• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Konya 5 °C
  • Eski SÜ araştırma görevlisi  FETÖ'nün  "Adil Öksüz" korkusunu anlattı
  • FETÖ zanlısı hakim ve savcılar sık sık adliyede toplanmış
  • FETÖ Malatya'da 70 "gaybubet" evi oluşturmuş
  • Eski SÜ araştırma görevlisi  FETÖ'nün  "Adil Öksüz" korkusunu anlattı
  • FETÖ zanlısı hakim ve savcılar sık sık adliyede toplanmış
  • FETÖ Malatya'da 70 "gaybubet" evi oluşturmuş

İnsan çaresiz, insan nankör

Fahri Kubilay

Türkiye uzun yıllar hafızalardan silinmeyecek bir sel felaketi yaşadı. Sanki animasyon filimler gibi 50 tonluk tırlar bir anda çöp yığını haline geliverdi. Dereler taştı, evleri su bastı, fabrikaları işyerlerini su bastı, insanlar çaresizlik içinde apartmanların fabrikaların çatılarına çıkarak kurtarılmayı bekledi.

 Her kurtarılan insanın ayrı bir hikâyesi ayrı bir dramı var.

Bu afetten her zaman olduğu gibi yararlanmak isteyenler çıktı siyasiler yorum yaptı yağmacılar ortaya çıktı hatta başka illerden araba tutup yağma yapmak için felaket yaşanan yere kadar gelen kalitesiz ve karaktersiz insanlar olduğunu gördük.

Sizin anlayacağınız tufan gibi sel felaketiydi…

 Pekâlâ, felaketten maddi zararla kurtulanları hepimiz televizyonlarda seyrettik. Bir tarafta kaybolanlar ,bir tarafta çaresizlik içinde teslim olanlar diğer bir tarafta’da şükretmek yerine isyan edenler. Ne garip değil mi?. Anadolu da bir deyim vardır “Allah beterinden saklasın”. Aslında bu bir yaşam tarzıdır, bu bir teslim olmanın işaretidir. Hepimiz başımıza bir musibet geldiği zaman hep beterin beteri var demiyor muyuz? . Yoksa her felakette suçlumu aramamız lazım?. 

Sel olur yetkililer nerede*, kar yağar devlet nerede? Kar yağar belediye nerede? Her olayda bir sorumlu bir  suçlu. Nerede? Nerede? Nerede? Nerede?

Trafik kazası olur hep karşıdaki suçlu, bir keresinde de  acaba başımıza gelen bu musibetler nedendir diye hiç kendimize sorma gereği duymayız. 

Ama insan çaresiz, insan nankör “  Şimdi insanoğluna sormak lazım;  sizleri kara da ve denizde gezdirip dolaştıran kim?

 Denizde “şiddetli bir fırtına gelip çattığında ve her taraftan dalgalar hücum ederken boğulacağınızı anlayınca sığınacak kim var?

Sadece ve sadece Allah diyeceğiz bu hengâmeden kurtulunca da, suçlu arayacağız öylemi?

Bu insanoğlunun genel özelliği olsa gerek.

Ateistin biri beş katlı apartmanın penceresinden ya düştü ya düşecek! Bağırıyor duyan yok, Çağırıyor gelen yok, dayanacak mecali kalmamış ha düştü ha düşecek.

Son anda birileri gelip elinden tutarak içeri çekip alıyor.  Az önce ölümle pençeleşen ve sığınacak yer bulmayıp sadece ve sadece tek sığınacak şeyin Allah olduğunu gören O kişinin kurtulduktan sonra verdiği cevaba ne demeli: “Nerdesiniz ya! Az daha geç gelseydiniz iman edecektim”.

Ne garip değil mi? işte insan bu: İnsan çaresiz, insan nankör.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim