• BIST 106.991
  • Altın 151,567
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Konya 12 °C
  • "Fiyat etiketinde yanıltıcı uygulamalara taviz yok"
  • Erdoğan'dan uyarı: "Televizyondan izliyorum sizi salonda göremiyorum!"
  • RTÜK'e Konyalı yeni üye!
  • "Fiyat etiketinde yanıltıcı uygulamalara taviz yok"
  • Erdoğan'dan uyarı: "Televizyondan izliyorum sizi salonda göremiyorum!"
  • RTÜK'e Konyalı yeni üye!

İki eğitimciden iki kitap

Zeki Oğuz

Son bir haftadır, şehrimizin yetiştirdiği iki değerli eğitimcinin kitaplarını okudum.

Özellikle anı kitaplarını çok severim, değer vererek okurum. Böylesi kitaplarda yerel kültürün yanı sıra yerel tarihi de öğrenirim.

Şehrimizin değişik okullarında öğretmen ve yönetici olarak görev yapan Demir Ali Göker “Akıp Giden Zaman”ı 2006 yılında yayınlamış. Üç ay kadar önce arkadaşım Mehmet Uçar’ın bürosunda gördüm. M. Uçar bu tarz kitaplara meraklı olduğumu bildiği için armağan etti kitabı.

Demir Ali Göker Yelbeyi köyünden. Babası Abdurrahman Göker’de köyün ilk eğitmenlerinden biriymiş. D.A. Göker Konya Lisesini bitirdikten sonra Balıkesir Necati Eğitim Enstitüsü’nün parasız yatılı bölümünü bitirir ve 45 yıl öğretmen ve yönetici olarak görev yapar.

 

449 sahife tutan “Akıp Giden Zaman” da Yelbeyi’nin gelenek ve göreneklerinden, tarihine, eğitim dünyamızın değişik yönlerine birçok bilgiye ulaşmak mümkün. Anlatılanlar arasında yürek burkan acılar da var. Örneğin 1970 li yıllarda kapatılan Kız Öğretmen Okulu ve Lisesinin kapatılış öyküsü gibi. 12 Eylül döneminde Atatürkçü öğretmenler üzerinde yaratılan ağır baskılar gibi.

Kitabın son bölümüne Yelbeyi köyü ve Göker ailesine ait fotoğraflar konmuş.

 

Ali Koçak öğretmeni tanıyalı iki ay kadar oldu. Anı kitabı “Sarı Köpek ve Köy Enstitüleri olmasaydı” yayınlanalı bir hafta oldu. Yani dumanı üstünde. Evlerinde çayımızı yudumlarken kitaba neden böyle bir isim verdiğini bu isimden neden vazgeçmeyeceğini anlatmıştı Ali Koçak öğretmenim.

Yollarbaşı (İlisra)’da 1924 yılında dünyaya gelir Ali Koçak, Yoksul bir ailenin çocuğudur. Okumayı çok İster ama ailenin buna gücü yetmez. Köyde çocukları olmayan zengin bir aile evlatlık olarak alırlar. Ali Koçak’ı. Yeni babası giymesi için yeni bir çarık diker. A. Koçak sabah yumuşacık giyebilmek için biraz ıslatır ve toprağa gömer ama sabah kalkınca çarığın bir eşini evin sarı köpeğinin yediğini görür. Bunun üzerine babalık ağır hakaret eder. Buna da yanamayan A. Koçak baba evine geri döner.

Eğitimcimiz ağabeyinin desteğiyle Karaman Ortaokuluna yazılır. Ardından sınavları kazanarak yeni açılan İvriz Köy Enstitüsüne girer ve öğretmen olur. Üç yıl kadar kendi köyünde öğretmenlik yaptıktan sonra Gazi Eğitim Enstitüsünün Özel Bölümüne girer ve müfettiş olur.

 

Eğitim tarihimizin kısa bir özeti gibi kitap. Kitapta hayli emeği geçen Bayram Sarıtaş’ın sözleriyle bitirelim yazıyı.

“Köy enstitüleri her zaman bir efsane, bir destan olmuştur. İnanılmazı başarmanın, yoktan varetmenin, siyahı beyaza döndürmenin destanı. İnsan, doğa ve memleket sevgisini bu denli yürekten verebilen, toprağı ekerken cehaleti yenebilen, sanatla zenaatı buluşturabilen, çalışmayı, bilgiyi ve dürüstlüğü bir erdem olarak sindirebilen ve bi inançları doruk noktasına taşıyabilen bir başka kurum olmuş mudur? Bilmiyorum.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim