• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 0 °C
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular

İnsan ne ile yaşar?

Ufuk Karadavut

Sizce insan ne ile yaşar, hiç düşündünüz mü? Ev, araba, eş, dost ya da arkadaş. Ya da bunlarsız nasıl yaşayabilir? Bunlarla nasıl yaşayabilir? İnsana ne verilmiştir ya da insana ne verilmemiştir? Bunları hiç aklınızdan geçirdiniz mi? Zaman hızla geçiyor ve hızla geçen zaman içerisinde öyle ya da böyle hayatımızı tüketiyoruz. Peki, insanın kalbine neyin hükmettiğini ya da neyin hükmetmesi gerektiğini biliyor musunuz?

Yüce yaratıcı insana hayat vermiştir. Hayatı verirken de hayatı daha anlamlı ve daha güzel yaşaması için bazı duyguları ve arzuları vermiştir. Hemen herkes bu duyguları yaşar, hisseder ya da yaşamak için gayret sarf eder. Rahat yaşamak, zengin olmak, para içinde yüzmek, son model arabalara binmek, en güzelinden ve en büyüğünden villalara sahip olmak, her istediğinin elinin altında olması ve olabilecek her şeyin en güzelinin olmasını ister.  Herkes kendisine saygı gösterilmesini, hürmet edilmesini ister. Doyumsuz ve tatminsiz bir şekilde isteyebileceği ya da isteyemeyeceği her şeyi ister. Arzuladığı şeylerin ulaşılabilir ya da ulaşılamaz olmasının bir önemi yoktur. Onu almak için varını yoğunu harcar. Bu arada en önemli varlığımız olan sağlığı harcadığının farkında bile olmaz. Hani güzel bir söz vardır; ‘İnsan para kazanmak için önce sağlığını, sonra da sağlığını kazanmak için parasını harcar.’. Güzel ve oldukça anlamlı bir sözdür. Allah’ın emanetini mümkün olduğunca iyi kullanmamız gerekirken, tam tersine içki maslarında, gece klüplerde, kahvehanelerde, hırsızlık yapmakta, adam dolandırmakta, haram yemekte, adam öldürmekte, yolsuzluk yapmakta, başkalarının hakkını yemekle meşgul ediyoruz.

Düşünülmesi ve önceliklerimiz arasında olması gereken doğru olan işleri doğru zamanda yapmaktır. Zamanlamanın yanlış yapılması bizi hüsrana götürebilir. En fazla ihtiyacımız olan, birlikte yaşadığımız ve daha fazla ilgi göstermemiz gereken insanlar kimlerdir. En önceliklisi ise kendimizi vereceğimiz işler nelerdir? İşimizi yaparken, okurken, yatarken, yürürken bilmemiz gerekenler bunlardır. Allah’ın verdiği canı Allah’ın razı olacağı şekilde kullanabilmeliyiz. 

İnsan ne ile yaşar ve ne için yaşar. Bunu unutan bir toplum olduk. Fiilen ne için yaşadığımızı gayet iyi biliyoruz, ama söylemekten korkuyoruz. Bildiğimiz şeyler bizi korkutuyor. Çünkü rahmetli Dündar Taşer’in deyişiyle ‘İnandığımız değerlerle arzuladığımız değerlerin farklılığı’ bizi içsel bir anarşiye doğru götürüyor. İçinde bulunduğumuz belirsizlik ve kaos bunun bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Ancak, soran olursa cevap klasik ve açıktır; ‘Allah rızası için yaşıyoruz’. Gerçekten böyle mi? Ya da kendinizi mi kandırıyorsunuz?. Rüşvet alan birisinin ‘Hakkını helal et’ diyerek helalleşmek istemesi size bir şeyler söylemiyor mu?

Tolstoy bakın neler söylüyor*;  “Tek önemli vakit vardır; içinde bulunduğumuz an, O an en önemli vakittir. Çünkü yalnızca o vakit elimizden bir şeyler gelebilir. En önemli kişi, kiminle beraberseniz o’dur. Zira hiç kimse bir başkasıyla bir daha görüşüp görüşmeyeceğini bilemez. En önemli işinizde iyilik yapmaktır. Çünkü insanın bu dünyaya gönderilmesinin tek sebebi budur.”

“…Anladım ki, Allah insanları birbirinden ayrı ayrı değil tek vücut halinde yaşamalarını istediğinden her birine kendi ihtiyaçlarını değil, hepsi için gerekli olan işleri ilham etmektedir. Anladım ki, insanlar kendilerini düşünerek yaşıyor gibi görünse de, onları yaşatan tek şey sevgidir. Kim severse Allah’a yaklaşır. Allah ta ona yaklaşır. Çünkü O sevgiyi yaratandır.’ Buradaki sevme kelimesi insanları sevme anlamındadır. Hemen bazı işgüzarlarımız ‘Bende şunu seviyorum’ ya da ‘Bunu seviyorum’ gibi sözler sarf ederek kendilerini kandırabilirler. Ama asıl olan farklıdır. İnsanları sevmektir. Zaten İslam dini bunu temelden adını koymuştur. ‘Yaratılanı Yaratandan ötürü sevmek’ düşüncesi bizlere yüce yaratıcının bir emridir. Menfaat için yada çıkarlarınız için sevin demiyor. ‘Yalnızca benim için sevin’ diyor. Allah için, Allah rızası için sevmek. Allah (CC)’ın insanlara verdiği en büyük ve en önemli hikmet bu olsa gerek.

Şu bir gerçek ki, hepimiz bir gün öleceğiz. Hayatta yaptıklarımızla birlikte oraya gideceğiz. Ne umuyoruz ve ne bulacağız. Orada bizleri neler bekliyor. Bunu bu dünyada yaptıklarımız belirleyecek. Hepimiz bu gerçeği en doğru şekilde zamanı geldiğinde öğreneceğiz.

*‘İnsan ne ile yaşar’. Tolstoy. 2005. Şule yayınları 10. İstanbul.   

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim