• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 1 °C
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular

İkinci Habur Vakası

Ufuk Karadavut

Ülkemizde nelerin olduğu ve nelerin olabileceği konusunda tahminlerde bulunmak oldukça zor. Çünkü olayların günü gününü tutmuyor. Olayların ardı arkası kesilmiyor. Ama bütün bunlara rağmen söylenmesi kesin olan bir şey var ki ülke bütün kurum ve kuruluşları ile yönetimi ile PKK ve yandaşlarına kayıtsız ve şartsız teslim olmuş dudumdadır. Görünen budur. Nedeni ise son günlerde yaşadığımız ikinci Habur vakasıdır. İkinci Habur vakası dediğimiz olayın Habur sınır kapısında geçmesinden değil. Olayın Habur sınır kapısında yapılan hukuk katliamı ve PKK’lı teröristlere verilen tavizler, onlara verilen birinci sınıf vatandaşlık ruhsatı ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin yerin dibine geçirilişine yaptığımız şahitliktir. Hatırlayın Habur da neler olmuştur. Hükümet yetkilileri ile PKK yetkililer Atatürk Orman Çiftliğinde bir araya gelerek PKK’lıların teslim olmaları konusunda anlaşmışlardı. Teslim olanlara devlet kesinlikle dokunmayacaktı. Hani bazı gariban gençlerin sınavları protesto için yaptıkları masumane gösterilere müdahale eden onların kafalarını kıran gözlerini çıkaran, tutuklayan döven söven emniyet güçleri onlara ses çıkarmanın ötesinde yardımcı bile oldular. Olmaları da gerekiyordu çünkü onlar birinci sınıf vatandaşken gariban Türk çocukları en büyük tehlikeydiler ve daha önemlisi onlar sınıf dışıydılar.

Neler olmuştu kısaca hatırlayalım: 'Demokratik açılım'a destek amacıyla Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine Kandil ve Mahmur'dan yola çıkan 34 kişi Türkiye’ye giriş yaptı ve yetkililere teslim oldular. Türkiye tarafında toplanan binlerce kişi gelenleri alkışlarla karşıladı. Görseniz âdete orası Türkiye değil başka bir ülkeydi. Bizim yetkilerimiz ise olayı sadece seyrediyorlardı. Mahmur ve Kandil'den gelen gruplar için Diyarbakır Şırnak Mardin ve Van Barosuna kayıtlı 45 avukat otobüsle Habur sınır kapısına alındı. Avukatların gelenlerin ifade işlemleri sırasında hazır bulundular. Hazır bulunmalarının sebebi ise ifadelerinin alınacağı beklentisi idi. Oysa olmadı. Ankara’dan mahkemeyi teröristlerin ayaklarına götürdük ve orada pişman olmadıklarını ısrarla vurgulamalarına rağmen bizim mahkemelerimiz “hayır siz pişmansınız farkında değilsiniz” dedik ve sorgusuz sualsiz serbest bıraktık. Bu kişilerin yanında Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve TBMM Başkanlığı'na hitaben yazılan mektuplarda vardı. Bu mektupları da aldık ve gereken yerlere ulaştırdık.

Şimdi benzer bir olayda yakın zamanda yaşadık. Yüksek seçim kurulu bazı bağımsız adayların belgelerinin eksin olduğunu belirterek müracaatlarını kabul etmedi. Bunun üzerine ülke yangın yerine döndü. Sayısız Türk bayrağı ayaklar altına alındı. Masum insanlar taşlandı, dövüldü, işyerleri yakılıp yıkıldı. Elbette bizim güvenlik güçleri bizim baktığımız gibi baktılar. Olan işyeri yakılan yıkılan kişilere oldu. Yüksek seçim kurulu olaylar üzerine eksik belgeler gelirse yeniden değerlendirme yaparız dedi. Ve başta hükümetin baskıları ile geri adım attı. Bağımsız adayların seçime girmelerinde bir engel yoktur diyerek adaylara vize verdi. PKK ve yandaşları yeni bir zafer kazanmış oldular. Bu aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin rezil olasının aşağılanmasının bir resmiydi. Bu ilk değildi. Anlaşılan son da olmayacak. Ama bunun sonu nerede bitecek tam olarak kestirmek mümkün değil. Güneydoğu için “burası zaten bizim, batı ise ortak memleketimiz” diyen zihniyetin amacı gayet açıktır. Ama kimse umursamadı. İkinci Habur skandalı olarak tarihe geçen olayla bir kez daha anladık ki, ülkemiz bütün kurumları bizim olmaktan çıkmıştır. Kürt olmanın dayanılmaz üstünlüğü bu olayda da kendisini göstermiştir.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
iremezan yıllık
29 Nisan 2011 Cuma 16:08
dam üstünde saksağan...
Sayın yazar, "... başta hükümetin baskıları ile geri adım attı. Bağımsız adayların seçime girmelerinde bir engel yoktur diyerek adaylara vize verdi..." diyorsunuz...
bu bir faraziye. ve bu faraziye üzerine bina yapıp hükümet eleştirisi konduruyorsunuz. hükümet YSK'yı nasıl kararından vazgeçirir, bilmiyor musunuz ki bu YSKcıların belki de tamamı CHP kafalı ve ergenekon meselesine sıcak bakan yüskek yargı üyelerinden oluşuyor... hükümeti dinlerler mi, hükümetle ne alakası var...
tamam MHP'ye puan kazandırmaya çalışın, bu sizin de hakkınız.. yazabilirsiniz, ama yazdıklarınız yere bassın...
88.225.216.72
Ahmet Hadi
29 Nisan 2011 Cuma 10:27
Tebrik ve teşekkür
Bu olayı bu kadar net, hem de memleket'te yazdığınız için tebrik ve teşekkür ediyorum. Size cevabı inşallah Serdar Usman verir ve bu konuda CHP'nin ne kadar suçlu olduğunu anlatıp ikna eder herkesi.
195.177.206.66
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim