• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • Konya 2 °C
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı

İngiliz aklı ve Arap Baharı

Kasım Çakır

Bölgemizde 60 yıldır, Egemen Batılı Ülkeler kendi aralarında mücadele ve yarış içerisinde oldular.

ABD’de, on yıl önce yönetimde etkili bir kesim İngiltere’ye rağmen ayrı bir plan yaptı.

Zamanın ABD Dış İşleri Bakanı Condoleezza Rice gizli planı ağzından kaçırdı: “Önümüzdeki on yıl içerisinde bölgede 22 devletin rejimleri ve sınırları değişecek” dedi.

Bu düzenlemeyi yapmak içinde, Obama’yı seçtiler.

Obama yönetime geldiğinde ilk işi bölgemizde bu planı hayata geçirmekti. İlk gezisini de bölgeye yaptı fakat ABD içerisindeki diğer güç ve İngiltere Obama’nın kucağına Morgate krizini attılar.

2008’de patlak veren bu kriz ABD’yive AB ülkelerini kısa sürede sardı.

Güçler aralarında ki mücadeleye ara verip, planı 2011’e ertelediler.

Domino taşları 22 ülkeyi etkileyecek şekilde dizildi.

Tunus’ta hükümete karşı direnişin sembolü olan, Muhammed Buaziz’in kendisini yakmasıyla düğmeye basıldı. Tunus da başlayan ‘hükümet istifa’ protestoları kısa sürede tüm ülkeye yayıldı.

Kısa sürede Tunus, Cezayir, Libya, Mısır ve Suriye’yi ‘hükümet istifa’ protestoları sardı.

Reaksiyonun başladığı ülkelerden tıkanma olanlarda da batılı ülkeler ve israil, katalizör olarak dışardan müdahale ettiler.

Bu katalizörler: ABD, Fransa, Nato ve bazı ülkeler.

Bu ülkelerde protestocuların aylarca meydanlarda kalması sonucu 30-40 yıllık yönetimler devrildi.

Önce geçiş hükümetleri kuruldu. Geçiş hükümetleri seçim hükümeti oldu, yasalarını yapıp partiler kuruldu seçime gidildi.

Yapılan seçimler sonucu halkının %50’ye yakın oyunu alan hükümetler kuruldu. Seçende seçilende gelişmelerden memnundu.

Halklar ülkelerine sahip çıktı. Kendilerini kucaklayan yöneticiler iş başına geldi. Bölgede yeni dönem başlıyordu, adına da “ARAP BAHARI” denilmişti.

Bölgede ki gelişmelerden memnun olmayan birileri vardı.

Bölgede başlayan bu yeni dönem, İsrail, İngiltere, Almanya, Fransa’yı memnun etmedi.

Bu ülkeler, Bahar’a başından beri destek veren ABD’ye yöneldiler. ABD’ ye Gidip gele, gidip gele Obama’yı kendi başkentlerini ziyaret etmeye ikna ettiler.

OBAMA 19 haziran 2013 de Merkel’le görüşmek üzere BERLİN’ e gitti. Obama’yı bu ziyarett ikna ettiler.

OBAM, mayıs 2013 de Cameron’un davetlisi olarak Londra’ya gitti. Bahar’ın hazana ve kışa çevrilmesi için OBAMA ikna edildi.

Mart 2013 de Obama heyetiyle birlikte, başta İsrail olmak üzere, Filistin ve Ürdün’ ü ziyaret etti. Ziyaretin esas nedeni, Mısır da yapılacak askeri darbe konusunda fikir alışverişi yapmak ve İsrail’ i, Mavi Marmara konusun da Türkiye den özür dilemeye ikna etmekti. Filistin ‘e ve Ürdün ‘e yaptığı ziyaret sadece bir teferruattır.

Her zaman olduğu gibi yine İngiliz aklı ön plana çıktı.

15 yıl önce ABD’nin bölge ile ilgili düzenleme kararı almasının nedeni kendi hinterlandını hem genişletmek hem kuvvetlendirmekti.

Bu düzenlemeyle krallıklar, otokratik yönetimler yerine demokratik rejimler gelecekti. Bu şartlar altında o ülkelerde ABD’ nin kolayca müdahale edeceği zayıf, muktedir olmayan iktidarlar iş başına getirilecekti.

Fakat baharın geldiği ülkelerde hiç beklemedikleri bir sonuçla karşılaştılar. Halkının hür iradesiyle, halkının hepsini kucaklayan müktedir iktidarlar işbaşına geldi.

İngiltere bu iktidarlardan ve ABD etkinliğinden rahatsız oldu. Osmanlıdan koparıp, masa üzerinde sınırlarını elinde ki cetvelle çizerek kurdurduğu krallıkları ve hinterlandını kayıp etme ihtimalı hasıl olacaktı.

Bölge halkları bir araya gelip, birbirlerini kucaklayıp tek vücut olabilirdi.

İsrail Arap Baharı’nın başladığı günden beri gelişmeleri dikkatlice takip eden ülke oldu. Bu ülkelere istikrarın ve birlikteliğin geleceğini görünce süreci tersine çevirmenin yoğun gayret ve çabası içerisine girdi.

İngiltere öncülüğünde, egemen küresel güçler ilk müdahaleyi Gezi Parkı ve Taksimde yapmak istedi. Amaçları, Mısır da yapılacak darbeye Türkiye’nin göstereceği sert tepkiyi engellemekti. . Arap Baharı ile Türk Baharını karıştırdılar. “Türk Baharı” 10 yıl önce gelmişti.

Gezi de başarısız olan bu güç, tekrar geleceğiz dercesine arkalarına bakarak gittiler.

İsrail’in çok rahatsız olduğu MURSİ yi ve iktidarı devirmek üzere Mısır’a gittiler.

Mursi’nin 6 ay önce göreve getirdiği Kendi Brütüs’ü olan El Sisi’ye darbe yaptırdılar.

Bölgeye demokrasinin gelmesinden çok rahatsı olan krallıklar rahatladılar. Derin bir nefes alıp “oh be” deyip, sevincin bağışı olarak, darbe yapanlara 10 milyar dolar kredi verdiler.

Mursi başarılı olur, ülkeye demokrasi gelir diye bir milyar doları vermeyenler harekete geçmişti.

22 ülkede değişimi planlayanlar, 5. Ülke olan Suriye’ye geldiklerinde Bahar’dan vazgeçtiler. Baharı hazana, kışa çevirmenin planını ve gayreti içerisine girdiler.

Suriye’de; ülkelerine sahip çıkacak yönetimlerin iş başına geleceğini gördüler. Suriye’ye barış, istikrar gelecekti. Bu İsrail’in istemediği yeni Mısır, yeni Suriye demekti.

Suriye’de 5 yıl devam eden iç çatışmada 125 bin insan hayatını yitirdi. İki milyon insan mülteci olarak komşu ülkelerde yaşıyor. Onlarca şehir, caddeleri, sokakları, tarihi binalar harabeye döndü.

14 Ağustos 2013 günü Şam yakınlarında kimyasal silah atılması sonucu çoğu çocuk ve kadın 1700 kişi hayatını yitirdi.

Türkiye, bölge ülkeleri ve Dünya dehşete kapıldı.

Herkes o gün, Suriye’ye, Esad’a müdahale edilmesini istiyordu.

Obama sınırlı bir operasyonun şart olduğuna kara verdi. Kararını senatoya götürdü, sınırlı operasyon kararı çıktı.

İngiltere başbakanı Holande Cameron koalisyonda olacaklarını fakat kararı meclise götüreceğini söyledi. Meclisten hava operasyonuna izin çıkmadı.

Almanya başından itibaren operasyonun içerisinde olmayacağını söylüyordu.

Yine İngiltere aklı ön plana çıktı.

Mısır’da darbe yapılması konusunda Obama’yı ikna edenler bu defa, “Suriye’ye Hava Operasyonu” yapılmaması konusunda ikna ettiler.

İçlerinde güç yarışı olan koalisyon üyeleri aralarına Rusya’yı da alarak operasyona karşı ittifak oluşturdular.

Esad’ı, Kimyasal Silahları teslim etmeye ikna ettiler.

İsrail’inde korktuğu kimyasal silahlardı! İstediği; Suriye’ye, Mısır’a Libya ve Tunus ‘a baharın gelmemesidir.

Mısır’da olduğu gibi, Suriye’de de İsrail ve İngiltere’nin dediği oldu.

“KÖTÜLER BİRLEŞTİĞİ ZAMAN, İYİLERDE BİR ARAYA GELMELİDİRLER; YOKSA TEKER TEKER GİDERLER” BURKE

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Muhalif
05 Şubat 2014 Çarşamba 13:47
Eksik var
Yazıda herşey tamam da bir şey eksik değil mi ? ABD'nin bu planının adı Büyük Ortadoğu Projesi değil miydi ? Bu projenin eş başkanları kimlerdi ? Yoksa 28 Şubat bu eş başkanın yolu açılsın diye mi yapılmıştı ? Sahi Erbakan'ın BOP eşbaşkanlığını kabul edeceğine inanıyor musunuz ? Biraz daha düşünün, araştırın, 15 yıldır Ortadoğu'da yürütülen projenin kilit isimlerini de bulacaksınız. Yeter ki iyiniyetli araştırın.
195.177.206.65
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim