• BIST 96.455
  • Altın 222,078
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • Konya 12 °C
  • Enflasyonla mücadele kampanyasına destek çığ gibi! İşte Liste
  • Amerikalı Senatör, Kaşıkçı'nın öldürülmesinden Bin Salman'ı sorumlu tuttu
  • Döviz indi zamlar kaldı
  • Enflasyonla mücadele kampanyasına destek çığ gibi! İşte Liste
  • Amerikalı Senatör, Kaşıkçı'nın öldürülmesinden Bin Salman'ı sorumlu tuttu
  • Döviz indi zamlar kaldı

İl Başkanlığı Sınavı!

Adem Alemdar

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın il başkanları ve yönetimlerinin değişeceğine dair açıklaması üzerine pek çok isim atıldı ortaya yeni il başkanı şu olacak veya bu olmalı diye...

Kısık sesle de olsa AK Parti Konya il başkanlığına efsane başkan Ali Sürücü'nün gelmesini isteyenler olduğu gibi, kurucu il başkanı Hasan Angı'nın da yeniden toparlayıcı bir isim olduğu dillendiriliyor...

Hakkında çıkan dedikodular, Cumhurbaşkanlığı baş danışmanlarıyla yaşadığı sürtüşme ve referandum sürecinde iyi çalışmadığına dair iddialarla ismi iyice yıpranan Musa Arat'ın kendisini koltuğa taşıyan yapının da değişmesinden dolayı yeni dönemde hiç bir şekilde görev alamayacağı da konuşulanların bir kısmı. Öte yandan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Sorgun'un il başkanlığını bıraktığı güne dönecek olursak, eski başbakanımız Davutoğlu'nun danışmanları tarafından Sorgun'a yapılan itibar suikasti de faili belli bir şekilde rafta bekliyor!

5 yıl il başkanı olarak vazife yapmış, Reis'le de iyi bir iletişimi olduğu halde Ahmet Sorgun 7 Haziran seçimlerinde 'müracaat etmedi' bahanesiyle listeye yazılmamıştı. Listelerin açıklandığı gün kendisini markette maydanoz seçerken görmüştüm ve dilinden hayırlı olsun cümlesi dökülürken gönül kırgınlığını gizlemeye çalışmıştı. Bir kaç ay sonra yenilenen seçimde ise listede başbakandan sonra 2. sırada gördük ismini. Olması gereken de buydu...

Önümüzdeki süreçte yaşayıp göreceğiz, yeni il başkanının kim olacağı hususunda iki temel etken var. Bunlardan birincisi Sayın Sorgun rövanşist bir mantıkla değil tabi, ama bulunduğu makamın gereği olarak meseleye ağırlığını koyacak mı, yoksa suyu akışına mı bırakacak!

İkinci husus da Büyükşehir Belediye Başkanımız başta olmak üzere etliye sütlüye karışma kapasitesi olan vekillerimiz ve şehirde ağırlığı olan bazı abilerin aklından geçenler...

Her halükarda en büyük imtihanı Ahmet Sorgun verecek!

Yeni il başkanı, Ahmet Sorgun'un istediği (toplumda karşılığı olan) biri olursa, Sayın Sorgun sınavı geçecek, ona dayatılan düşük profilli biri olur ve o da sessiz kalırsa kaybedeceği şeklindeki değerlendirme şuan için en gerçekçi yorum. Tabi Ahmet Sorgun'un da karar verirken zorlanacağı, vaktiyle yardımcılığını yapan isimlerden mi yoksa karşımıza hiç birimizin aklına gelmeyen bambaşka bir isim mi çıkaracağı merak konusu...

Daha önce yazıldı ve konuşuldu eski il başkan yardımcısı Bestami İnan'ın ismi. Bana sorarsanız, bildiğimiz isimler arasında en isabetlisi olur. Halen KOSKİ Genel Müdürlüğü'nü deruhte eden Ercan Uslu yine isabetli bir isim...

Eski yönetimden Mustafa Yazlık da başkan genç olsun diye öne sürülebilir, ancak yukarıda dedik ya kimin karar vereceği önemli. Ahmet Sorgun abiye bu zor, ama çok önemli karar sürecinde kolaylıklar, yeni gelecek başkana da hayırlı başarılar dilerim vesselam...

 ***

Nasıl olsa öleceğiz, neden adam gibi olmasın!

Bir horoz varmış. Her sabah ezan okuyormuş. Sahibi demiş ki bir gün;

-Ezan okuma artık! Yoksa tüylerini yolarım. Bu tehdit karşısında horoz korkmuş ve kendi kendine demiş ki 'zaruretler mahzurları mubah kılar. Canımı kurtarmak için ezan okumaktan vazgeçmeliyim. Nasıl olsa benden başka horozlar var. Her halükârda ezan okunur.' Horoz ezanı bırakmıştır artık...

Bir hafta sonra sahibi tekrar gelir ve der ki;

-Eğer tavuklar gibi gıdaklamazsan senin tüylerini yolarım...

Horoz bu tehdit üzerine horozluktan da vazgeçer ve tavuklar gibi gıdaklamaya başlar. Horoz tam bir ay gıdakladıktan sonra sahibi tekrar gelir ve bu kez şöyle der;

-Şimdi de tavuklar gibi yumurtlamazsan eğer yarın seni keserim! Bunun üzerine horoz ağlamaya başlar ve der ki;

-Keşke ezan okurken ölseydim!

İşte günümüz Müslümanlarının hali bu. Zalim ve zorbaların gayr-i meşru isteklerini yerine getirdikçe  zulmün duracağını zanneder. Halbuki Rabbimiz c.c, "Benden korkarsanız çıkış kapısı açarım. Ummadığınız yerden rızıklandırırım" buyuruyor. Ayrıca, Yahudi, Hıristiyanlar, dinlerine -yollarına-karakterlerine girmediğimiz sürece asla bizden razı olmayacaklar..

 ***

Her yer Suriyeli doldu diyenlere...

"Medineli ensar kira fiyatlarını yüzde 300 artırsaydı, ensar ev sahipleri muhacirlerin kızlarını kiraya saysa idi, ensardaki esnaf, muhacirleri 3 kuruşa çalıştırıp köpek muamelesi yapsaydı, Sonra Medine halkı çıkıp, "Yeter ulan bıktık bu Mekkelilerden, her yer Mekkeli" diye isyan etseydi vallahi Allah Medine'yi yerin dibine sokardı."

 ***

Okul tercihleri veya eti senin kemiği benim!

Bugünlerde liseler için tercihler yapılıyor. Her yer "Ben okuyamadım, oğlum veya kızım okusun" diyenlerle dolu. Veya çocuğun en iyi fakülteyi kazanabilmesi için en bilindik liselere kayıt yaptırabilme peşinde veliler. Rehber öğretmenler de meseleye aynı pencereden bakıyorlar maalesef...

Oysa çocuğa en uygun okul şu denmeli. Sırf puanı yüksek diye uyum sorunu yaşanacak okullara yollayarak çocukların gelecekleriyle oynamamayı öğütlemeli öğretmenler ve aklı başında büyükler...

Öte yandan okumada gözü olmayan çocukları da sırf kendi egomuz uğruna zorla bi yerlere kayıt ettirip "oku oğlum, oku kızım" diye ısrar da etmeyelim. Bilmelisiniz ki bu yöntemle kimse bi yere varamaz! Diploma almadan da çok başarılı bir iş adamı veya yönetici olunabilir. Konuyla ilgili çok örnek var. Lisede başarısız olduğu ve zar zor bitirdiği için sanayiye verilen, ancak çalıştığı tamirci dükkanında süper işler çıkararak bir öğretim görevlisinin dikkatini çeken genç, yetenek imtihanıyla girdiği güzel sanatlar fakültesinde şuan bir akademisyen mesela...

Bizde yanlış bir anlayış var, çalışan çocuk okumaz deyip çocuğu hiç işe vermemek, ya da bir iş yerine, “Eti senin kemiği benim,” diyerek verip, gizliden tanıdık patrona çocuğu ezdirmek. İkisi de çok yanlış bakış açıları…

Çocuğumuz okusa da okumasa da toplumla uyum içinde, başarılı ve saygın bir birey olabilmeli ki bunun yolu, çocuklara hayatı erken yaşta öğretmektir. Başarılı bir öğrenci de olsa çocuğunuzu haftada 1-2 gün, 3-5 saat bir işe verin. Topluma ”Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diyen ve kendisinden daha güçsüz gördüklerini ezen, onlara parayla, güçle, lüksle hava atan bir canavar yetiştirmek istemiyorsanız bir konfeksiyoncunun, marangozun, kasabın, manavın, tamircinin hayatını tecrübe etmiş bir çocuk yetiştirin; empati böyle edinilir, başka reçetesi yoktur...

Doğu toplumları yaşadıkları sorunların kaynağını yönetimde, Batı toplumları üretimde aramaktadır. O yüzden bizler çocuklarımızı hep “üstün yöneticiler” olmaya yetiştiririz. Ülke meselelerini üretim (ekonomi) değil, hep yönetim (siyaset) boyutuyla tartışırız. Üretim yapılarını değil, yönetim yapılarını hedef alırız.

Çocuklarınızı yönetici olmaya değil, önce üretici ve katılımcı olmaya yetiştirin. Bırakın çocuğunuz kendi yeteneklerine, becerilerine ve tecrübesine göre kendisi seçsin hayatta izleyeceği yolu.

Okuyacak çocuk sizin zorlamanıza gerek duymadan en güzel liseyi de fakülteyi de kazanır okur bitirir, okumayacak çocuk da sevdiği işte başarılı olur zaten. Çocuklarımızın büyüdükleri zaman 'ADAM' olmalarını dert etmeliyiz. 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Yalçın Özer
20 Temmuz 2017 Perşembe 13:27
13:27
Mükemmel tesbitler için tebrik ederim, teşekkürler
195.142.127.130
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim