• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Konya 1 °C
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde

İçi Boşaltılan Üniter Yapı

Ufuk Karadavut

“Üniter yapımız bozulmasın” cümlesi son zamanlarda oldukça yoğun olarak kullanılır oldu. Üniter yapıdan kim ne anlıyor ya da ne kastediyor bunu bilmek gerekiyor. Ama insanın içinden geçenleri tam olarak bilmek mümkün olmuyor. Üniter yapımız bozulmasın ama nasıl bozulmasın bunun konuşulması gerekiyor. Her üniter yapı bizim isteklerimizi karşılayacak mı? Yoksa içi boşaltılmış ama adı Üniter olan bir devlet bize ne verecektir. Neler alıp götürecektir. Üniter yapıda; tek yapılı devlet olarak da adlandırılan üniter devlette egemenlik bir teklik ve bütünlük gösterir. Üniter devlette hukuk birliği, yasa birliği ve ülke sınırları içinde yasama, yürütme ve yargılama birliği vardır. Devleti devlet yapan kurum ve kuruluşlarda birliktelik olması temel şartlardan birisidir. Birliktelik olmadan üniter yapı olabilir mi?. Olabilir ama onun sadece adı ‘Üniter’ olur. Geri kalanı ise hikâyeden ve kendi kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir.

Üniter yapının kurulması ve yaşatılması göründüğü kadar olmamıştır. Özellikle Kurtuluş Savaşı yıllarında ülkenin kurutulması içine var gücüyle mücadele eden Türk Halkı bağımsızlığı için elinden geleni yapmıştır. Bunun pekişmesi için ise bazı yenilikler ve inkılâplar yapılmaya çalışılmıştır. Bunun sonucunda ise bir üniter yapı oluşturulmuştur.  Dünü bilmeden günümüzde üniter yapı üzerinde herhangi bir spekülasyona izin verilmesi büyük hatadır. Üniter yapının oluşabilmesi için büyük emek ve ülkenin yılları verilmiştir. Şimdi bölücüler ve yandaşları istiyor diye bunu gündeme getirmek doğru değildir. Mustafa Kemal ve arkadaşları 1923 yılında Cumhuriyeti kurduklarında temel amaçları, Türk Milletinin yanında yaşayan bazı etnik kimliğe sahip vatandaşları üniter bir yapı içerisinde, ulus bilincini de yerleştirmek suretiyle, egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu yeni millet yaratmaktı. Bunu da başarmışlardır. Genç Cumhuriyet tam 83 yıldır bunun mücadelesini vermektedir.

Üniter yapının aşınmasını isteyenler özellikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının özellikle de değiştirilemez denilen maddelerinin değiştirilmesini istiyorlar. Anayasayı değiştirin, herkes için geçerli olacak bir af yapı ve eğitim dilinin ‘Türkçe’ olmasını kaldırın. Herkes kendi istediği dilde okuyabilsin.  Bunun ardından ne gelecek biliyor musunuz; Osmanlı devletinin çökmesini hızlandıran hukukun ayrılması gelecektir. Yani denilecek ki herkes kendi mahkemesinde yargılansın, herkes kendi okulunda okusun, vs. Bunları söyleyenlerin hemen hepsi yapılacakların üniter yapıyı bozmayacağını ifade edebilmektedirler.  Hatta geçtiğimiz günlerde PKK’nın siyasi kanası olan DTP’li bir siyasetçi ‘Üniter yapı içinde bir federasyona gidilebilir’ şeklinde bir ifade kullandı. Yani iki ayrı devlet olacak ama bu üniter yapı içinde olacak. Bunun nasıl bir şey olacağını tam olarak anlama imkânımız yok ama birilerinin bizi kandırmaya çalıştığı ve üniter yapıyı bozmak istedikleri açık seçik görülüyor.  Maalesef bilinçli ya da bilinçsiz olarak üniter yapı ve ulus bilinci tehlikeye girmiş hatta saldırılara maruz kalmıştır. Baksanıza Türkiye uzun zamandır İmralı’daki kişinin açıklamalarını bekliyor. Bitik durumda olan birisi şimdi Türkiye’ye yön vereye çalışıyor. Buna izin verenlerin nasıl bir üniter yapıyı savunduklarını düşünmek dahi istemiyoruz.

Bunların ötesinde devleti güçlendirecek olan yapılar da sürekli olarak elimizden gidiyor. Türkiye bir ekonomik kuşatma içerisinde. Bu gün Fransa\'ya baktığınızda devlete ait şirketlerin özel şirketlere oranı % 35\'ler civarında. Bu oran Almanya gibi bir ülkede % 30\'larda. Ya Türkiye\'de % 10\'lara düşmüş durumda. Paraya yön veren bankacılık sistemi, sigorta şirketleri, enerji şirketler de yabancıların eline geçmiş durumda. Türkiye\'de yoksulluk sınırında yaşayan insanların sayısı 20 milyona ulaşmıştır. İşsizlik % 20\'lere yükselmiştir. Peki, bize özelleştirin diyen AB ülkelerinin üye olduğu İMF neden bu ülkelere bunu demiyor! Hiç düşündünüz mü? Türkiye bu ekonomik kuşatmayı yaramadığı sürece üniter yapı da sürekli olarak aşınmaya ve tahrip olmaya devam edecektir. Kurtuluş savaşında Türkiye\'yi kuşatamayan ve ele geçiremeyen AB ülkeleri o yenilgiyi unutabilirler mi? AB ülkeleri kadar kin güden başka ülkeler var mı acaba? O zaman ele geçiremedikleri ülkeyi şimdi kendi isteğimizle onlara veriyoruz. Onlarda seve seve alıyorlar.

Türkiye siyasi ve ekonomik bir kuşatma altındadır. Türkiye\'de yaşayan herkes, üniter yapıyı ve ulus bilinci savunan her Türk vatandaşı buna karşı çıkmak zorundadır. Aksi takdirde içi boşaltılmış bir üniter yapının içinde kalacağız. Bu ise bağımsızlığın tehlike altında olduğunun göstergesi olacaktır. Türklerin son devleti olan Türkiye Cumhuriyetini korumak ve yaşatmak hepimizin devlet olan borcudur.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim