• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 0 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

Hocalı katliamını unutmayın

Ufuk Karadavut

Ermeniler özellikle Avrupalı devletlerin şımarık çocuğu olarak yetiştirilmiş ve gözetlenmiştir. Sürekli olarak korunması ve desteklenmesi nedeniyle de yaptıkları her zaman göz ardı edilmiştir. Sözleri sanki çok dinlenir ve dünya genelinde çok etkiliymişçesine güçlü görünürler. Aslında öyle değillerdir ama aldıkları destekler nedeniyle öyle olarak görünürler. Yaptıkları rezillikler ve sayısız katliamlar her zaman üstü örtülü olarak kalmıştır. Öyle görülüyor ki kalmaya da devam edecektir. Özellikle ülkemizi yönetenlerinde Avrupalı devletlerin baskıları altında kalmaları ve yeterince ses çıkaramamaları nedeniyle 3.5 milyon Ermeni’ye teslim olmuş gözüküyoruz. Ermenilerde bunun rahatlığı ile de Türkiye'ye ve Türklere bel altından vurdukça vuruyorlar. Ermenilerin yapmış olduğu çok sayıda katliama ve soykırımların en önemlilerinden birisi de Hocalı Soykırımıdır. 1991 yılında Azerbaycan hükümeti Dağlık Karabağ’ın özerk bölge statüsünü ilga etmesine karşılık Dağlık Karabağ meclisi bir referandum düzenleyerek buna karşılık vermiştir. Çoğunluğu Ermenilerin oluşturduğu bölgede referandum sonucunda Dağlık Karabağ bağımsızlığını ilan etmiştir. 1992’de Sovyet birlikleri de bölgeden tamamen çekilmiştir. Her zamanki gibi Rusların desteklerini arkalarına alan Ermeniler, oluşturdukları silahlı gruplar ile Karabağ’da ciddi anlamada ağırlık elde etmeye başlamışlar ve silahlandıkça silahlanmışlardır. Rusya'nın 25 Temmuz 1990’da yayımladığı bir kanun ile yasaya aykırı olarak kurulan silahlı grupların kurulmasını yasaklamış ve kanunsuz olarak saklanan silahlara el konulmasını sağlamıştır. Bu kanunla birlikte Azerbaycan’ın bütün bölgelerinde av silahları da dahil olmak üzere silahlar toplanmış ve bunlar ya imha edilmiş ya da Rusya 'ya götürülmüştür. Ama ne hikmetse Türklere karşı uygulanan bu kanun ermenilere karşı uygulanmamış ve onların ellerinden silahları alınmadığı gibi gizli ve açık desteklemeler yapılmıştır. Sembolik bir kaç silahın teslim alınma görüntüleri basına verilse de aslında Rus askerleri silah almamışlardır. Şımarmaya başlayan Ermeniler Türklere karşı taciz ve açıktan saldırılara başlamışlardır. Eşkıyalık, terör eylemleri, yol kesmeler, adam kaçırmalar başta olmak üzere çok farklı eylemler yapılmaya başlanmıştır. Ne hikmetse bunları yapanlar Rus askeri ve polisleri tarafından bir türlü yakalanamamıştır. Azerbaycan Hükümetinin resmi kaynaklarına göre, "1990 yılı başlarında yaklaşık 186 bin Azeri, Ermenistan’dan Azerbaycan’a gitmeye zorlanmıştır. İşte Hocalı Katliamı, Rus askerlerinin desteğiyle 25-26 Şubat 1992’de Hocalı’ya ulaşan Ermeni kuvvetlerince gerçekleştirilmiştir. 10 bin nüfuslu Hocalı’da olaylar sırasında yaklaşık 3.000 Azeri bulunmaktaydı. Saldırıda ölenler hakkında verilen resmi rakam 613 kişi olmakla birlikte, katledilen toplam Azeri sayısının 1.300 kişi olduğu söylenmektedir. Saldırılar sırasında Hocalı’da yaşayan Ahıska Türkleri de evlerinde yakılarak öldürülmüştür. Kadın, çocuk ve yaşlılar da dahil olmak üzere siviller katledilmiştir. Katliamın ilk gecesinde sekiz aile bütün fertleriyle öldürülmüş, 700’den fazla çocuk anne ya da babasını kaybetmiştir. Yaralılar ise 1.000’in üzerindedir. Katliama tanık olan bir gazeteci, yaşananları şu şekilde aktarmaktadır: Dağlık Karabağ’ın Hocalı kentinin düşüşünü bir gün boyunca yaşadım. Görüntülerle belgeledim ve video çekimleriyle bir günde 1.300 Azerbaycan Türk’ünün Ermeni çetecilerce öldürülüşünü bütün dünyaya duyurdum. Hocalı katliamı anlatılamaz bir vahşetti." Azerbaycan yönetimi bu olayı önceleri saklamaya çalışsa da başarılı olamamışlardır. Bu soykırım denemesinden birkaç ay sonra her şey gün yüzüne çıkmıştır. Öğrenilince de Türk halkı şoka girmiştir. Yine resmi kaynaklara göre "Ermeni bıçaklarından, kurşunlarından kurtulmayı başaranlar; kadınlar, çocuklar, ihtiyarlar karlı dağlarda tipi altında Agdam’a gelmeyi başardıklarında çoğunun ayakları donmuştu. Bazılarının ayakları ise kangrenden dolayı kesilmişti. Ermeniler vahşetin her türlüsünü sanki ibret olsun, örnek olsun diye yapmışlardı. İhtiyar dedelerin, yaşlı anaların yüzleri jiletlerle doğranmış, genç kadınların göğüsleri peynir gibi kesilmiş, bebeklerin kafa derileri yüzülmüştü. Hocalı ile Agdam arasındaki 12 kilometrelik orman boyunca cesetler dizilmişti." Bu katliamı unutmamak ve unutturmamak gereklidir. Çünkü bunu ve benzeri ermeni katliamlarını unutturmaya çalışan "hepimiz ermeniyiz"ciler aramızda dolaşmaktadır. Bilmeyenler için hatırlatalım. Hocalı katliamından sonra Ermeniler Mayıs 1992’de Nahçıvan’a saldırmaya başlamışlardır. Ama Hocalı'dan sonra yeni ve daha büyük bir Türk katliamına Türkiye izin vermemiş ve 1921 Kars Anlaşması çerçevesinde bölgeyi korumak için askerî müdahalede bulunabileceğini açıklamıştır. Ancak bir şey yapmamıştır. Uluslararası toplum, ancak Ermenilerin nüfusu 60 binden fazla olan Kelbecer’e saldırmasıyla harekete geçti. BMGK, 822 sayılı kararı ile Ermeni kuvvetlerinin işgal altındaki topraklardan çekilmesini istedi, ancak bu sonuç vermedi. Kararın ardından AGİT bünyesinde arabuluculuk çalışmaları başlatıldı. 1994 yılında iki taraf arasında ateşkes ilan edilmiştir. Savaş sonrası çözüme kavuşturulamayan bir diğer sorun da, ülke içerisinde yerinden edilen ya da sığınmacı durumuna düşen bir milyon civarı Azeri’dir. Bunların büyük bir çoğunluğu Azerbaycan sınırları dahilinde yaşamaktadırlar. Azerbaycan nüfusunun %10’undan fazlası ülke içinde yerinden edilmiş sığınmacılardan oluşmaktadır ki bu, kişi başına dünyada yerinden edilmiş en büyük nüfus hareketlerinden biri anlamına gelmektedir. Bu insanlar hâlâ Ermenilerce işgal edilen topraklarda bulunan evlerine geri dönmeyi beklemektedirler. Azerbaycan Cumhuriyeti’nde yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalan veya başka ülkelerden Azerbaycan’a gelen Azerbaycan vatandaşları, Azerbaycan hükümeti tarafından "göçkün" olarak adlandırılmaktadır. Sorunlarına hâlâ kalıcı çözümler bulunamayan göçkünler; mesken, iş, yiyecek, sağlık, eğitim ve can güvenliği gibi birçok sorunla karşı karşıyadırlar. Bu kişiler Bakü ve çevresinde, zor koşullar altında çadırlarda, barakalarda, okul ve yurtlarda, pansiyonlarda, dükkanlarda, yük vagonlarında, hatta yol kenarlarında yaşam mücadelesi vermektedirler. Allah kolaylık versin. Dualarımız ve gönüllerimiz onlarla birliktedir...

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim