• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Konya 0 °C
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde

Herkes devleti soymaya çalışıyor...

Ufuk Karadavut

“Herkes devleti soymaya çalışıyor...”

Geçtiğimiz günlerde gazete haberlerinde bu şekilde bir başlık gözümüze çarptı. Dikkatinizi ne kadar çekti bilmiyorum, ama aslında çok önemli olan bir konuydu. Aslında asıl önemli olan buradaki ‘Herkes’ kelimesiydi. Herkes ne demek diye düşünmeye başlamayın, bu ülkede yaşayan ve iş yapan bütün insanlar bu grupta yer alıyor. Herkes’in içine hepimiz giriyoruz. İlk bakışta oldukça ağır gelen bu ifade aslında Müslüman olduğu iddiasında olan bir toplum için utanç verici. Elbette utanmasını bilenler için.

 

Haberde 2008 Ekim ayı sonu itibariyle 14 milyon 649 bin yeşil kartın 7 milyon 105 bini iptal veya bloke edildi. Yani yeşil kartlıların yarısı haksız yere bu kartı kullanıyor. Milyonlarca insanın hakkını gasp ediyor ve açıkçası farklı bir yöntemle devleti soyuyor. Bu konuda daha vahimi ve dikkat çekici olanı Konya’nın ilk sırada gelmesiydi.  Özel eğitim ve iyileştirme merkezlerine yapılan her 100 TL'lik ödemenin 11 TL'si sahte fatura, rapor ve çalışma belgesine dayanıyor. Özel eğitim ve iyileştirme merkezlerinden, kamuda özel güvenlik, yemek ve temizlik firmalarından özel hastanelere kadar birçok alanda mevzuata aykırı işlemlerle devletten haksız yere milyonlarca lira para alındığını ortaya koydu. Bazı firmaların çalışanların vergisini yüzde 90'a varan oranlarda eksik ödediği tespit edildi. İnceleme yapılan firmaların toplam 4 milyon 219 bin TL yerine, 1 milyon 542 bin TL vergi ödediği saptandı. Elbette daha devamı var. Bu buz dağının sadece görünen kısmı, görünmeyen büyük kısım ise denizin altında duruyor. Büyük kısmın görebildiğimiz kadarı; dalga çoğalınca dalgadan kaynaklanan alçaltı ya da yükselti ile oluşan açıklıklardan oluşuyor. Daha ötesi yok. Aslında daha ötesine gitmek gibi bir gayretimizde yok. Herkes halinden memnun gözüküyor.

 

Toplumdaki bozulma üst düzeye çıkmış. Herkes devletten biraz daha fazla bir şeyler çalıp çırpma peşinde. ‘Devletin malı deniz…’ hesabıyla kapan kapana. En alttakiler küçük şeylerle idare ederken, yukarılara çıkıldıkça pasta büyüyor ve paylarda artıyor. Elbette kavga olursa da kavgayı pastanın boyutları belirliyor.

 

Bu nereden kaynaklanıyor. Temel düşünce nedir diye düşünmek gerekli. İnsanın düşüncesinde her zaman ‘az çalışıp çok harcamak’ düşüncesi olmuştur. Hatta daha ilerisi hiç çalışmadan çok harcamak. Eğer çalışılacaksa bile kolay yoldan çok para kazanmak. Bu ise eşyanın tabiatına aykırı olan bir davranıştır. Dünya kurulurken bu düşünce üzerine kurulmamıştır. Çalışıp kazanacaksınız ve elde ettiğiniz gelir kadar da harcayacaksınız. Ülkede yaşayan en alttan en üste kadar bütün toplumun ana sorunu ve belkide çalma çırpmanın temelinde bu yatıyor; kazandığımızdan çok harcamak. Elimize bulunanlar tükeninceye kadar bu işi severek yapıyoruz. Bitince ne oluyor. Çalmaya başlıyoruz. Daha fazla para kazanma hırsı büyüyor içimizde ve helaline haramına bakmadan çalıyoruz. Adı ne olursa olsun rüşvetsiz iş yapılmıyor. Haksız kazanç kolay para kazanmanın bir sonucudur. Helal olmadığını bile bile bu yapılıyor.

 

Toplum için ne kadar önemli bilmiyorum ama; İslam dini de haksız kazancı yasaklamakta ve az da olsa helal kazanmayı emretmektedir. Ne kadar önemli diye sormamdaki amaç bunun 1400 yılı aşkın süredir bilinmesine rağmen, yüzde 99'u Müslüman olan bir ülkede yaşadıklarımız.  Demek ki, önemli değil. Eğer önemli olsaydı bu yazı asla yazılmazdı. Eğer önemli olsaydı gazetelerde bu şekilde haberler yazılmazdı. Eğer önemli olmasaydı toplum küçük menfaatler için birbirini yemez ve güven bunalımı yaşamazdı. Ama üzülerek söylemek gerekiyor ki, bunları yaşıyoruz. Eğer kendimize çek düzen vermezsek yaşamaya da devam edeceğiz.

 

Yaşamaya devam edeceğiz, ama yaşantımız bize ait olmayacak. Müslüman bir Türk’e yakışır yaşam olmayacak, ya da daha genel söyleyelim, bir Müslüman’a yakışır şekilde olmayacak. Ev veya iş yerlerimizin duvarların ayet ya da hadis tabloları asmakla bu işler olmuyor. Bunları yüreklerimize asmamız gerekiyor…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Aydın ADIGÜZEL
08 Ağustos 2009 Cumartesi 16:02
SOYGUNLARA ÇÖZÜM BULUNMALI...
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezleri; sektörel olarak çok kirlendi. Aileler kandırılıyor, engelliler istismar ediliyor ve resmen devlet dolandırılıyor. Binbir türlü hilelere baş vuruyorlar. İller de Milli Eğitim Müdürlükleri bu kurumların denetimini yapamıyorlar. ÇÖZÜM: Ay da 10 saat eğitim ile birkaç çizgi, elma-armut boyatmaktan öteye gidemeyen Rehabilitasyon Merkezlerine belli bir süre tanınıp, bu süre için de; engelliye ayda 120 saat ciddi bir eğitim ve 8 yılın sonunda da diplomasını verebilen Özel Eğitim Okullarına dönüşmeleri sağlanmalıdır. Yeni Milli Eğitim Bakanımızın ilgisine ve bilgisine sunulur. Saygılarımla...
88.254.15.16
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim