• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Konya 1 °C
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde

İddia Sahibi Olmak-2

Ufuk Karadavut
Modern çağlarda artan bir ivmeyle gerçekleşen toplumsal gelişmenin temelinde teknolojik ve ekonomik faktörlerin yanında belli bir fikre sahip idealist insanların gösterdikleri başarıların yeri azımsanmayacak kadar çoktur. Belli bir konuda iddia sahibi olmak ancak iyi bir eğitim ve yönlendirme ile olabilir. Nasıl ki kullanılmayan bilgi hazineleri etkin bir görev yapmıyorlarsa, kullanmadığımız ideallerimiz de bize bir fayda sağlamaz. Ancak önce şunu düşünmemiz gerekiyor: Biz belli fikrin sahibi miyiz? Bizler idealist miyiz? Gerçek anlamda idealist ve fikir sahibi insanlar taklitçi değil daime yenilikçi ve geleceğe açık olan insanlardır. Bu insanlarda zihinsel bir enerji, düşünme gücü, yeni sentezlere ulaşabilme, sonuç çıkarabilme ve keşfedebilme özellikleri vardır.Belli bir fikir sahibi olabilmek için her şeyden önce insanlara Özgüven duygusunun verilmesi gerekmektedir. Çünkü, kendilerine ve karşılarına çıkacak engellerle savaşabilecek gücü kendilerinde bulabilen insanlar başarıya ulaşabilirler. Bu duygu hayatın hemen her kademesinde karşımıza çıkan temel bir özelliktir. Özgüven duygusunu çocukluktan itibaren vermek gerekmektedir. İkinci olarak insanların yeniliklere açık olması ve bu konuda hevesli olması gerekmektedir. Yenilikleri öğrenmek, gelişmeleri takip etmek için hevesli olmak önemlidir. Bu duygu olmadığı sürece ilgi sahibi olamayacağımız gibi herhangi bir fikrin sahibi olabilmek mümkün değildir. Emerson ‘Heves olmadan büyük başarılar kazanılamaz’ derken insanları heveslendirmenin ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır. İnsanları belli konularda heveslendirmek oldukça kolaydır. Asıl zor olan verilen yada kazandırılan bu duyguların varlıklarının sürdürülerek korunmalarının sağlanmasıdır. Bu hiçte kolay değildir. Çünkü, heves duygusu oldukça kırılgan bir yapıdadır. Sürekli desteklenmediği taktirde kısa sürede kaybolabilir. Özellikle de toplumumuzda sık karşılaşılan şekliyle heveslerin başkaları tarafından anlaşılamaması, küçük görülmesi yada alay edilmesi nedeniyle hevesin kırılması sık görülebilmektedir.İnsanların acıma duygusundan mahrum olmaları veya mahrum bırakılmaları da gelişmeyi önemli ölçüde etkileyebilmektedir. Televizyonlarda seyrettiğiniz, gazetelerde okuduğunuz yada gündelik yaşamlarınızda gördüğünüz içler acısı pek çok olayın görmezden gelinmesi, basite alınması yada duyarsız davranılması insanların artık acıma duygularının kalmadığının bir göstergesidir. Acıma duygusunun yerleştirilmesi ancak insanlardaki merhamet duygusunun geliştirilmesi ile mümkün olabilir. ‘Merhamet etmeyene merhamet edilmez’ diye buyuran Yüce Peygamber bunu çok iyi bildiği için insanları her zaman merhametli olmaya, zalim olmamaya davet etmiştir.Saygılı insanların olmadığı ya da oldukça az olduğu bir toplum sevgisiz bir toplum olmuştur. Saygı bugün için modası geçmiş ve eskitilmiş bir kelime olsa da önemini asla kaybetmemesi gereken bir özelliktir. Özellikle toplumumuzdaki yozlaşmanın temelinde saygı kavramının kaybedilmesi yattığı için saygı kavramını geri getirmemiz gerekmektedir. Saygılı insanlar toplumun gelişmesinin olmazsa olmazlarıdır. Gelişme ve İdeal sahibi olma ancak birbirine ve düşünceler saygı duymakla başlar. Örneğin, suç toplumdaki insanlar ve adalete saygısızlıktır. Kalitesiz mal kaliteye saygısızlıktır. Yalan habercilik gerçeğe saygısızlıktır. Saygının ayrılmaz bir parçası olan doğruluğu ve dürüstlüğü, yalan söylememeyi ve insanlara güvenme duygusunu yeniden kazanmak gerekmektedir. Elimizde olanları insanlarla yeniden paylaşabilmeyi hatırlamalıyız. İnsanlarımızın değişiklilerle mücadele yeteneğine sahip olabilmeleri gerekmektedir. Sürekli değişen toplumlarda beklenmedik olayların olması kaçınılmazdır. Bunlarla başa çıkabilmek ancak kırılganlıkların giderilerek esnek olabilmekle olabilir. İyi niyetli olmak, olayları iyi niyetli olarak yorumlamak ve değerlendirmelerini yapmak önemlidir. Başarılı olabilmek ve fikirlerimizi taze tutabilmek için bu gereklidir.Umutlu insanların olduğu toplum aynı zamanda gelecekten bir şeyler bekleyen ve yeniliğe açık olan toplumlardır. Bugün için ülkemizdeki insanların temel ihtiyaçlarından birisidir umut. Karanlığın ardından mutlaka bir aydınlığın geleceğine, her derdin bir çaresi olduğuna, her sorunun bir cevabı ve her sorunun bir çözümü olduğunu bilme inancı insanları olgunlaştırır ve geliştirir. Korku, karamsarlık ve hüzün bulaşıcı bir hastalıktır. İdealist insanların bir özelliği asla olamaz. Her başarısızlığın başarısızlık olmadığı, pek çok başarısızlığın sonunda bir başarının beklediğine inanılırsa insanlarımız kendinden emin olarak daha sağlıklı kararlar alabilirler. Aslında hemen her şey insanlardaki inancın eksikliğinden kaynaklamaktadır. İnanmak ve inandığını yaşayabilmek en temel şey. Yukarıda saydıklarımızın hemen hepsi inancımızın temel karakterlerini bünyesinde barındırmaktadır. Yüreğiniz inanç ve sevgiyle dolu olsun…
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim