• BIST 83.456
  • Altın 147,099
  • Dolar 3,7651
  • Euro 4,0462
  • Konya -5 °C
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi

Hayat Hikâyesi

Ufuk Karadavut

Hayat bütün hızıyla devam ederken, bizleri de peşinden aynı hızda götürüyor. Nereye ve nasıl götürdüğü konusu aslında belli olsa da gidiş devam ediyor. Kıyamete kadar da devam edecek. Bu yolculukta her gün birileri inecek ama buna karşın birileri ise yeni binecek. Peki, hayat gerçekte nedir? Hayat giydiğiniz elbiselerin güzelliği, dinlediğiniz müziğin içeriği ya da gezip dolaşmanız, arkadaş çevrenizin çokluğu ve ya mal varlığınız mıdır? Hayır, hayat bunlar değil, olmamalı. İnsanın yaradılış gayesine uygun bir şekilde yaşamasıdır. Hayat gerçekten kul olarak yaşayıp yaşamamamız, insanlara karşı tutum ve davranışlarımız, insanları kırıp kırmamamız, gerçek anlamdaki dostluklarınız, sevginiz ve ailenizdir. İnsan olmanın gerektiği bütün özellikler hayatımızdır. Bunun dışında yapılanlar hayat değil, aksine Yüce Yaratıcıya karşı adı konulmamış bir isyandır.

            Bilenler bilir ama bilmeyenler için hatırlatmakta fayda var. 5 topun hikâyesinden bahsedilir. Bunu kim ne zaman ve nasıl söylemiştir, bilinmez ama bilinen oldukça güzel ve anlamlı olmasıdır. Hayat havaya attığımız 5 topla oynanan bir oyundur. Bu toplardan sadece bir tanesi lastik, diger 4 top ise camdandır. Bu toplar; işimizi, ailemizi, sağlığımızı, dostluklarımızı ve benliğimizi temsil etmektedir. Belirttiğim gibi bu 5 top içinde bir tek işimiz lastik bir toptur. Düşürürsek zıplatabiliriz. Ancak diğer 4 top camdan yapıldığından düşerse kırılır, yerine konulamazlar. Bunu fark etmeli ve hayatimizi bu dengeye göre kurmalıyız. Oysa hepimiz o lastik topu tutabilmek uğruna diğerlerini kırıp dökmez miyiz? Dostlarınızı çantada keklik sanmayın. Sıkıca asılın onlara, tıpkı hayata asıldığınız gibi... Çünkü onlarsız hayat da anlamsızdır. Hayatı çok hızlı koşmayın, nereden geldiğinizi ve nereye gittiğinizi unutmayın... Hayatın bir yarış değil, her saniyesinin tadı çıkarılması gereken güzel bir yolculuk olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

            İş hayatımıza o kadar yoğunlaştık ki, ev hayatımız doğru dürüst kalmadı, arkadaşlık çevremiz yalnızca iş arkadaşlığı ile sınırlı kaldı. Çocuklarımızla oturup en azından akşamları ilgilenemez olduk. Yorgun argın gelince yemek yiyip hemen televizyon başında zaman geçiriyoruz. Zamanın kıymeti yalnızca iş hayatımızda değil, hayatın bütün aşamalarında önemlidir. Hemen diyebilirsiniz ki, “ama geçinmek için, ihtiyaçlarımızı karşılamak için bunlar şart.  Hayat iş hayatsız olmaz”. Evet haklısınız. Kesinlikle düzenli iş hayatı olmalıdır. Kimseye muhtaç olmamak için ailenizin ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmalısınız. Ama her zaman uç noktalarda gezen bir toplum olarak bu konuda da uçlarda geziyoruz. İfrat ve tefrit olarak ifade edilen aşırılıkları yapıyoruz. Bu da aile bağlarımızı, sevgimizi, dostluklarımızı ve inançlarımızın kaybolmasına neden oluyor. Bir süre sonra bakıyorsunuz ki, çocuklarımız elimizden kayıp gidiyorlar. Çocuklarımızın bizim çocuklarımız olmadığını görüyorsunuz. Aile birliğinin yaşanması gereken bir zorunluluk olmaya başlıyor.  

            Şunu da asla unutmamak gerekiyor. Hayat, Cenâb-ı Hakk’ın sıfatlarının en önemlilerindendir. Çünkü Allahu Teâlâ’nın isim, sıfat ve fiillerinin oluşması en iyi hayatla ortaya çıkmaktadır. Bir cisme hayat girdiği zaman, o cisim artık hayatın bir parçası durumuna gelmektedir. Hayat ile diğer varlıklarla ilişkiler kurabilmektedir. Bu ilişkinin şeklini ve boyutlarını ise zaman ve kişinin cüzi iradesi belirlemektedir. Allah külli iradesi ile yaratmakta insan ise tercih etmektedir. Hayatta yapmış olduğumuz iyi işleri de kötü işleri de biz istiyoruz. Cenâb-ı Hakk’da onu yaratıyor. Görünen o ki, çoğumuz iyi şeyleri seçmiyor ve iyi işler yapmıyoruz. Yaşadığımız bu topraklarda yapılan işlerdeki yanlışlıklar ve eksiklikler dikkate alındığında bunu daha iyi görüyoruz. Birbirimizden uzaklaştıkça sevgimiz azalıyor. Sevgimiz azaldıkça çevremiz küçülüyor. Çevremiz küçüldükçe de yalnızlaşıyoruz. Belki bu nedenle iş hayatımız bütün hayatımızın çok önemli bir kısmını işgal ediyor. Belki bu nedenle aile hayatımız zorluklar içinde geçiyor.

            Son olarak şunu ifade etmem gerekiyor; Aslında iş hayatı, okul hayatı, aile hayatı, ya da adı ne olursa olsun bunların hepsi kendi hayatımız ve yaşıyoruz. Cam olan toplara dikkat ederek kırmamaya çalışalım. Allah kolaylık versin…       

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim