verecekler, vizite kağıdı (kalktı) verecekler. İktisat ve işletme fakültelerinin programımı değişti? Hem herkesi yönetecekler, hem de bahçeyle ilgilenecekler. Harika
78.161.146.139
Bilge Ataman
31 Ocak 2011 Pazartesi 22:42
yönetimde ehliyet
Sayın Yazar, ehil olmanın şartı nedir? Doktor hastaneyi yönetmesin. Ziraat mühendisi tarımı yönetmesin. Üniversiteyi prof yönetmesin. Katılmasam da bir mantığı olabilir bu sözlerin. Ama erak ettim sizin yazdığınız gazeteyi kim yönetiyor? Yazdıklarınıza bakılırsa işletme fakültesi mezunu olup basın kuruluşlarında işletmecilik alanında yüksek lisanas veya doktora yamış, ilaveten sektörde en az 5 yıllık tecrübesi olan biri olması lazım. Değil mi?
95.15.217.64
2.konyalı
31 Ocak 2011 Pazartesi 08:54
hacettepe
Türkiye'nin en fazla borçlu üniversite Hastanesi olan Hacettepe'nin döner sermayesinin başında yıllardır bir işletmeci bulunuyor. İşletmeciler bu işi en iyi bilenler olsaydı Hacettepe bu durumda olur muydu?
193.255.246.94
yakup yeşilöz
30 Ocak 2011 Pazar 23:58
hikaye
"İşi Ehline Vermek" konusundaki hikayeyi
Bir gün beyleri Sultan Mahmud'a :
- Eyaz denilen bu kölenin ne marifeti var ki sen ona otuz kişinin maaşı kadar maaş ödüyorsun? dediler.
Sultan Mahmud bu soruya o anda karşılık vermedi. Birkaç gün sonra beylerini alarak ava çıktı. Giderlerken bir kervanın gitmekte olduğunu gördüler.
Sultan Mahmud Beylerden birine :
- Git sor, bakalım bu kervan nereden geliyor? dedi.
Bey atını sürerek, gitti birkaç dakika içinde geriye döndü.
- Efendim kervan Rey şehrinden geliyor. dedi. Sultan Mahmud :
- Peki nereye gidiyormuş. diye sorunca bey susup kaldı.
Bunun üzerine Sultan Mahmud başka birini gönderdi. O da gidip geldi :
- Efendim, Yemen'e gidiyormuş.dedi.
Padişah :
- Yükü neymiş?deyince o da sustu kaldı.
Bu defa padişah başka bir beye :
- Sen de git yükünü öğren!. dedi.
Bey gitti geldi :
- Her cins mal var fakat çoğu Rey kaseleri." dedi.
Padişah :
- Peki kervan Rey'den ne zaman çıkmış? diye sorunca bey susup kaldı cevap veremedi.
Padişah böylece tam otuz beyi gönderdi otuzu da istenen bilgileri tam olarak getiremedi.
Padişah son olarak Eyaz'ı çağırdı :
- Eyaz, dedi. Git bakalım şu kervan nereden geliyor. dedi.
Eyaz saygıyla padişahın huzurundan eğilerek konuşmaya başladı :
- Efendim, kervan görünür görünmez sizin merak ederek soracağınızı tahmin ettiğimden gidip gerekenleri öğrendim. Kervan Rey'den geliyor, Yemen'e gidiyor, yükü şudur, şu kadar at, şu kadar deve, şu kadar katırdan oluşuyor. Kervanda şu kadar insan var, onlardan şu kadarı silahlı... diye başlayarak kervan hakkında en küçük malumat varıncaya kadar anlattı. Bütün bunları beyler ağzı açık dinliyorlardı.
Böylece Eyaz tek başına otuz beyin edinemediği bilgiyi edinmiş, başaramadığı işi başarmıştı.
81.215.27.243
konyalı
30 Ocak 2011 Pazar 22:27
müdür
sayın yazar hastanelerdeki müdürler zaten iktisat işetme mezunu doktor değil. ama başhekim için doğru söylüyorsunuz. okul konusunda da size katılıyorum. dekanlar da bu kategoriye alınabilir. ama vekil sonuçta halkın vekili. halk ile iç içe olmalı. biz oraya robot göndermiyoruz, vekil gönderiyoruz.
88.229.19.112
bir anda akla gelen
30 Ocak 2011 Pazar 18:12
"parlak" fikirler
Okulda yönetilen eğitim-öğretim faaliyetleridir.İktisat işletme işleri değil. İktisatçılarf geç kağıdı vermek için mi eğitiliyorlar?
Gazeteyi gazeteciler, eğitimi eğitimciler, sağlığı da sağlıkçılar yönetir. İktisatçı genel yayın yönetmeni olmaz.
95.10.223.62
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim