• BIST 82.363
  • Altın 147,310
  • Dolar 3,7689
  • Euro 4,0344
  • Konya 1 °C
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı

Hedef Anadolu

Ufuk Karadavut

Avrupa Birliği’ne girme yolunda oldukça mesafeler alınmaya başlandı. Öyleki, Avrupa’daki hiçbir değeri ve yetkisi olmayan sıradan kişilerin dahi tavsiyeleri sanki emirmiş gibi birileri tarafından ülke gündemine getiriliyor ve abartılıyor. Adam kılıklı birileri de bunları AB’nin olmazsa olmaz koşullarıymış gibi göstermeye çalışıyor. Başarısız olduklarını söylemek mümkün değil. Çünkü, yurt içi işbirlikçileri ve yurt dışından sonsuz destekleri var. Oldukça büyük paraları bunlar için harcamayı göze almış durumdalar. Peki bu kadar gayret, bu kadar para ne için harcanıyor dersiniz. Bu ülkede yaşayan insanların Hıristiyan yapılması yada Hıristiyan olmasalar dahi dinsizleşmeleri mi?. Son yıllarda İslam dininin magazinleştirilmeye çalışılması acaba neye hizmet ediyor. Hiç düşündünüz mü?

Rahmetli Cemil Meriç’in çok güzel ve güzel olduğu kadarda anlamlı bir sözü vardır. ‘Bütün Kur’anları yaksak, bütün camileri yıksak Batı’nın gözünde Osmanlı, yani İslam’ız.’ Almanya’da bulunduğum sıralarda bir gazetede bu biraz daha geriye götürülmüştü. İsmini hatırlamıyorum ama başlık şöyleydi: ‘Attila’nın torunları Avrupa’da.’ Yazıda Türkler’in Avrupa’da neler yaptıklarını anlatıyordu. Elbette en kötü haliyle. Adamların kafasında bir Türk imajı var bazıları Türk’ten korkarken bazıları ise Müslüman Türk’ten korkmaktadırlar. AB müzakerelerinde Avusturya’nın karşı koymasını bizzat kendi yetkilileri ‘İki kez Viyana’yı almak isteyen Türklere üçüncü fırsatı vermeyeceğiz’ derken aslında tarihten gelen kin ve husumetlerini vurguluyorlar.

Aslında Cemil Meriç oldukça haklı. Haklı olmasaydı. Avrupa Birliği’nin sayın yetkilileri Türkiye Cumhuriyetinin camilerinde imamların Müslüman halkı misyonerlerin neden olduğu ve olabileceği tehlikeler karşı uyarmalarından rahatsızlık duymazlardı. Ciddi anlamda rahatsız oluyorlar. Hemen her fırsatta da bunun yanlış olduğunu ve Hıristiyan misyonerliğinin kötülenmemesi gerektiğini vurguluyorlar. Hatta bunu o kadar ileri götürdüler ki, ‘Camilerinizde misyonerleri bir tehlikeymiş gibi göstermeyin’ diyerek Türkiye’yi resmen uyarmayı da ihmal etmediler. Dikkat ederseniz önceleri yoğun olarak yapılan misyonerlere karşı uyarı artık camilerimizde yapılamıyor. Resmen olmasa da fiilen bir yasağın olduğu aklımıza geliyor. Bu da yetmedi. Hızlarını alamadılar ve nüfus cüzdanlarımızdaki yazan ‘Dini İslam’ yazısının kaldırılmasını dahi istediler. Bunun ayrımcılık olduğunu belirttiler. Ülkemizde bu konuda hiçbir sıkıntı yaşanmazken neden bu konuda ısrar ettikleri aslında bunların altında gizli. Her ne olursa olsun bu ülkede yaşayanların yüzde 99 oranında Müslüman gözükmesi rahatsız ediyor.

Bunun da ötesi var. Özellikle Cuma günleri vaazlarda ve hutbelerde imamların ısrarla vurguladıklar ‘Allah katında tek din İslam’dır’ denilmemesini istemektedir. Gerekçe olarak da başta Hıristiyanlık olmak üzere bu ülkede başka dinlerinde olduğunu söylemektedirler. Zaten ‘Dinlerarası diyalog’ ve ‘İbrahimi dinler’ masalları ile kamuoyu buna zaten hazırlanmıştı. Bu ayet durduğu sürece işleri oldukça zor olacağa benziyor. Bunun söylenmemesini ve eğer mümkünse Kuran’dan çıkarılmasını istiyorlar.  En son ABD’nin eski Ankara büyükelçisi Edelman Türkiye’den ayrılırken Diyanetten Sorumlu Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın’a bir mektup göndermiş. Mektupta ‘Camilerinizde misyonerleri eleştirmeyi bırakın, vaaz kürsülerinde ‘Hak Din İslam’dır’ demekten vazgeçin.’ Aslında bu konuda diyalogcuların görüşlerini öğrenmek isterdim. Gereksiz pek çok konuda fikir beyan eden diyalogcular bu ve benzeri çok önemli konularda neden sessiz kalıyorlar.

Bu ülkede yaşayan insanların geçim sıkıntısı çektikleri bir gerçek. Gerek işçi sendikaları gerekse de memur sendikaları bu konuda sürekli anket yapıyorlar. Memurlara bir lira zam verirken zorlananlar, Türkiye’deki kiliselerden elektrik ve su parası bizim vergilerimizle karşılıyorlar.

Onlar için, bu ülkede yaşayan insanların hepsinin Hıristiyan olması yetmez. Camileri de yıksanız, bütün Kur’anları da yaksanız yetmez. Önemli olan bu toprakların onların eline geçmesidir. Yıllar önce yapılan haçlı seferleri bu gün politika değiştirmiş ve farklı şekillerde yapılmaya başlanmış durumda. Amaç Anadolu’yu Müslüman Türkler’den temizlemek. Ellerinden geleni yapabilirler, yapıyorlar da. Ama bilmedikleri bir şey var. Herkesin bir hesabı varsa Allah’ın da bir hesabı var’. Bizim için önemli olan da bu hesaptır.

Son olarak her kim ne derse desin şu iki ayetle yazıma nokta koyuyorum: Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. Eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır (Bakara suresi, 120).’ ‘Ey inananlar, Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse şüphesiz o da onlardandır (Maide suresi, 51).

Muharrem ayına girmiş bulunuyoruz. Hayırlara vesile olan bir yıl geçirmenizi diliyorum.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim