• BIST 97.713
  • Altın 144,195
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Konya 13 °C
  • FETÖ'den "ByLock helal fetvası"
  • Bakan açıkladı: PTT'ye 5 bin kişi alınacak
  • Gülen'in pasaport iptaline ilişkin yasal süreçte sona gelindi
  • FETÖ'den "ByLock helal fetvası"
  • Bakan açıkladı: PTT'ye 5 bin kişi alınacak
  • Gülen'in pasaport iptaline ilişkin yasal süreçte sona gelindi

İKİ İLERİ BİR GERİ

Derviş Argun
Herkes hükümetin iki ileri bir geri yaptığını ve yapmaya çalıştığı değişimlerle ilgili yaptığı geri dönüşlerin beceriksizlik yada direnç eksikliğinden kaynaklandığını söylüyor. Bence bu çok haksız bir yaklaşım. Çünkü bunları söyleyenlerin farkına varamadıkları şey, Türkiye’nin statükosu en güçlü ülkelerden biri olduğudur. Bu ülkede statükoyu oluşturan, değişime karşı duran, ilerleme yada tüm alanlarda özgürlüklerin kazanılmasına tepki koyan kesim, varlık sebebi saydığı bir takım değerlerden taviz vermeden hükümet edilmesini istiyor. Bu istek sadece İslamcı kimliği olan Ak Parti için değil, ideolojisi ne olursa olsun tüm partiler ve tüm hükümet modelleri için geçerli. Eğer biz bu derin anlayışın Türkiye de ne anlama geldiğini kavrayamazsak Ak Partinin TCK uzlaşması için CHP önüne çadır kurmasını da kavrayamayız. Bunu kavrayamaz isek de sürekli bağcı döver üzümü başkasına yedirtiriz. Dünyada üzüm yemekle ilgili kararlı toplumlar ülkelerinde Gandi’nin de dediği gibi “Doğru hedefe doğru adımlarla gidilir” anlayışıyla hareket etmişlerdir. Çünkü siz, körler, sağırlar ve dilsizleri oynarsanız sorunları görmezden gelir sürekli üstünden atlarsanız halkınızın da sizinle ilgili yakıştırmalarına göğüs germeniz gerekir. Hükümetler adına doğru hedef, hükümet ettiği halkın ekonomik siyasal ve sosyal açıdan mutluluk ve refahını sağlamaktır. Doğru adım ise bu anlamda karşı duran güçleri ne olursa olsun halkıyla paylaşarak çözmektir. Bu çözümde sizin paylaştığınız güç halkınız değil de, sorun çıkaranlarla anlaşma ihtimali olanlar olursa, çok uzun yol aldığınızı zannettiğiniz bir dönemde sizi başlangıç noktasına geri çevirdiklerini görürsünüz. Bu ise hem yol aldıklarını zannedenler hem de yol alanları seyredenler açısından bir yıkılmışlık öyle değilse bile bir yılgınlık anlamına gelir. Yönetenlerle sizi, tekrar başlangıç noktasına geri gönderme ihtimali olanlara karşı yanınızda tutmamız gereken güç, AB yada onların iç mimarları değil halkın ta kendisidir. Halkının desteğini almamış iğreti dostluklar zor zamanda yüzüstü kalmak anlamına gelir ki doğulu kimliğiyle geçmişimiz bu anlamda bir çok örnekle doludur. Bunlardan bir tanesini sizinle paylaşarak yazımı bitiriyorum.Eskilerden bir adam oğlunun dostlarını ve dostluk anlayışlarını eleştirir ama bir türlü oğluna kabul ettiremezmiş.Oğlu da babasının yanlışta olduğunu iddia eder, babasının uyarılarını dikkate almazmış.Baba bir gün oğlunu çağırmış demiş ki,- Oğlum senin en iyi dostun kimdir? Oğlan,- Ahmet’tir demiş. Baba, şimdi bir koyun kes, koyunu çuvala koy ve arkadaşına deki demiş göndermiş. Oğlan en iyi arkadaşının evine çuval sırtında varmış ve kapıyı çalmış.Arkadaşı pencereden bakmış ve en iyi dostunu görünce, - Oooo.. kardeşim hoş geldin çık yukarı demiş.Arkadaşı,- Gel hele demiş durum kötü yardımına ihtiyacım var.Arkadaşı aşağı inmiş.Oğlan, - Kardeşim demiş buraya gelirken birisi bana, bende ona uyladım delikanlılık ağırbastı adamı öldürdüm çuvala koydum.Şimdi yardım et bundan kurtulmam lazım.Arkadaşı olayın vahametini görünce,- Aman demiş, benim işim,benim aşım,benim eşim ve kapıyı örtmüş yukarı çıkmış.Oğlan boynu bükük sırtında çuval babasının yanına gelmiş.Baba, - Şimdide demiş şu adresteki kahveci Yusuf’a git.benim oğlun olduğunu ve selamımı söyle.Oğlan sırtta çuval kahveci Yusuf’u bulmuş demiş ki böyle böyleadam oğlana ve çuvala bakmış- Senin buraya geldiğini gören var mı,takip eden oldu mu ,buraya geldiğini kimseye söyledin mi demiş. Oğlan, - Hayır kimse görmedi deyince hemen bahçeye almış oğlanın şaşkın bakışları arasında kazma kürek çukur kazıp çuvalı gömmüş. Üzerine de toprak koyup gül ekmiş oğlana da,- Var git babana selam söyle, ben seni görmedim sende beni tanımıyorsun demiş.Oğlan perişan bir vaziyette babasının yanına dönünce babası demiş ki, - Şimdi tekrar geri dön.Bir kahve iste, kahve şekerli ise niye şekersiz değil diye şekersiz ise de niye şekerli değil diye kahveciye tokat at.Oğlan aman baba, yaman baba demişse de babasının ısrarı ile geri gitmiş ve,- Kahveci! bana bir kahve yap demiş. kahveci tanımazlıktan gelerek kahvesini getirmiş, oğlan bir yudum alınca da tekrar,- Kahveci! bu kahvenin neden şekeri yok demiş ve adama bir tokat ak şetmiş adamoğlanın sırtını sıvazlamış ve- Koçum, babana selam söyle “biz bir tokat için gül sökmeyiz” demiş ve göndermişBu bir kıssa, ama bize de hükümetlere de bir tokat için gül sökmeyecek dostlar lazımDerviş Argun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim