• BIST 75.727
  • Altın 129,878
  • Dolar 3,4745
  • Euro 3,6641
  • Konya -4 °C
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Eğitim Bakanlığı'nın KHK'sını onayladı
  • CHP'den FETÖ'ye ihale himmeti
  • İsviçre'de Can Dündar'ın katıldığı panelde arbede
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Eğitim Bakanlığı'nın KHK'sını onayladı
  • CHP'den FETÖ'ye ihale himmeti
  • İsviçre'de Can Dündar'ın katıldığı panelde arbede

İngiliz atlarının atası Türk atıdır

İngiliz atlarının atası Türk atıdır
Çumra Cuma Grubu’nda Türklerde At Kültürü’nü anlatan Konya Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Güçlü, “İngiliz atlarının atası, ikisi Türk biri Arap olan üç attır” dedi.

Çumra Cuma Grubu, yeni dönem çiğ köfteli sohbet programlarına başladı. Çumra’da Dr. Ömer Yıldırım’ın öncülüğünde her 15 günde bir dönüşümlü olarak toplanan ve senelerden beri bu geleneği yaşatan Çumra Cuma Grubu’nun bu haftaki sohbet konusu ise; “Türklerde At Kültürü” oldu. Konuşmacı Konya Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mustafa Güçlü, Selçuklu Sultanlarının atları çok sevdiğini ve Kızılören düzlüklerinde cirit oynadıklarını söyledi. Karaman – Ereğli arasının Selçuklu’da “Bayburt” diye geçtiğini ve Cihanbeyli’den Akşehir’e kadar olan bölgenin de “Turgutoğulları” bölgesi olduğunu ifade eden Dr. Mustafa Güçlü, Bayburt Bey ile Turgut Bey’in çocukları ile Atçekenler’in Selçuklu’nun sacayakları olduğunu söyledi. Orta Anadolu Bölgesi’nin at yetiştirmek için uygun bir yer olduğuna işaret eden Dr. Güçlü, bu Oğuz boylarının vergilerini atla verdiklerini ve Selçuklulara at yetiştirdiklerini belirterek Osmanlı’da, Hümayun At Çiftlikleri olduğunu ve günümüzde Bursa, Eskişehir, Malatya ve Konya’daki at çiftliklerinde cirit, yarışlarda kullanılmak üzere birkaç amaçlı atların yetiştirildiğini ifade etti.

 

ATLAR BULGARİSTAN’A SATILDI

Osmanlı’daki Suvari Birlikleri’nin Cumhuriyet’le birlikte son zamanlara kadar devam ettiğine işaret eden Güçlü, 1950’den sonra Suvari Birlikleri’nin, yerini Mekanize Birliklerine devrederek tamamen ortadan kalktığını ve sembolik olarak yer aldıklarını dile getirdi.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında paraya ihtiyaç olduğu için mevcut ne kadar at varsa hepsinin Bulgaristan’a satıldığını kaydeden Güçlü, köylülerin ellerindeki atları yılkıya salmalarıyla birlikte epey azaldığını söyledi. Güçlü, atlarla ilgili sohbetinne şu sözlerle devam eder: “1683’e gelindiğinde Viyana bozgununda büyük ganimetler kaybederiz. Padişahın Emürü’l-Ahir’i atıyla birlikte İngiliz subayına esir düşer. İngiliz subayı 1686’da bu atı binicisiyle birlikte yarışlara sokar. Bizim Türk bütün yarışları kazanır. Tulpar cinsi at sahibinin sesinden anladığı ve onu dinlediği için İngiliz subay, Türk esiri atıyla birlikte serbest bırakır. Başarılı bir at yetiştiricisi olduğu için tekrar saraya gelir ve yine “emürü’l-ahir”olur. Seyislik Türklerde çok önemli. Siyaset de seyislikten, at terbiyesinden gelir. Siyaset de insanları iyi anlayan ve çok iyi yöneten anlamında “seyis” kökünden geliyor. İngiliz subay adı “The Byeryler Turk” diye geçen o atı alır. Seceresini tutar. Özel kısraklarla çiftleştirir ve ondan cins nesiller elde eder. İki Türk bir Arap aygırdan cins kısraklara çekile çekile meşhur İngiliz atlarının seceresini oluşturur. Bu İngiliz atlarının atası, ikisi Türk biri Arap olan üç attır.” 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim