• BIST 82.779
  • Altın 147,316
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Konya -3 °C
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'

İnsan Kendini Bilmeli

Ufuk Karadavut

Kendini bilmek önemli bir kavram. Özellikle var oluşun ne olduğunu bilmek açısından daha da önemli bir hale geliyor. İnsanoğlu sosyal bir varlık olarak yaratılmıştır. Yani diğer insanlar ile birlikte yaşamalı ve onlarla ilişki içerisinde olmalıdır. Yaşanılan ilişkiler ile belli bir kültür gelişir. Zaman içerisinde kültürler evrimleşir ve medeniyet denilen yapıyı oluştururlar. Yani bir çevre olması ve bu çevre içerisinde yaşaması insanoğlu için gereklidir. İnsanoğlunun yaşadığı çevreyle ya da daha özel olarak ifade etmek gerekirse ‘öteki’ ile ilişkiye geçebilmesi için kendisinin kim olduğunu bilmesi gerekir. Kendisini bilen insanlar daha kararlı ve dengeli ilişkiler çerisine girerek oldukça mütevazi davranışlarda bulunurlar. Bunun sebebi sadece maddi olarak insanın kendisine çeki düzen vermesi değildir. Aynı zamanda manevi olarak ta ahlaki olarak ta belli bir seviyeye gelindiğinin göstergesidir. Kendisini doğru tanıyan ve anlamlandıranlar bütün yaşamın anlamını ve amacını daha iyi anlayabilecek mütevaziliği de kazanmış olacaktır. Böyleye yaratıcıya daha yakın olacaktır.

            Bizim töremizde çok güzel bir inanış vardır. Denir ki “Kendini bilen Allah’ını bilir”. Bu aslında oldukça büyük bir sözdür. Kendinden başkasının iyi olamayacağını düşünen kişileri adeta yerle bir eden bir görüştür. Biraz daha ileri giderek şunu da söyleyebiliriz. Eğer insan kendisini bilmez ve tanımazsa Allah’ını da bilmez ve tanımaz. Herkese meydan okuyanların, kendisi gibi düşünmeyenleri düşman olarak ilan edenlerin Allah’ı bildiklerini söylemek mümkün değildir. Olsa olsa Allah’ı ve Resulünü kullanıyor olurlar. Kendilerini (haşa) onların üstünde görmeye başladıklarından onları bile dinlemezler. Kendisini bilmeyen insan kendisini yere göğe sığdıramaz. Sadece kendisinin en iyi yaptığına ve başkasının daha iyi yapamayacağına inanır ve çevresindekileri de buna inandırmaya çalışır. İnanmayanları ise bir şekilde kırar ve aşağılar. Onları yok yerine koyar. Tahkir eder, taciz eder. Haddini aşan, zıddına dönüşür: dün mağdur, bugün zalim olur. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim “Allah’ı unuttuğu için Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu” kişileri anlatır. Aslında insanın Allah’ı tanıması için öncelikle kendisini tanıması gerektiği ve bunun her şeyin önünde gelen temel şart olduğunu ifade eder. Elbette bunun için iman dolu bir yüreğe sahip olmak gerekir. Eğer iman yoksa imanı kullanarak çok şeyler yapabilirsiniz. Onu bir silah gibi kullanarak menfaatleriniz yerine getirebilirsiniz. Egolarınızı tatmin edebilirsiniz. Ancak bunları yaparak Allah’ın yanında değersizleştikçe değerlenirsiniz. Halk içinde sizin yalanlarınız ve dolanlarınıza inanan çok olabilir ama Allah’ı kandırma şansınız yoktur.

            Allah’ını bilen kişi aynı zamanda kendisini de bilir. Kendisini bilen kişi de haddini bilir. Ama günümüzde haddini bilmeyenlerin sayılarının hızla arttığını görüyoruz. Bunların büyük çoğunluğunun Müslüman elbisesi giymiş olmaları ve bundan rantlandıklarını görünce içimiz kahroluyor. Ama yapacak bir şeyimiz ve gücümüz yok. Ancak Allah’a havale ediyoruz. Biliyor ve inanıyoruz ki “Allah hakimler hakimidir”. Yeri zamanı geldiğinde her kes hesabını verecek. Yer yüzünde gezip dolaşarak yolsuzlukla, hırsızlıkla ve haksızlıkla kazanılan paraların vermiş olduğu güçle dolaşanlar için Allah elim bir azap vaat ediyor. Çünkü bu kişiler aynı zamanda kendilerini eleştirilemez konuma getirdiklerinden aslında Allahtan ve Resulünden her geçen gün uzaklaşıyorlar.

İnanışımıza göre Allah’ın ayetleri ile Peygamberimizin sünnetleri dışında herkes ve her makam dokunulmaz değildir. Gücünüz nispetinde neyi değiştirirseniz değiştirin iş olacağına varacaktır. Bir gün gelecek ve sizde hesaba çekileceksiniz. Gücün etkisi ile çoğunluk desteği sağlanmış olabilir. Ama unutulmamalıdır ki, çoğunluk her zaman haklı demek değildir; çoğunluk olmak değil haklı olmak önemlidir. Algı operasyonları ile kendi haksızlıklarınızı haklıda gösterebilirsiniz. Bizleri aldatabilirsiniz. Ancak Allah’ı asla aldatamazsınız. Neyin doğru, neyin yalan olduğu Mahkeme-i Kübra da ortaya çıkacaktır. Orada torpil / ayrıcalık da yok, kimsenin etiketine de bakılmaz, rüşvet de geçerli değil; gerçek adalet oradadır... Dinimiz der ki; “yazıklar olsun görmeyen, duymayan ve düşünmeyenlere yazıklar olsun…”

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim