• BIST 83.037
  • Altın 147,024
  • Dolar 3,7684
  • Euro 4,0483
  • Konya -5 °C
  • Kahraman Ömer Halisdemir'in babası son sözlerini anlattı
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı
  • Kahraman Ömer Halisdemir'in babası son sözlerini anlattı
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı

İlaçlar

Ufuk Karadavut
Akşam haberlerini dinlerken Sağlık Bakanlığı’nın bazı ilaçların tehlikeli yan etkilerinin olması nedeniyle yasaklanmasına karar verdiklerinden bahsediyordu. Hemen evdeki ilaç dolabına koştum. Doktorun bana 3 ay süre ile mutlaka kullanmam için vermiş olduğu ilaca bakarken içim burkuldu. Yasaklanan ilaçlardandı. Yan etkileri olarak ise ‘ani ölüm’, ‘felç’ vb. bildiriliyordu. İrkildim. Bu ilaca ruhsat verenleri düşündüm. Ruhsatı verenler bu ilacın yan etkilerini bilmiyorlar mıydı? Bunun araştırılması gerektiği kendi görev alanlarında değil miydi? Bu soruları kendime sorarken, aynı zamanda da bu ilaçlara ruhsat verenlerin dünyaya hangi gözle baktıklarını ve neler yapmak istediklerini düşündüm. Ancak içinden çıkılamaz bir yumağa dönüşüverdi.Şu an kullanılan ilaçlardan daha ne kadarı bu şekilde zararlı? Bu ilaçlar yüzünden kaç insan öldü, ölmek üzere veya ileride ölecek? Kaç insan sakat kaldı, kalacak? Uğur Dündar, programında iki adet ilacın son yıllarda 40 bin’e yakın insanı etkilediğini açıkladı ve 3 bin 500 kişinin hayatını kaybettiğini belirtti. Bu rakam resmi olan rakamlar. Bir de resmi olmayan ve sebebinin açıklanamadığı ölümler var. Bunların sayısı ise bilinmiyor.Bu ilaçları yazan doktorlarımız bunların yan etkilerini bilmiyorlar mı?. Biliyorlarsa bunları hastalara açıklamaları gerekmez mi? Eğer bilmiyorlarsa neden yazdıkları ilaçlar hakkında bilgi sahibi değiller?Dünya genelinde bütün pazarlarda olduğu gibi ilaç pazarında da gelişmekte olan ülkeler çok uluslu şirketlerin kontrolünde ve denetimindedirler. Dünya Sağlık Teşkilatı’nın eski başkanı Dr. Halfden Mahler’in ilginç açıklaması kanımızı donduracak niteliktedir. Mahler ‘Batıda satılma kararı henüz alınmamış, hatta zararlı olduğu için pazardan çekilmiş ilaçlar, üçüncü dünya ülkelerinde ekmek niyetine rahatlıkla satılmaktadır. Beklenen kaliteyi tutturamamış, kullanım süresi geçmiş ilaçlar hemen hemen bütün gelişmekte olan ülkelere ihraç edilmektedir.’ Düşünebiliyor musunuz? Bu sözler Dünya Sağlık Teşkilatı’nın başkanına ait. Bunu dünya genelinde herkes biliyor. Ancak tedbir alan yok.Gelişmekte olan ülkelerde insanlar ilaç kullanmaları için teşvik edilmekteler. Belki de psikolojik olarak ilaç içmeleri gerektiği yönünde etki edilerek zorlanıyorlar. İlaç kullanmaları için baskı altında tutulabiliyorlar. Paul Harrison’un 3. Dünyanın Batılılaştırılması (Pınar Yayınları) kitabında daha ilginç şeylerde var. Mesela; ‘Doktorlara ilaç satışını hızlandırmak için rüşvet teklif edilmekte, hizmette kusur etmeyenler pahalı tatiller yaptırılmakta, pahalı tıbbi donanımlarla ödüllendirilmektedir. İlaçlar, aslında sahip olmadıkları vasıflara sahiplermişçesine pazarlanmaktadırlar.’ ‘Parke Davis şirketince üretilen Chlorampenicol adlı ilaç ABD’de bazı ciddi bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde kullanılırken, aynı ilaç üçüncü dünya ülkelerinde her derde deva ilaç gibi satılmaktadır. ABD’de ilaçlar satılırken, yan etkileri konusunda kullanıcılar kesin bir dille uyarılmaktadırlar. Bu uyarıların hiçbiri gelişmekte olan ülkelerde yapılmamaktadır. Daha kötüsü, üçüncü dünya ülkelerinin insanları ilaçların üretimi süresince kobay olarak kullanılmaktadırlar.’ Batıda ilaç üretimi ile ilgili yönetmelikler son derece sıkıdır. Bir ilaç piyasaya çıkarılmadan kobaylar üzerinde denemelerin yapılması gerekmektedir. Bu ise uzun ve pahalı bir süreçtir. ‘Batılı firmalar geliştirdikleri bu ilaçları üçüncü dünya ülkelerinde satmakta ve böylece bir taraftan para kazanırken, bir taraftan da milyonlarca gönüllü kobay üzerinde ilaçları denemektedirler. Sonuç iyi çıkarsa malını batıda pazarlamaya başlamakta, kötü çıkarsa da foyası çıkana kadar üçüncü dünya ülkelerinin sahipsiz insanlarına satmaya devam etmektedirler.’Vatandaş olarak bizlerin bu konuda yapacak fazla bir şeyi yok. Ancak, örgütlenerek yada var olan örgütleri bu konuda yönlendirerek daha aktif olmalarını sağlayabiliriz. Devlet olarak çok hasta tedavi ettiğimiz için övünmek yerine sağlıklı bir toplumda daha az insanı tedavi ettiğimiz için övünmemiz gerekmektedir. Paul Harrison’un söylediği ve bizim daha sayamadığımız pek çok işleri yapan doktor yada doktorlar, eczacı veya devlet görevlileri yada adları ne olursa onlar, bu dünyanın yarınının da olduğunu ve eğer inanıyorlarsa birgün mutlaka hesaba çekileceklerini anlatmamız gerekmektedir. Belki anlarla ve insafa gelirler. Lütfen biraz dikkat. Bu konuda iyi niyetli insanların art niyetli insanlar tarafından kullanılması ve yönlendirilmesine engel olalım. Bu ülke bizim. Bu ülkede yaşayanlar bizim insanımız. Buradan kazanılan helal para helal olsun. Ancak haram yollardan, insanların sağlıkları ile oynayarak kazanılan para ise asla helal olmayacak ve inanıyorsanız hesaba çekileceğinizi asla aklınızdan çıkartmayın.
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim