• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -2 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

İç Güvenlik Raporu

Ufuk Karadavut
Geçtiğimiz haftalarda Milliyetçi Hareket Partisi için Türkiye’nin iç güvenliği ile ilgili bir rapor hazırlandı. Bu raporu okuyunca insan ‘Türkiye nereye gidiyor?’ diye sormadan edemiyor. Rapora göre; ‘Bugün Türkiye’de ve özellikle de büyük kentlerde sistemli olarak, önemli oranlarda etnik, profesyonel bir mal dönüşümü yapılmakta. Hırsızlık, gasp, yankesicilik, soygun ve cinayet hızla artan bir süreci yaşamaktadır. Vatandaş korumasız ve aciz duruma düşürülmüş, nerdeyse namus ve ırzını dahi korumakta zorlanır hale gelmiştir. Mafyalaşma yurdun bütününde yozlaşmanın bir sonucu olarak etkisini göstermektedir. Bu manzara karşısında Türkiye, ekonomik sorunların pençesinde boğuşurken, işsizlik had safhaya çıkmışken, dış politikada üst üste alınan yenilgiler karşısında sıkıntıdayken, bütün bu faktörlerin de üzerine çıkan ciddi ve tehditkar bir asayişsizliğin ve güvensizliğin girdabına düşmüştür.

Ülkede yaygın cinayetler işlenmekte, başta İstanbul olmak üzere her yerde gemi azıya almış hain taifesinin bilinçli, profesyonel gasp, kap-kaç faaliyetleri yaptırdıkları bilinmektedir. Kamu düzenini bozacak, toplumu yılgınlığa düşürerek, devlete olan güveni sarsmaya matuf bu tür eylemler karşısında polisin yeni anlayış ve yeni planlama ve eğitim yöntemleriyle mücehhez olarak karşı koyması gerekmektedir. Sokaklarda yaşayan madde bağımlısı binlerce çocuk, patlamaya hazır birer bomba gibi kamu düzenini tehdit etmektedir.

AB’ye giriş sürecinde polisin ve jandarmanın temel insan haklarına saygılı, nezarethane koşullarının mümkün olduğunca iyi, sanık haklarını gözetiyor olması önemli bir gelişmedir. Ancak, bu iyi uygulamaların devamı istenirken, adeta suçluyu daha güçlü konuma getirme çabaları, asayişsizliğin özendirilmesi, devlete olan güvenin sarsılması, bilinçli olarak gelen her AB heyetinin soluğu Diyarbakır’da alması, polisin göreve olan aşkının şiddetini azaltmaktadır.
Seçilmişlerin gücü, yer altı ekonomisi, yabancı devletlerin desteği, beyaz işinden sağlanan kaynaklarla bir şeytan örgütü yapılanmasıyla siyasi manevralarına hız vermiştir. Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs ile Ege denizindeki menfaatleriyle, Patrikhane’nin ekümenikliği ve Heybeliada Ruhban Okulu ile, sözde Potnus bölgesi oluşumuyla, İstanbul’un boğazlar ve Bizans mirası ile, Dicle ve Fırat’ın sularının uluslararası bir komisyon tarafından idaresi ile, Türkiyelilik mi Türklük mü meseleleriyle uğraşırken, yine nihayetinde silahlı bir başkaldırının yollarındaki taşlar döşenirken hareketsiz ve tedbirsiz beklemektedir.

Yönetim, dışarıda tam teslimiyet, içeride ise acziyet içindedir. Ülkemizde egemen blok diyebileceğimiz yozlaşmış bürokrat, tekelci büyük sermaye ve batıcı elitlerden oluşan bir güruh, demokratikleşmeden ekonomiye kültür hayatından siyasete kadar Türkiye’nin önünü tıkamaya devam etmektedir. Sömürgeci güçler, içerideki menfaat odakları ile medya baronları ile iç içeler. Bugünün Galata Bankerleri milli finans kuruluşlarını çökerterek Anadolu’nun dört bir yanına yayılmışlardır.

Sözde aydınlar, Türkiye’de Türkler adına konuşarak Türklüğü küçük görüyorlar. Konuştuklarında her türlü milli değerimizi küçük görmeye ve göstermeye çalışarak ‘biz adam olmayız’ diyorlar. Bu aşağılık kompleksinden kurtulmak için, azim ve sebatla milli benliği, hassasiyeti millete tanıtmak ve hayat ve istiklal için mücadele azmini kuvvetlendirmek lazımdır.
Millet reflekslerini kaybetmiştir. Manen çöküntüye uğramıştır. Fikir ve inanç birliği sarsılmıştır. Maddi değerlerin yağmalanması bile millet üzerinde bu kadar etkili olamaz. Yazarlar açık bir şekilde Türkiye’nin aleyhine olan her türlü yazıyı yazabilmekte ve her türlü sapık fikri destekleyebilmektedirler.

Günümüzde, devletle millet arasındaki köprüler bir bir atılmaktadır. Dış politika; ABD, AB, IMF, Dünya Bankası gibi devletler ve teşkilatların kontrolünde yürütülmektedir. Kan satışı ile kredi aldık diye sevinenler, AB taşeronluğuna soyunanları milli davamız Kıbrıs’ı ver kurtul politikasına kurban edenler, Kuzey Irakta 3 başlıklı kırmızı çizgilerimizi onursuzca ortadan kaldıranlar, 11 askerimizin başına çuval geçirilmesine seyirci kalanlar; din istismarcıları, işbirlikçiler, hainler, nüfuz ajanları, medya baronları, fikirlerini pazara çıkaran aydınlar, azınlık ırkçıları ve bölücülerdir.

Bütün bu kuşatmalara rağmen Türkiye’nin şuurlu vatan evlatlarının harekete geçmesi ve halkı bilinçlendirmesi gerekmektedir. Türkiye Avrasya merkezli bir dış politika açılımına muhtaçtır. Milli düşünen elit kadrolar elinde aydınlık, onurlu geleceğe yol alacaktır. Büyük kuşatmayı büyük milli birlik ve beraberlikle kurmak mümkündür.’

Bu rapor hazırlayanlar eminim oldukça temiz düşüncelerle öncelikle kendi partilerine daha sonrada ülkemizin genel durumunu göstererek insanlarımıza bazı gerçekleri açıklamışlar ve oldukçada faydalı olmuşlardır. Ancak burada şöyle bir sorun bulunmaktadır. Bu ve benzeri raporlar sıkça yayınlanır. Kamuoyu tarafından tartışılır, eleştirilir yada desteklenir. Bu raporu Türkiye’de pek fazla insanın duyduğunu sanmıyorum. Demek ki bir tanıtım eksikliği mevcut. Ayrıca rapor özellikle 1999-2005 dönemlerinin oldukça kötü dönemler olduğunu belirtiyor. Bu dönemler arasında iktidarda olan bir parti çalışmalarını eleştiriyorsa öz eleştiri açısından oldukça iyi olabilir. En azından yüzde 18’den yüzde 8’e neden indiklerinin cevabını bulmuşlar demektir. Ancak burada sorulması yada düşünülmesi gereken temel konu şu; Eğer ifade edildiği gibi Türkiye son derece kötü ve ‘bölünmenin’ ya da ‘’silahlı ayaklanmanın’ eşiğinde ise neden hiç kimse bunu engellemek için bir şey yapmıyor. Eğer bunlar bir abartı ise bu tür raporları hazırlayarak nereye varılmak isteniyor.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim