• BIST 108.392
  • Altın 143,135
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Konya 26 °C
  • MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin yeni iddianame kabul edildi
  • ''FETÖ'cülerin yeni üssü Latin Amerika''
  • TRT'den  FETÖ açıklaması
  • MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin yeni iddianame kabul edildi
  • ''FETÖ'cülerin yeni üssü Latin Amerika''
  • TRT'den  FETÖ açıklaması

İlginç Anlatım Bozukluğu Örnekleri

Şakir Tuncay Uyaroğlu

Saygı değer okuyucularım, bugünkü yazımızda uyumsuzluktan kaynaklanan anlatım bozukluğu ile ilgili sıra dışı cümleler üzerinde duracağız.

Söz konusu cümlelerde uyumsuzluğa sebebiyet veren unsur koyu yazıyla, onun yerine kullanılması gereken unsur ise parantez içinde koyu yazıyla gösterilmiştir.

Ufak tefek değişiklikler yaparak düzeltilmesi mümkün olmayan örneklerde ise, tamamen yeni bir cümle meydana getirilmiştir. Bu tür cümlelerin tamamı koyu yazılmıştır.

Alkol canavarına esir olup, trafik canavarına sefil olma. (trafik canavarının eline düşme.)

[ Bu cümle, trafik haftası münasebetiyle düzenlenen yarışmada dereceye girmişti. Düşünce güzeldi, ama ifade tarzı yanlıştı. ]

Bundan sonraki yaşamında hayata bakışı değişmişti. (Geçirdiği sıkıntılı günlerden sonra, hayata bakışı değişmişti.)

[ Bu cümle, sevgili Ebru Gündeş’in geçirdiği krizden ve sıkıntılı günlerden sonraki durumunu anlatmak için, bir televizyon programında kullanılmıştı. ]

Eğitim (Yanlış eğitim), bütün sorunların temelini oluşturur.

[ Ancak; yanlış eğitim veya eğitimsizlik, bütün sorunların temelini oluşturur, sağlıklı ve mükemmel bir eğitim niye sıkıntı versin ki? ]

Emniyet kemeri değil ki paralı, takmayan; ya ölür, ya yaralı. (Emniyet kemerini takmayan; ya ölür, ya da yaralanır.)

[ Sırf kafiyesi uyuyor diye, “paralı” ve “yaralı” sözleri birlikte kullanılmış. Bu cümle de, trafik haftası münasebetiyle düzenlenen yarışmada ödül almıştı. Yine, düşünce güzel, ama ifade tarzı yanlış. ]

Gül Market’in reyonlarında; insanlığa saygı, sevgi ve hoşgörünün her çeşidini bulabilirsiniz. (Gül Market’te huzur içerisinde alışveriş edebilirsiniz.)

[ Market arabasını alın ve hem kendinize, hem de eşinize, dostunuza, arkadaşınıza, konu komşuya; kilo kilo, paket paket; sevgi, saygı, hoşgörü ne varsa doldurun. (!) ]

Hayat ne kadar yaşam dolu görüyor musun? (Seninle olan beraberliğimden dolayı, ne kadar yaşama sevinci içinde olduğumu görüyor musun?)

[ Bu cümle, bol “N’ayır!”lı, “N’olamaz!”lı yerli filmlerin birinden alınmıştır. Filmde; erkek sanatçı, bayan sanatçıya (yani sevdiği kıza) olan sevgisini bu şekilde ifade ediyordu. ]

Her türlü müracaatınızda başvurabileceğiniz bürolarımızın telefonları. (Her türlü istek ve şikâyetiniz için başvurabileceğiniz bürolarımızın telefonları.)

[ Türkiye Diyanet Vakfı tarafından yayımlanan, olağanüstü bir şaheser olan “İslâm Ansiklopedisi”nin abone kayıt formunda kullanılan bir cümle. ]

Konya ve Yalova’nın Armutlu ilçelerinde (ilçesinde), dün gece hafif şiddette iki deprem oldu.

[ Armutlu, Konya ve Yalova’nın ilçesi (ilçeleri) mi? Eğer öyleyse, yıllardır bizim niye haberimiz (!) yok? Hem Konya nere, Yalova nere? ]

LGS deneme sınavında, bir öğrenci sıfır hata yaptı. (LGS denemesinde, bir öğrenci hiç hata yapmadı. / LGS denemesinde, bir öğrenci bütün soruları hatasız cevapladı.)

[ LGS hazırlık kursuna devam eden bir öğrenci, dershanede yapılan bir deneme sınavında birinci olur. Eve geldiğinde, -haklı olarak- sevincini annesiyle ve babasıyla paylaşmak ister. “Anneciğim, babacığım benimle gurur duymalısınız, bugün dershanenin sınavında sıfır hata yaptım.” der.

My Child, ansiklopedi üstü çılgın aile kılavuzu. (My Child, ansiklopediden daha kapsamlı, mükemmel bir aile kılavuzu.)

[ Sabah gazetesinin bir dönem okuyucularına verdiği bir eserin, “My Child” isimli ansiklopedinin televizyon reklamında kullanılan bir cümle. Burada, eserin mi, yoksa okuyucuların mı çılgın olduğu belli değil. Üstelik okuyucular veya eser niye çılgın olsun ki? Gelelim, “Ansiklopedi üstü...” ifadesine. Sanki lokantaya gidip “pilav üstü döner” istermiş gibi; bundan böyle kitapçıdan da “ansiklopedi üstü kılavuz” isteyeceğiz. (!) ]

Nadide Petrol, günün 24.00 (24) saati hizmetinizdedir.

[ Zannedersiniz ki, bu iş yeri sadece gece 24.00’te açık. Oysa bütün gün açık olduğu belirtilmek isteniyor. Yukarıdaki cümleye göre; burada alışveriş edebilmeniz için, sadece 60 saniye süreniz var, çünkü bu iş yeri sadece 24.00-00.01 arasında açık. O süreyi iyi kullanmak (!) zorundasınız. ]

Oldukça başarılı bir haber (-) muhabiriydi.

[ Spor muhabiri, magazin muhabiri, savaş muhabiri v.b. olur; ama “haber muhabiri” (haber habercisi) olmaz. ]

Otopark ve halı yıkanır. (Otoparkımızda halı yıkanır.)

[ Mevlâna Türbesi civarında bulunan bir otoparkın girişinden bir güzellik (!) abidesi. Otopark işletmecisi bakmış ki, işler kesat; halı yıkama işine de başlamış.

Çünkü, sevgili hemşehrilerim, 3 TL’ye kıyıp (!) araçlarını otoparka bırakmıyorlar, büyük ihtimalle 3-4 TL’lik yakıt tüketip, bedava (!) bir yere park ediyorlar. Onların bu huylarına bayılmamak elde değil.

Buraya kadar her şey normal, bir de yapılacak olan iş güzel ifade edilebilseydi! Halılarımızı götürüp yıkattık diyelim, otoparkımızı nasıl yıkatacağız? Tutun elinden (!) götürün. Elmayla armudun toplanmasından da garip bir durum bu. ]

Otomobil firmaları, artık altı ay vadeye sıfır faiz uyguluyor (faiz almıyor.).

[ Bu uygulamayı yapan firmalardan birine gidip, ilgililere “Ne olur, şu sıfır faizi benden bir alın.” diye ricada bulunmak lazım. Bakalım, olmayan şeyi nasıl alacaklar?]

Peşinde XL indirimler (büyük indirim) yapıyoruz.

[ “XL”, Batıda kullanılan bir beden ölçüsü birimidir. Bir ürünün fiyatında yapılan indirim söz konusu olduğunda, bu birimi kullanmak doğru değildir. ]

Sana taptığım yıl geçen seneydi. (Ben, sana geçen yıl tutkundum.)

[ Türk pop müziğinden ilginç bir örnek. Sevgili Hande Yener’in seslendirdiği bir şarkının bir dizesi bu, bir başka dizesi de “Seni çektiğim yıl geçen seneydi.” şeklinde. Her yeni günde, dilimizi biraz daha unutuyoruz vesselam. Üstelik -hâşâ- insana tapmak da neyin nesi? ]

Söyleyemem derdimi kimseye, derman olmasın diye; inleyen şu kalbimin sesini, o yâr (ağyar) duymasın diye.

[ Divan Edebiyatının özelliklerine vâkıf olmayan bazı sanatçılar, bu şarkıyı maalesef “ağyar”lı şekilde değil de, “o yâr”li şekilde yorumluyorlar. Oysa, “o yâr” ayrı, “ağyar” ayrı lafızlar.

Kutsal Topraklardaki tünel faciasında ebedi âleme uğurladığımız; Eski Türk Edebiyatı uzmanı merhum Âmil Çelebioğlu Hocamızdan aldığımız ilhamla konuyu açıklayalım.

Divan Edebiyatı eserlerinde üç tane mazmun (kalıp) kullanılır:

1. Güzeller güzeli, güzellik abidesi ve şahikası bir sevgili (yâr)…

2. Bu sevgiliye ölesiye vurgun olan, onun yere düşürdüğü (aslında bilerek attığı) mendili koklayarak yârin de kendisine vurgun olduğu ümidine kapılan âşık

3. Gerçek âşığa inat, sevgiliyle gönül eğlendirmek maksadını taşıyan ağyar (rakip)…

Bestelenmiş şiirlerde de bu tarzın tercih edildiğini rahatlıkla görebiliriz: “Cânâ, rakibi handan edersin, ben bî-nevayı giryan edersin. (Ey sevgili; seni asla sevmeyen, seni oyalayan ve seninle gönül eğlendirenlere ümit verirsin, onları güldürürsün. Ancak, ben çaresiz, gariban gerçek âşığını da sürekli üzersin.

Klasik Türk Müziği üstatlarının yâr-âşık-ağyar üçlüsü hakkında donanıma sahip olduklarını biliyoruz. Bu konuda tek dileğimiz, bu üçlüyle örülü muhteşem eserleri dinleyenlerin de aynı seviyede ve hassasiyette olmalarıdır.]

Teşbihte hata (Teşbih hatalı) olmaz.

[ Bu atasözü, yıllardır yanlış kullanılıyor. “Benzetmede hata olmaz.” değil, “Benzetme hatalı olmaz.” demek gerekirdi.

Gözleri çok güzel olan birine, sevgili Murat Kekilli’nin şarkısından da ilham alarak diyoruz ki: “Dünyanın en güzel gözleri eşeklerdeymiş, teşbihte hata olmasın, senin gözler de maşallah eşek gözlerini aratmıyor.” El insaf, böyle benzetme yapılır mı? Daha uygun bir ifade bulunamaz mıydı?]

Yandan gelen araç yayaya yol ver. (Araç şoförü, yandan gelen yayaya yol ver.)

[ Sağa veya sola kontrollü geçişlerin yapıldığı ve kırmızı ışığın dikkate alınmadığı kavşaklarda yer alan trafik levhalarında geçen ilginç bir cümle. ]

Yaşama (Bütün elektronik araçlara) hayat veren güç.

[ Duracell pilleri o kadar güçlü ki, yaşama dahi hayat veriyor. (!) ]

Yaşamın tüm ihtiyaçlarında (Bütün düğün ihtiyaçlarınız için) hizmetinizdeyiz.

[ Bu cümle, Kütahya’daki bir giyim mağazasının alışveriş torbalarında geçmektedir. İnsan, gayriihtiyari düşünüyor: Bu mağaza, bizim bütün ihtiyaçlarımıza nasıl cevap verecek diye. Oysa bu mağazada satılanlar: Giyim eşyaları, ayakkabı, çanta ile bazı kozmetik ve parfümeri ürünleri. ]

Yeni jenerasyon (model / tip) Mazdalar Türkiye’de satışa sunuldu.

[ “nesil” ya da “kuşak” kelimelerinin yerine “jenerasyon” kelimesini kullanmak doğru olsaydı,   -ki doğru değil- ancak canlılar için kullanılabilirdi. “yeni model Mazda...”, “yeni tip Mazda...” diyecek yerde, niye “yeni jenerasyon Mazda...” diyelim ki? Söz konusu araca, bir de yeni nesil dizel yakıt alırsak değmeyin keyfimize!..]

Zafer Bayramı’mızı 30 Ağustos 2015 yılında (tarihinde) coşkulu törenlerle kutladık.

[ 30 Ağustos 2015, ayı ve günü belli bir tarih olmuş ve “yıl” gibi genel yahut muğlak bir ifade olmaktan kurtulmuştur. Böyle durumlarda, “yılında” yahut “senesinde” demek uygun olmaz.]

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim