• BIST 82.293
  • Altın 147,597
  • Dolar 3,8212
  • Euro 4,0743
  • Konya -1 °C
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!

Hızla Borçlanıyoruz

Ufuk Karadavut

Borçlanma ile ilgili olarak öğüt verici çok sayıda söz vardır. Ancak içlerinden en önemlisi Sultan 4. Murat’ın “Borç almaya alışan emir almaya da alışır” ve Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği “Borç almaya alışanlar önce karakterlerini daha sonra ise bağımsızlıklarını kaybederler” sözleridir. Bu nedenle borçlanma oldukça önemlidir. Her ne kadar “Borç yiğidin kamçısıdır” gibi sözler olsa da bunun günümüzde geçerliliğinin kalmadığını söylemek yanlış olmaz. Çünkü borç ödeyebileceğiniz sınırlar dâhilinde ise bir anlam ifade eder. Ancak ödeyebileceğiniz sınırları aşan borç miktarları insanı istenmeyen yollara sevk edebilir.

            Bir ülkeyi batırmak istiyorsanız bunun en kolay iki yolu vardır. Bunlardan birisi eğitim sistemini sürekli olarak değiştirirsiniz. Eğitim sistemi ile oynamak atom bombası atmaktan daha tehlikeli ve yok edicidir. Atom bombası attığınızda geçici olarak insanları yok edebilirsiniz. Ancak gelecek nesiller sizlere daha kötü bakacak ve amaçladıklarınızın olması imkânları kısıtlanacaktır. Ancak eğitim sistemi ile oynarsanız herkese karşı güler yüzlü olarak iş yapar ama ülkenin geleceğini mahvedersiniz.

            Yine bir ülkeyi batırmanın ikinci ve en kestirme yolu ülkeyi ve ülkedeki insanları mümkün olan en yüksek miktarlarda borçlandırmaktır. Çünkü şunu çok iyi kavramalıyız ki, “borçlunun boynu eğik olur”, “borç almaya alışan, emir almaya da alışır”, “arpacıya borç eden, ahırını tez satar” ve “İstiklalini kaybetmenin en iyi yolu, sahip olmadığınız parayı sarf etmektir”. Aslında yapılan emperyalizmin bir uygulamasıdır. Sömürü düzeninin kurularak insanlarımızın iliklerine kadar borca batması ve artık kendimiz için değil de borç veren kişiler için çalışılması anlamına gelir. Yani aslında borçlanma bir anlamda modern köleliktir. Modern kölelikte insanlar hallerinden memnun olduklarını ya da olmadıklarının farkına bile varamazlar. Sadece yaşarlar ve kendilerinden istenileni yaparlar. Mutlu olmak için ya da üzülmek için kendi başlarına bir şeyler yapamazlar. Güçlü olanların yönlendirmesini beklerler.

Beni kimse yönlendirmeze diye düşünmeyin. Aslında hemen her gün ve her dakika birilerinin yönlendirmesi altındayız. Televizyonlar ve gazeteler bizleri sürekli olarak bir yerlere yönlendiriyorlar.  “Yandaş ve yalaka medya” olarak adlandırılan medya organları hemen her şeyi güllük gülistanlık olarak göstermeye çalışıyor. Onlar için yapılan yanlış yok. “Peygamber hata yapar ama onlar yapmaz” zihniyeti ile çalışıyorlar. Beri tarafta ise iktidarın yaptıkları her şeyi yanlış olarak görenler var. Bu neden böyle diye aklınızdan geçerse sebebi şudur ki, “insanın insanı sömürüsü” olarak nitelenen acımasız ve insanlık dışı bir yapılanmadır. Hemen herkes bir yerlere geldiğinde daha çok para kazanmak hırsı ile Allah ile kandırırken kimileri ise başka türlü kandırıyor. Ama son zamanlarda besmele çekerek hırsızlık yapanların arttığını görüyoruz.

Borçlanma çalışmalarında ilk kez 1838 yılında İngilizlerin dayatmaları ile serbest ticarete geçen Osmanlı Devleti, 1854 yılına gelindiğinde dış borç almaya başlandı. Bu o kadar hızlı oldu ki 1920 yılına gelindiğinde Osmanlı’nın mali çöküşü başladı ve 1920’de Devlet’in üzerinde uluslararası mali denetimin kurulması ile sonlandı. Günümüzde Türkiye’nin borç miktarının 600 milyar doları aştığı ifade ediliyor. Bu kadar borcu olan bir ülkenin bağımsız olması mümkün olamaz. Sadece meydanlarda ya da televizyonlarda bağırıp çalışmanın ötesine gidilememektedir.

Türkiye Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi’nin yaptığı araştırma, halkımızın %95,1’inin borç batağında yüzdüğünü göstermiş. Araştırma sonuçlarına göre halkımızın içinde bulunduğu durum tam anlamıyla vahim. Araştırmada Türk halkının %95,1’inin borçlu olduğu ortaya çıktı. “Borcum yok” diyenlerin oranı yalnızca %4,9’da kalmış. Yapılan araştırmada katılımcıların %24,9’u; 20 bin TL ile 50 bin TL arasında borcu bulunduğunu, 10 bin TL ile 20 bin TL arasında borcu olanların oranı %20,3 olarak belirlenmiş. 50 bin TL’nin üzerinde borcu olanlar ise %19,1 olarak tespit edilmiş. “Bin TL’den az borcum var” diyenlerin oranı ise %3,5’te kalmış. Araştırma sonucuna göre; Bin TL ile 5 bin TL arasında borcu olanların oranı %10,6. 5 bin TL ile 10 bin TL arasında borcu olanların oranı ise %16,7. Yani durum gerçekten vahim.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim