İçimizde çok hain var!!!

     Bu yazıma böyle bir başlığı atmamayı çok düşündüm, fakat sabrım taştı.

Son bir yılın aleyhte köşe yazısı ve video başlıkları:

-ERDOĞAN rejimi için sonun başlangıcı,

-Şimdi ne olacak?

-Ekonomi battı batıyor, her şey kötüye gidiyor. Yeni bir dalga daha gelecek.

-Ne olacak bu memleketin hali?

-Senin neyine Suriye, neyine Akdeniz, neyine S 400, bağımsız Türkiye?

-ERDOĞAN gitti, gidiyor.

     Ey gafil! 1960 yılında Menderes gitti eline ne geçti? 1993’de ÖZAL gitti elinize ne geçti? 1997’de ERBAKAN gitti de elinize ne geçti? ERDOĞAN gidecekte elinize ne geçecek? Sadece o sahte sevincinle ancak bir gün avunur, bir gün sevinirsin. Sonra  ülkenin gerçekleriyle yüz yüze kalırsın. Sonra esas sevinen sen değil, dış güçler ve içerdeki  işbirlikçileri olur.

     Bir ülkede istikrarın devamı için üç ayak, etken vardır; devlet, yöneticiler ve halk. Bu ayaktan birisi görevini eksik yaparsa  aracın lastiği patlar ve denge bozulur.

     Acaba bu faktörlerden, etkenlerden ‘halk ayağı’ üzerine düşeni tam yaptı mı?

     Devlet iyi niyetli olarak bir çok alanda yüzlerce teşvikler sundu. Bu teşvikler iyi niyetli ve amacına uygun kullanıldı mı? Bu sektörlerde sıkıntı varsa yönetenlerin ne suçu günahı vardır?

   Sanayiciydik, biraz fazla kazanınca işimizi büyütmedik, kazandıklarımızla müteahhitliğe, başka dallara soyunduk. On dairemiz varken, hanımın sözüne uyduk yeni bir semtten yeniz bir siteden 11. Daireyi bir milyona aldık. Özür dilerim ne hattimize, kazanç senin para senin istediğini alırsın. Bu sektörde sıkıntı olduysa yönetenlerin suçu günahı nedir?

     17 yıllık AK Parti iktidarında musluklardan kazanç aktı. Bu musluklardan, çalışan, çabalayan, sebebini işleyen CHP’lisi, HDP’lisi, MHP’lisi, AK Partilisi, partilisi, partisizi herkes testisini doldurdu. O yıllarda yan gelip yatıp, testisini doldurmayanlar olduysa yönetenlerin suçu günahı nedir? Yönetenler kapı kapı dolaşıp insanlara içi para dolu cüzdan dağıtmazlar.

     Bir milyon tl ile müteahhitliğe başladık. Bu paranın da yarısı ile lüks otomobile bindik, lüks ofisler kurduk. Para kaldı elde 500 bin tl. Yapılan her daire istenilen fiyata satılıyor diye, sektörün zincirinde olan herkes fiyatları da şişirdi. Ekonomide durgunluk yaşandı ve emlak satışları düştü. Bunda yönetenlerin suçu nedir?

     İki yıl önce marangozlar sanayinde seçim gezisi nedeniyle esnaf ziyareti yapıyorduk. Esnafın birisi açtı ağzını, yumdu gözünü, iktidarı ve yöneticiyi eleştirdi. Çok şeyler anlatmama rağmen ikna edemeyince, yakınındaki diğer esnaf; ‘’ne anlatırsan anlat onu ikna edemezsin. O şu andaki servetinin % 70 ini bu iktidar zamanında kazandı. O körü körüne muhalefetlik, nankörlük yapıyor’’ dedi. Böyle kişiler kazandıkça aç gözlülük yapıyorsa, bunda yönetenlerin ne suçu olabilir.

     Özellikle son 15 yıldır, faizli ticarete dizlerimize kadar batmıştık. Allah kullarını seven, acıyan, koruyandır. Faizler sıfıra yakın gidince, toplum olarak faiz batağına belki de daha fazla batacaktık.   

     17 yılda yapılanları yazmaya buradaki satırlar yetmeyeceği gibi, kitaplara da sığmaz.

     Ülkemizde 1960 ile 2001 arasında onlarca ekonomik kriz, devalüasyonlar yaşadık. Öncekilerin hiç birisinde şimdiki kadar o günlerin iktidarlarına bu kadar tepki göstermedik.

     Fertlerin kaderi olduğu gibi, toplumların, şehirlerin, devletlerinde bir kaderi vardır. Belki toplum olarak kaderimizde olanı yaşıyor, toplu imtihan oluyoruz.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.