• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Konya -1 °C
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde

İngiliz casusun itirafları-1

Kasım Çakır

Bu yazımızın başlığı, ''Düşünme ve atak sırası bizde'' olacaktı. Fakat yazının içeriği ve konusu, ''İngiliz casusun itirafları'' başlığını ön plana çıkardı. İngiliz Casus Locası'na bağlı çalışmış casusların yaptıklarını anlatan onlarca yazı, esere ulaşmanız mümkün. İnternete,''İngiliz Casusun İtirafları'' yazarsanız, karşınıza bir kitap çıkar.

   Güneşin kendi denizlerinde doğduğunu ve kendi denizleri üzerinde battığını hak zanneden İngilizler, bin yıldır hiristiyan birliğine öncülük ve liderlik yapmaktadır.

   Hiristiyan dünyası, 1095-1272 arasında Papa'nın talebi ve çeşitli vaadleri üzerine, Müslümanların elindeki Ortadoğu toprakları üzerinde siyasi ve askeri kontrol kurmak, İslam'ın yükselişinin önüne geçmek için 0nlarca haçlı seferi düzenlediler.

Hiristiyan dünyası, o tarihlerde ki haçlı seferleri dışındaki (1272 den sonra ki), Müslümanlara karşı yaptıkları plan, senaryo, istişare, operasyon, müdahale ve saldırılara da  ''Haçlı Seferi'' derler.

   Hiristiyan batı dünyası, Osmanlı'dan önceki devletleri Haçlı seferleri ile, Osmanlı'yı büyük haçlı ittifakları ile durduramadı ve yenemediler. Müslümanları, top, tüfek, büyük ittifak ile yenemeyen batı dünyası İngiltere'nin öncülüğünde yıllarca değerlendirme toplantıları yaptılar.

   Onlarca yıl düşünmenin sonucunda şu karara vardılar: ''Bizlerin  Müslümanları top, tüfek, savaş ve  dışarıdan yapılan her türlü saldırılarla yenmemiz mümkün değil. Onların askerleri savaşta tek yumruk oluyor, şehit olmak için adeta aralarında yarışıyorlar. Arkadaşım ölmesin, ona birşey olmasın, önce ben şehit olayım dercesine saldırıyorlar. Onların cephede tek vucut olması karşısında bizim ordumuz dağılıyor, karşımızda ki orduyu yarıpta içlerine dalamıyoruz.''

   Müslümanların aralarında çok kuvvetli bir kardeşlik bağı olduğunu tespit ettiler. Bu kuvvetli bağı oluşturan değerin,'' Din Birliği'' inancı, kardeşlik bağı nın menbağı, kaynağı ''İslam'' olduğunu  teşhis ettiler.

   İngiltere'nin öncülüğünde müstemlekeler nazırı- casusluk locaları kuruldu. Bu haçlı ittifakına katılan ülkelerde de casus locaları açıldı. İngiltere'de olanı merkez loca, diğer ülkelerde kurulanlar merkez loca ya bağlı şübeleriydi.

   Bu locaların ve ajanların nasıl çalışacağı, çalışma kuralları ve şartları belirlendi. Ajan olma şartlarına haiz olan ve bu şartları kabul eden onbinlerce kişi ajan localarına kabul edildiler. Aylarca süren eğitimlerde, görev yapacağı yerin yerel dilini, Kur-an'ı Kerim okumasını ve bölgenin  kültürü öğretildi.

   Bu ajanlar eksiklerini, görev yerlerinde yaşayarak, görerek, öğrenerek tamamladılar. Ajanlar bağlı oldukları bölge temsilcisine aylık rapor hazırlarlar. Karşılaştıkları sorunlar, zorluk ve engelleri aşmada bölge temsilcisinden yardım alıyorlardı.

   Görevleri sürecinde, İnsanlar arasına fitne ve nifak soktular. İnsanların imanını zayıflattılar. İmanı zayıf olanların  dinden uzaklaşmasını sağladılar. İslamın kaidelerine aykırı fikir ve iddiada bulunan sapıklar oluştu.

   Anadolu ve özellikle Arap Yarımadası'nda etnik kökeni ve inancı farklı olan topluluklar üzerinde çok çalıştılar. Osmanlının omurgasını Hanefi inancına sahip Türklerin oluşturduğunu, diğerlerinin yönetilen ve değersiz teba lar olduğu algısını oluşturdular. Arap ve diğer topluluklara milliyetcilik duygusunu aşıladılar.

   Yüz yıl üzerinde çalışılan ajanlık operasyonları sonucunda amaçlarına gittikce yaklaşıyorlardı. Osmanlı yönetiminin hakim olduğu onlarca merkezde, insanlar arasında inanç, kardeşlik, kültür ve millet bağını zayıflatmışlardı.

   İslam devletlerini ve Osmanlıyı dış saldırı ve savaşlarla yenemeyeceğini anlayan Hiristiyan-batı dünyası, 50 yıl düşünme ve 100 yıl sahada uygulamaları sonucunda amaçlarına ulaştı. Bu coğrafyada bulunan İslam Ülkeleri ve üzerinde yaşadığı toprakların sahibi Müslümanlar da, 100-150 yıldır maruz kaldığı, zulum, baskı, müdahale, saldırılar, acı ve gözyaşına 'artık dur' demelidir.

   Onların zulum projelerini boşa çıkartacak, durduracak, kendini savunabileceği bir ortak akıl acilen hayata geçirilmelidir. Bunu oluşturmak, acı ve gözyaşını yaşamaktan daha kolaydır.

   Düşmanın silahı ile silahlanınız. H. Şerif

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim