• BIST 108.863
  • Altın 154,185
  • Dolar 3,8311
  • Euro 4,5213
  • Konya 10 °C
  • "Asgari ücret 2 bin 300 lira olmalı!"
  • Devlet memurlarının maaşını etkileyen kademe soruları ve cevapları
  • Tüketici hakem heyetleri yeniden yapılandırılıyor
  • "Asgari ücret 2 bin 300 lira olmalı!"
  • Devlet memurlarının maaşını etkileyen kademe soruları ve cevapları
  • Tüketici hakem heyetleri yeniden yapılandırılıyor

İnanç ve özgürlük platformu

Doç. Dr. Murat Kayacan

Konya’da 7 haftadır başta başörtüsü yasağı olmak üzere tüm haksızlıklara karşı bir duruş sergilemeye çalışan İnanç ve Özgürlük Platformu üyeleri büyük bir azimle direnişini sürdürüyor. Azmin elinden ne kurtulur!

 

Kasıntı ve gerçek

Tokat’ta yayınlanan Tasfiye adlı edebiyat ve düşünce yazıları içeren derginin Eylül-Ekim 2007 sayısında Ahmet Örs imzasıyla “İsmet Özel: Kasıntı ve Gerçek” adlı bir yazı yayınlandı. Örs’ü Haksöz dergisindeki güzel yazılarıyla tanıyoruz. Yazıda İsmet Özel’in Necip Fazıl gibi bir şair olduğu vurgulanıyor. Ama o, N. Fazıl gibi bir çağrışım yapmıyor bizde. N. Fazıl’da bir aksiyon havası var. Her ne kadar Özel’in sosyalist dönemdeki coşkunluğundan söz etmek mümkünse de kimlik olarak Müslümanlığı benimsediği dönemlerde sanki isyan bayrağını gönderden indirmiş bir şairdir artık o. İsmet Özel, hayran kitlesinin kendisine kazandırdığı ekstra güvenin ona verdiği zarar da işin çabası.

 

İncirlik üssü

Bir yandan PKK’yı ABD’nin koruduğu bu konuda sorumluluktan kaçamayacağı vurgusu Türkiye gündeminde. Ne var ki, Adana’da Amerikalı askerlerin bulunduğu İncirlik üssü hâlâ faaliyetlerini sürdürüyor. Unutulmamalıdır ki, İncirlik ABD’nin tapulu malı değildir. PKK’ya destek veren ülke olduğu söylenen ABD, desteğini Türkiye toprakları üzerinden sürdürüyorsa, Türkiye’de yapılan gösterilerin hedefi niçin ABD değildir? İşgalci ABD’nin kan dökülmesine yol açan bu savaşta başat rolü görmezden gelinebilir mi? Kimlik olarak İslâm’ı benimseyen iki Müslüman kavmi karşı karşıya getirme tehlikesini bünyesinde barındıran eylemler hayırlı bir sonuç getirir mi?

 

Her Türkiye vatandaşı sivil doğar

Türkiye’de ordunun ülke savunmasında gösterdiği, göstereceği tüm fedakârlıklar onun vatanî görevidir. Ancak bu ülkede yaşayan her ferdin kendisinin asker doğduğunu düşünmesi vahim bir durumdur. Çünkü bu durumda kendisi gibi olmayanı “düşman” olarak görecek ve Türkiye’ni üç tarafının denizlerle dört tarafının düşmanlarla çevrili olduğu vehmiyle yaşayacaktır. Özgür, eleştiren, düşünen, insan haklarına önem veren çözümü illa savaşmaktan görmeyen bir ruha“her vatandaşın sivil doğduğu” düşüncesiyle sahip olunabilir. Çünkü hayatın üzerine kurulduğu temel savaş değildir. Arizi olanın ideal olanın sınırlarını çizdiği düşünülmemelidir.

 

Sana ne ha?

Ahmet Hakan Coşkun 21 Ekim 2007 tarihli yazısında: “Milli Gazete'de yazan İslamcı bir kadın yazar, günümüzün türbanlılarını "Türbanlı çıplaklar" diye nitelendirmiş. "Başları örtülü ama her tarafları açık" türünden saptamalar yapan yazar, "Başını örtüyorsan, her tarafını örtmelisin" demiş. Bu yazara da, tıpkı türbanı yasaklayanlara söylediğimizi söylüyoruz: "İsteyen istediği gibi giyinme hakkına sahiptir. Başkalarının giyim kuşamına karışma hakkını sen nereden alıyorsun? Sana ne?" diyerek dini bir görevi göz ardı ediyor.

Modernite ne derse desin, İslâm’a göre inananlar birbirlerinin hataları konusunda “Beni ne ilgilendirir?” mi derler yoksa kendilerini hüsrana uğramaktan kurtaracak emir olan hakkı mı tavsiye ederler?

Kur’an’da hayra çağırmak, iyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymaya çalışmak övülen bir davranış değil midir?

 

A. H. Coşkun’un “Sana ne!” deyişi modernliğin, liberalliğin tahkimi açısından doğru bir tavır olabilir. Fakat bu tutum, toplum ahlakından kendisini sorumlu gören bireyin tutumuna denk düşmez. Eleştirel düşünce olmadan toplum ilerleyebilir mi? A. H. Coşkun’un “Sana ne!” deme hakkı kadar dindar insanların da “Bizim birbirimizi düzeltme amaçlı fikirlerimizi açıklamamızdan ve birbirimize güzel olan şeyleri hatırlatmamızdan sana ne!” deme hakkı vardır.

 

Gönüllüler Hizmeti ve Barış Hareketi

Bugüne kadar “cemaat” olarak bilinen Fethullah Gülen’in çevresinin faaliyetleri, İngiliz Lordlar Kamarası'nda yapılan "Değişen İslam Dünyası: Fethullah Gülen Hareketinin Katkıları" isimli konferansta ele alındı. Gülen’in bu programa gönderdiği mesajda: "Böyle bir barışçıl kültürel hareketi 'Gönüllüler Hizmeti ve Barış Hareketi' olarak adlandırma taraftarıyım” dedi.  Önümüzdeki günlerde Gülen’e yakın medya kuruluşlarında ve “cemaat” üyeleri arasında bu isimlendirmenin kullanılmaya başlayacağını düşünmemize engel yok.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
barış sürer
18 Kasım 2007 Pazar 21:31
okumadan döktürmemek gerek
yine de okuyup yorumlasanız iyi olurdu. önyargılara ve yargılara son: www.tasfiyedergisi.com
78.163.147.122
süleyman g
01 Kasım 2007 Perşembe 11:49
"inanç ve özgürlük platformu" vesilesiyle
baciyanın gayretleri için kendilerine, bu içtenlik gösterisinden haberdar ettiğin için de sana teşekkür borçluyuz. bacıyan-ı rum’un çağımız türkçesinde bir karşılığını bulup orayı “mekan” edinselerdi kendileri için daha iyi olurdu ya...
hepsi bu kadar değil tabii. bir an için borcumuzu ödediğimizi düşünerek bazı itirazlarda/ hatırlatmalarda bulunmak için kendimizi teklifsizlerden sayabiliriz şimdi:
öncelikle bu başlık altına serilen yazının dikkati zedelediğini düşünüyorum. saniyen, ahmet örs'ün "ismet özel: kasıntı ve gerçek" yazısını (henüz okuyabilmiş değilim, başlığının yanında bir de eğer özetlediğin gibiyse)ya talihsizlik ya da tedbirsizlik saymalıyız diye düşünüyorum. ayrıca yazına seçtiğin başlık altına a.örs'ün de iliştirilmesi "başı örtülü kızlar felsefe bilmelidir" yazısını yazan ismet özel'e büyük bir haksızlık. (başı örtülü kızların ve başı açık erkek direnişçilerimizin bu yazıyı okudukları ya da anladıkları konusunda kuşkularımız saklı duruyor.)a.örs, meslekten mi yoksa ağzı kalabalık kamu torbasından mı bu başlığı kurma yeteneği edinmiş elbette bilemem. kimbilir peşisıra ne hünerler de döktürmüştür?! modern türk şiirinde dizelere sesi giydirip gövdeliştiren (dikkat bu şiirdir : "evet,isyan!")sayılı birkaç şairden birinin ismet özel olduğunu bilmemek için ancak ya bol hamasetsever biri ya da titizlikten nasipsiz olmak gerekiyor herhalde! n.fazıl, elbet bir "aksiyon" (hatta daha dindar çağrışım uyandırsın diye midir, "dava adamı" demeye pek bayılırlar...),"itiraz" adamıdır. (ama salonlarda, hipodrumda, dergide veya alkışlar arasında...) şairimize hürmetimiz en akil yerinde bakidir; yalnız şöyle bir bakalım, halen "üstad" hayranlığıyla köpürüp duran o kadar kişiden kaçı Çile'nin iki kapağı arasına girecek bir şiir yazabilmiştir? bunun sebebi meçhulümüz değil gerçi: ancak kifayetsizler hayran olur!
ismet özel, "şiir"in şairidir ve fakat şiiri azımsanmayacak bir, hercai, ayak üstü söz delisi, dize hayran kitlesi elinde hayran hayran harcanıp tüketilmektedir. onun da artık tescilli "üstad" olarak dondurulması için ölümü gerekiyor ne de olsa.
bu vesileyle "biraz insaf" diyorum sadece, yoksa anlamamak, bilmemek, acemi olmak v.b. hususlarda herkes mazurdur (a.örs de mazur); ama hayranlığın, dolduruşa gelmenin, kolaycılığın mazereti yoktur.
çok selam.
88.230.155.108
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim