• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -4 °C
  • Şamil Tayyar'dan, Fatih Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Şamil Tayyar'dan, Fatih Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri

Hukuk ve Hukukçu Ayrımı

Ufuk Karadavut

 

Eğer bir topum varsa ve insanlar topluluk halinde yaşamayı seçtiyseler, seçilen yaşam biçimi mutlaka kurallara dayanmalıdır. Belli bir düzen içinde yaşanabilmesi için önemlidir. Bu düzenin temelini de hukuk kuralları oluşturmaktadır. Hukuk kurallarının bulunmadığı bir toplum düşünemezsiniz. Kısaca bir yerde insan varsa orada hukukta vardır. Hukuk kitaplarında tanım olarak ‘Hukuk, toplumun genel yararını ve toplumun ortak iyiliğini sağlamak amacıyla yetkili makam tarafından konulmuş ve Devlet yaptırımıyla donatılmış sosyal kurallar bütünüdür’. Bu anlamıyla ısrarla diyoruz ki ‘Hukuk herkese lazım’. Hukuk ve Hukukçu bir toplumun olmazsa olmazları arasındadır. Tarih boyunca bu böyle olmuştur ve böylede olacaktır. Böyle bir konunun varlığı ve önemi kesinlikle tartışma dışı kalmalıdır. Ancak şu ayrımı da iyi yapmak gerekiyor. ‘Hukuk ve Hukukçu’ ülkemizde karıştırılan ve asıl sorun da buradan kaynaklanıyor.

Geçenlerde bir İtalyan filminde mafyanın yaşamı anlatılıyordu. Filimde babalar toplanmışlar kendi aralarında bazı konuları görüşüyorlardı. Konuşmada ilginç bir cümle kullandılar. Babanın birisi; ’Bir ülkede mahkemelerin olması o ülkede adalet olduğunu göstermez’ diyordu. Yine başka biri;’ Yargı kuralları acizler içindir’ şeklinde bir cümle kullandı. Adamlar bunu kendilerinden o kadar emin bir şekilde söylüyorlardı ki, adeta ülkeyi de adaleti de onlar yönetiyor.

Hukuka inananlarımız çok olsa da toplum içinde üzülerek ifade edeyim hukukçulara güven azalıyor. Bunun sebeplerini birileri araştırmalı ve güvenin yeniden sağlanması için ne gerekiyorsa yapmalıdır. Hatırlarsanız yetkili bir kişi geçtiğimiz yıllarda adalet dağıtan kişilere ‘Vicdanları ile cüzdanları arasında sıkışan…’ şeklinde oldukça vahim bir ifade kullandı. Çok iyi hatırlıyorum. O zaman cılız birkaç tepkinin dışında konuşan dahi olmadı. Halkın içerisine girip sorduğumuzda da benzer cevapları alabiliyoruz. Genel düşünce içinde banka batıranların, hortumcuların, devleti dolandıranların serbest kalmaları insanların güven konusunda sıkıntılı duruma düşmelerine neden olmuş. Hatta görev icabı gittiğimiz köylerde köylülerle yaptığımız sohbetlerde son günlerde tutuklananlarında yakında serbest kalacağı düşünenlerin sayısı çok. Televizyonda haberleri dinlerken, gazeteciler bir yetkiliye ‘Ergenekon soruşturması’ hakkında sorular soruyorlar. Yetkili ‘Yargı görevini yapıyor’ şeklinde cevap verirken. Başka bir yetkili parti kapatmayla ilgili olarak ‘Milli iradeye karşı bir hareket’ değerlendirmesini yapabiliyor. 

Radikal Gazetesinden Murat Belge* ‘Bu durum, Türkiye'de 'yargı' ve 'adalet' konularında, bu toplumun bilinçaltına yerleşmiş, neredeyse genlerimize sinmiş bir 'önkabül'ü akla getiriyor. Şöyle bir şey: Türkiye'de 'hukuk', 'yasa', kısacası 'yargı', toplumun adalet içinde yaşamasını sağlamak ve bireylerin haklarını korumak için değildir. Kenan Evren 80'lerde her zamanki açık yürekliliğiyle açıklamıştı: "Biz demokratik Anayasa olsun demedik, devleti bireylere karşı koruyan bir Anayasa yaptık" mealinde bir söz söylemişti. Bu söz yalnız 1983 Anayasası'nı değil, bu toplumun bilinçaltında yatan genel 'hukuk felsefesi'ni de açıklar. Devlet, kendisine karşı davranışından hoşnut kalmadığı bireyleri cezalandırmak ister. 'Hukuk', 'yasa' dediğimiz şeyler bunun için gereklidir. Aynı zamanda ileri derecede bürokratik bir devlet olduğu için elinin altında bu metinlerin bulunmasını ister.
'Yargı' dediğimiz somut yapının içinde yer alan bireylerin çoğu da, böyle formasyon almış bir toplumun bireyleri olarak, yaptıkları işe bu gözle bakmaya koşullanıyorlar. Böyle bakmanın zorunlu olmaktan öte, bir erdem olduğu da zaten öğretiliyor. Ve şu son beş-on yıllık dönem içinde yargı bu şekilde tanımlanan işlevine sıkı sıkı sarılıyor.’

Sonuç olarak hukuk ve hukukçular konusunda halkın kafası sürekli karıştırılıyor. Güven sarsılıyor. Eğer hukuk’a ve hukukçulara güven tamamen biterse içinde bulunduğumuz gemi tamamen batmış demektir. Kurtulan olmaz. Benden söylemesi…

 

Karatay Belediyesi için bir not: Yeni hizmet binaları açıldı. Konya’ya ve Ülkemize hayırlı olmasını Allahtan niyaz ediyor ve bu vesile ile sayın başkanımız Mehmet Hançerli’yi kutluyorum.

*Radikal (06/04/2007)

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim