• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -3 °C
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri

İddia Sahibi Olmak-1

Ufuk Karadavut
Yaşadığımız dünya hızlı bir şekilde değişiyor. Değişimin ötesinde adeta yeniden şekilleniyor ve şekillendiriliyor. Türkiye ise bu değişimin veya şekillendirmenin ortasında duruyor. Doğu ve Batı medeniyetlerinin birleştiği noktadaki ülke Türkiye. Değişimi başlatan ve yönlendiren oldukça kuvvetli görünen bir güçte mevcut. Bu gücün adına kısaca Batı diyebiliriz. Nenden Batı derseniz; Bu ülkeye son üç yüz yıldır getirilen her türlü fikir hareketleri ve yenilikler hep batı’dan gelmiştir. Bugünde yenilikler adı altında her şey batıdan geliyor. Batı kısa adı ile yıllardır Türkiye’yi yönlendiren ve yönetmeye çalışan gücün kısa adı. Bu kısaltmanın altında pek çok ülke var. Günümüzde Batı dünyada hakim güç olan duygu düşüncesini daha da ilerleterek her türlü ahlaki yada gayri ahlaki düşünceleri eyleme dökmüş gözüküyor. Yapılanlar düşüncelerinin ne kadarını ifade ediyor bunu bilemiyoruz. İnşallah düşüncelerinin küçük bir kısmını içermiyordur. Küçük bir kısmı böyle olursa tamamı nasıl olur düşünmek dahi istemiyoruz. Batı kendi kültürleri, kendi düşünceleri ve inançları dışındaki bütün düşünce ve kültürleri yok saymak veya yok etmenin peşinde. Yok edilmesi oldukça zor görünen ve güçlü olduğuna inanılan kültür ve inançları ‘yok edemesek de yıpratalım’ düşüncesinden hareketle yıpratmaya çalışıyor. Bütün yollar denenerek insanların kültürel birikim sahibi olmaları, inançlarını kaybetmeleri yada yanlış inanış sahibi olmaları için çalışmalar başarılı bir şekilde yapılmaktadır. Doğru dürüst yönlendirilmeyen insanlar bunalımdan kurtuluş yolu olarak zorunlu olarak Cemaatlerin kucağım itilmektedir. Böylece cemaatleri kontrol altında tutmanın kolay olduğunu bilen güçler insanların kontrol dışına çıkmalarına izin vermemektedir. İslam, Allah’ın korumasında bu nedenle kıyamete kadar varlığını sürdürecektir. Bu konuda kimsenin şüphesi olmaması gerekir. Batı bunun farkında ve insanlarımızın dinden uzaklaşmalarını zor -ama imkansız değil- olduğunu bildiğinden (gerçi son bir yılda 10 bin Türk gencinin din değiştirmek için resmi müracaatta bulunduğu ifade ediliyor) inanan insanların inançlarını bozmak gayreti içine girmiş bulunuyorlar. Bunun içinde kulağa hoş gelen ‘Ilımlı İslam’ projesi hayata geçirilmiş durumda. Ne demek ılımlı İslam. Kimin haddine İslam’ı ılımlı yada şiddet yanlısı yapmak. İslam kendi içerisinde özel kuralları olan ve Allah katındaki tek dindir. Peki ılımlı İslam projesini kimler destekliyor biliyor musunuz. Amerika, Avrupa ve İsrail. Bu ülkelerin desteklemesi bile bu projeye karşı çıkılması için yeterlidir sanıyorum.Hatırlarsanız geçtiğimiz günlerde yapılan toplantılarda ‘Türkiye Türklere bırakılmayacak kadar kıymetli’ diyenler bu günde aynı şekilde ‘Türkiye kendi haline bırakılmayacak kadar önemli’ diyebilmektedirler. Kendi haline bırakmamak demek kendine ait fikirleri, düşünceleri, inançları ve hepsinden önemlisi iddialarının olmaması demektir. İddia sahibi olmuş ve geçmişten gelen sorumluluklarının bilincine varmış bir Türkiye batının çözülemeyen en büyük sorunu olacaktır. Bu nedenle yapılan her şey aslında ‘Türklerin iddia sahibi olmamaları’ içindir. Türklerin her hangi bir iddia sahibi olmaları, var olduğuna inanılan yada düşünülen iddiaların yitirilmesi, başka kültürlerin ve inançların etkisi ile bozulması, yabancı kültür ve inanışların esiri olması ve –Allah korusun- orta ve uzun vadede sadece Türkiye’nin değil aynı zamanda bütün Türklerin yok olmalarının sağlanması. İstenen ve planlanan bunlar. Şu bir gerçek ki, Türkiye ve Türkler İslam coğrafyası içerisinde kültürel birikimle büyük bir potansiyeli bünyesinde barındırmaktadır. Bu potansiyel harekete geçerse İslam yeniden yıldız devrini yaşayabilecektir. Bu ancak Müslüman Türkler’in kendilerine dönmeleri ile mümkün olabilecektir. Dünya yeniden kurulur ve şekillendirilirken Türkiye’nin bu yapılanmada hak ettiği yeri alması gerekmektedir. Bunun içinde bu ülkeyi sevenleri bir an önce, Müslüman Türklerin yeniden söz ve iddia sahibi olabilmelerini sağlayacak plan ve projeleri yapmaları gerekmektedir. Bu tür büyük projelerin bir an önce hayata geçirilmesi yalnızca Türkiye için değil aynı zamanda bütün İslam dünyasını ilgilendiren bir konudur. İslam dünyası Türkiye’nin hazırlayacağı ve yürüteceği projeler ile ayakta kalabilir. Pakistan devlet başkanı Muhammed Ali Cinnah hayatta iken Pakistan halkına şu tavsiyeyi yapmıştır: ‘Türk Milleti’nin idaresindeki her türlü işin yanında ve yakınında olun’.Ülkemiz, eğer tedbir alınmazsa ve iddia sahibi insanları yetiştiremezse, kökünden kopmuş, milli ve manevi değerlerini bilmeyen ancak kendisini ilerici, aydın ve en iyi Müslüman olarak gören ve kendisinden başkasını Müslüman olarak görmeyen bazı cemaatler gibi taassup içerisinde bozulmuş, yıpranmış ve bitmiş bir ülke olacaktır.
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim