• BIST 96.400
  • Altın 144,450
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Konya 11 °C
  • Cuntacı komutandan alçak emir: Ezin geçin...
  • Erdoğan uyarmıştı! Bunu yapan yandı
  • 15 Temmuz'un beyin takımı hakim karşısına çıkıyor
  • Cuntacı komutandan alçak emir: Ezin geçin...
  • Erdoğan uyarmıştı! Bunu yapan yandı
  • 15 Temmuz'un beyin takımı hakim karşısına çıkıyor

Her suçluya bir bebek

Mustafa Yiğit

Uzun zamandır hem içerik olarak, hem de görsel zenginlik adına iyi bir film seyredememekten yakınıyordum.

Elimdeki DVD’leri karıştırırken “Tsotsi” adlı bir filme takıldım.

Daha doğrusu film hakkında bir yoruma takıldım.

“Genç bir çete üyesinin “kurtuluşu” minik bir bebeğe duyulan şefkatte saklı olabilir mi?” diyordu yorumda.

Evet, film tam da bunu anlatıyordu.

Gettolarda yaşayan zencilerin hayatı aslında pek çok filmde işlenmiştir.

Gettolar zor hayat şartlarının, suçluluğun kol gezdiği mekânlardır.

Amerika’da bütün kötü ve pis işler bu gettolardan çıkar.

Hatta polislerin bile şehrin bu kıyısında kalmış izbe yerlere giremedikleri Hollywood filmlerinde sık sık vurgulanır.

Amerikan sinemasının en önemli mesajlarından biri de “zenci gettoları”nın suçlu ürettiğiyle ilgili kesin yargıdır.

Beyazlar için hala, zenci okulları, zenci pupları, zenci kiliseleri, ikinci sınıf afroamerika’lıların yaşadığı çöplüklerdir.

Onlar şarkılarını söylesinler, basketbollarını oynasınlar, yeter ki, beyazlara yaklaşmasınlar.

Kendi dünyalarında gettolarda her haltı karıştırabilirler.

Yeter ki, kendi mekanlarına, beyazların mekanlarına bulaşmasınlar.

1970’li yıllara kadar Güney Afrika’da yaşananları,  ırkçı yönetimleri düşününce bunun çok da anormal bir şey olmadığını görebiliyorsunuz.

Bu nedenle  sistem mi suçludur, siyah derili bu getto çocukları mı suçludur tartışması hep beyazların gözüyle verilmeye çalışılmıştır.

O yüzden de bu filmlerin sonunda yine bir “beyaz” yorum çıkar.  

Biz bu tartışmayı  birkaç asır önce gemilere doldurulup Afrika’dan Amerika’ya köle olarak getirilen ve çiftliklerde en ağır işlerde çalıştırılan “kunta kinta” lara kadar götürsek de o “beyaz” yorum hep galip gelir.

Ancak “Tsotsi”de  bütün bunların dışına çıkıyorsunuz.

Mesela “beyaz” adam neredeyse yok bu filmde. Sadece bir polis şefi var, beyaz olarak.

Gerisi zencilerden oluşmuş.

Hatta film, kahramanımız Tsotsi’nin  zengin bir zenci ailenin bebeğini kaçırmasıyla başlıyor.

Tsotsi bir çete üyesidir, acımasızdır, gözü karadır…

Zaman zaman Getto’nun dışına çıkar ve üç ortağıyla birlikte hırsızlık yaparlar…
Hayatlarını bu şekilde sürdürmektedirler.

Hatta bu soygunlardan birinde yaşlı bir zenciyi öldürürler.

Bunun üzerine  çetenin içinde sorun yaşanır ve Tsotsi en yakın arkadaşını öldüresiye döver.

Bu olay sonunda da bir gece kendini Getto’nun karşı tarafında zengin mahallesinde bulur…

Orada zengin bir zenci ailesinin evinin önünde, yağmurun altında kendi geçmişiyle hesaplaşır.

Varillerin içinde evsiz barksız çocuklarla birlikte kaldığı günleri düşünür…

Bu sırada bir araba yanaşır evin önüne ve arabadan bir kadın çıkar, evin kapısını açmak üzere dışarıya çıktığında ise Tsotsi kadının arabasını çalar, kendine karşı koymaya çalışan kadını da vurur.

Asıl film bundan sonra başlar.

Arabayı yolun kenarında durduran Tsotsi arabada ne var ne yok almak için harekete geçince, arka koltuktaki bebeği fark eder.

Bebeğin ağlamalarına dayanamaz, onu da  alır gettodaki evine götürür.

Bu vakitten sonra bebekle Tsotsi arasındaki bağ üzerine gelişir film.

Çok güzel ve duygusal sahneler vardır.

Tsotsi’nin bebeği gazeteyle belemesi, balla beslemeye çalışması ve bebeğin ağzına karıncaların üşüşmesi…

Sonra Tsotsi’nin, silah zoruyla bebeğe süt anne bulması….

Evet bir çete üyesinin, bir suçlunun minik bir yürek sayesinde nasıl dönüştüğünün en güzel sahneleriyle doludur film bundan sonra…

Gerisi mi? Anlatmayayım….

Tamamını izleyin ve bu zevki siz de tadın…

O zaman yukarıdaki başlığı neden attığımı daha iyi anlayacaksınız…

Yorumlar
sevil köse
09 Kasım 2009 Pazartesi 13:15
bez bebek çalan kız
sayın yazarım,benim sinemaya gitme olnagım yok,çünkü burada sinema yok,neyse bahsettiğiniz filmi bir şekilde seyretme fırsatı bulabilirim inşallah.Gelelim her suçluya bir bebek konusuna,benimde aklım şu BEZ BEBEK ÇALAN kızda takılı kaldı,kız yetitirme yurdundan kaçıyor,hırsızlık yaomak için girdiği evden saç kurutma makinesı,radyo,ve bez bebek,her şey bir kenara,kızı yakaladıklarında elindeki BEZ BEBEK olması çok canımı yaktı,şimdi kız çocuk evinde tutuklu,oniki yıl vermişler,peki kim suçlu,aile durumuz müsait değil diye yutrda vermesimi,yoksa hepimizmi,hayallerini hırsızlık yaparak gerçekleştirmek isyen kıza bir BEZ BEBEK almak,hangimizin aklına gelirki,hiç olmazsa yılda bir defa,oyuncak alıp,bu yurtlarda kalan çocuklara hediye götürsek ne iyi olurdu.Çocuk tutuk evinde suçlu çocuklara,baklava çalan çocuklara hiç bir şey veremesek bile SEVGİMİZİ versek olmazmı.
saygılarımla
88.228.111.245
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim