• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Konya 5 °C
  • Türk Lirası'nda artık Merkez Bankası Başkanının da imzası olacak
  • Bugün hava nasıl olacak?
  • İstihdam seferberliği tam gaz: İş arayana 650 TL destek
  • Türk Lirası'nda artık Merkez Bankası Başkanının da imzası olacak
  • Bugün hava nasıl olacak?
  • İstihdam seferberliği tam gaz: İş arayana 650 TL destek

İbadetlerin birliğe katkısı

Ramazan Altıntaş

İslam kardeşliği ile yoğrulmuş kişilerin oluşturduğu topluluğa cemaat adı verilir. Cemaat hayatında, bireyler arasında aidiyet/mensûbiyet duygusu öne çıkar. Bu aidiyet kaynağını dinden, örften, tarihten, kültürden ve medeniyet bilincinden alır. İşte bu ortak değerler etrafında toplanan cemaat üyeleri, kendilerini bir vücudun organları gibi görürler. Cemaatin ferdi, aidiyet duygusunu daha çok içselleştirerek, “biz şuurunu” ön plâna çıkarır. Aynı zamanda cemaat, farklılıkları bir arada muhafaza etmeyi temsil eder.

İnsan cemâî bir varlıktır. İslam insanın bu yönüne o kadar çok önem verir ki, ibadet ederken bile, “ben” yerine dil kuralları bakımından “biz” kelimesini kullanmayı tercih eder. Örneğin; namazda; “Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım isteriz” (Fatiha, 5) âyetinde, Müslüman, dünyada hiçbir zaman “birey” olarak vurgulanmaz. Buna göre tek başımıza kıldığımız namazlarda bile Allah’a duâmız ancak başkalarına katılarak veya başkalarını yanına alarak gerçekleşme imkânına sahip olmaktadır. Şüphesiz bu âyetin üslûp ve söylemindeki espri, “biz” talebiyle sosyal bir topluluğu temsil eden bir kardeşlik duygusunu pekiştirmiş olmasıdır. Aynı durumu, İslam’ın hac, zekât, namaz,  oruç, kurban, ahlâkî ve fikrî mücâhede, iyilikleri emretmek ve kötülüklerden alıkoymak gibi talimatlarında da gözlemlemek mümkündür. Bütün bu ibadet türlerinde ferdîlikten daha çok aidiyet duygularını besleyen ve barındıran cemaat duygusu ağır basmaktadır.

İnsanın yaratılış gayesi, sadece Allah’a kulluk etmek ve O’nun verdiği sayısız nimetlere karşı şükür vazifesini yerine getirmektir. Bu manada yapılan ibadetlerin birey ve toplum hayatı için birçok faydaları vardır. Bu faydaların başında Müslümanların birlik ve beraberliklerini pekiştirme, cemaat şuurunu diri tutma gelir.

Şimdi asıl soruya gelelim.

Bugün yeniden ümmet bilincini nasıl elde edip, ortak kaderimize nasıl hükmedeceğiz? Bu mümkün müdür? Evet, mümkündür. Yüce Allah’tan ümit kesilmez..  Cemaat halinde kılınan namazlar, tutulan oruçlar, kutlanan bayramlar, verilen zekatlar.. Ümmet bilincini korumak için… Her sene Hac ve Umre ziyaretleri, ümmet bilincini ayakta tutmak için..  Gelin ümmete giden yolun taşlarını döşeyelim, bir bir…Aramızda sevgiyi hakim kılarak.. Çünkü birbirimizi sevmedikçe gerçekten iman etmiş olamayız.  Hasbi temelde kardeşlik hukukumuzu ayağa kaldıralım.. Kardeşliğimize misak-ı milli sınırları çizmeyelim.. İslam milletleri arasında; sosyal, siyasi, kültürel, iktisadi işbirliklerini daha çok artıralım... İçeriden böylesine yapılacak alt yapı çalışmaları büyük üst yapının kuruluşuna zemin hazırlayacaktır.

 

 

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim