• BIST 75.727
  • Altın 129,876
  • Dolar 3,4745
  • Euro 3,6641
  • Konya 2 °C
  • Binlerce gence müjde! Pazartesi ilk adım atılıyor
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Eğitim Bakanlığı'nın KHK'sını onayladı
  • CHP'den FETÖ'ye ihale himmeti
  • Binlerce gence müjde! Pazartesi ilk adım atılıyor
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Eğitim Bakanlığı'nın KHK'sını onayladı
  • CHP'den FETÖ'ye ihale himmeti

Hz. Ömer Ebu Zer’i niye öldürsün?

Murat Kayacan

Hz. Ömer Ebu Zer’i niye öldürsün?

Bir ay kadar önce (16Aralık 2008) BİLKAD’da konuşan İbrahim Erol Kozak “Düşünmeyi öğrenmek ve İbnu Haldun” konulu bir konuşma yapmıştı. Kozak, bilginin doğrulanabilir/yanlışlanabilir ve doğrulanması/yanlışlanması mümkün olmayan bilgi olmak üzere kategorilendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı ve ilkinde “mutlaklaştırmaksızın” bilimsel yöntemlerin kullanılmasını teklif etti. Ona göre İslâm dünyasında daha önce Batı toplumlarında görülene benzeyen ve düşüncenin önünü tıkayan bir bilgiye bakış problemi vardı. Konuşmacı tezinin daha iyi anlaşılması bağlamında Batı’dan ve İslâm tarihinden örnekler verdi.

Kozak’ın verdiği bilgilere göre, Avrupa’da taklitçiliğin hakim olduğu dönemde Aristo’nun: “Kadınların dişlerinin sayısı, erkeklerinkinden azdır.” görüşü uzun yıllar doğru gibi kabul edilmiş ancak kimse gidip bunun doğruluğunu kontrol etme ihtiyacı hissetmemiştir.

Benzer bir durum, Hz. Ömer döneminde yaşandığı söylenen ve üzerinde imal-i fikirde bulunulmayan bir nakilde de mevcuttur. Bu nakle göre, çobanın gözetiminde bulunan bir sürüdeki deve bir adamın bahçesine girer. Adam deveye bir taş atıp öldürür. Bunun üzerine çoban da adama taş atar ve adam oracıkta can verir. Konu Hz. Ömer’e getirilir. O da hükmü verir: “Kısas” Bunun üzerine çoban: “Anama yerini bilmediği altınları verip geleyim ki, ben öldükten sonra hayatını sürdürmekte zorluk çekmesin.” der. Giderken de Ebu Zer’i kefil gösterir. Tam dönüş vakti için verilen süre dolmak üzereyken ve Ebu Zer’i öldüreceklerken adam çıka gelir.

Bu olay nesilden nesile “ibret verici” hikâye olarak aktarılmaktadır ancak nasıl Batı, Aristo’nun “kadınların dişlerinin sayısı” konusunda söylediklerini tartmadan kabul ettiyse, bu olay üzerinde de Müslümanlarca pek kafa yorulmamıştır. Halbuki bu olay inanç konusu olmadığından yanlışlanması/doğrulanması mümkün bilgi kategorisinde görülseydi şu makul sorular yaygın olarak gündeme gelecekti: “Bir adama bir taş attığı için bir kimse öldürülür mü? Çobanın adamı yere yatırıp kafasını bir kaya ile ezdiğine dair bir bilgi olmadığına göre niçin kısas ile öldürülmesi gündeme gelsin? Bir Müslüman başka bir Müslümana kefil olduğunda kefil olduğu kişi sözünde durmadı diye kefil (anlatılan olayda Ebu Zer), öldürülür mü? İslâm hukuku söz konusu olayla ilgili verimiş böyle bir hükme onay verir mi?”

Bu olay ve onunla ilgili akla gelen makul sorular bağlamında İbnu Hanbel’in: “Öyle zatlar var ki, ziyaret eder dualarını alırım ama hadis diye naklettiklerini almam.” sözlerini hatırlayıp söz konusu tarihi nakle (ve benzerlerine de) uyarlamak yerinde olacaktır.

Tefekkür etme konusunda umutsuz olmayalım ancak bu konudaki eksiklerimizi de görüp hem vahyi hem hayatı doğru okuyalım ve ikisi arasındaki sıkı ilişkiyi gözden kaçırmayalım.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim