• BIST 83.048
  • Altın 147,105
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Konya -7 °C
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı

Havza Bazlı Destekleme-1

Ufuk Karadavut

Türkiye 78 milyon hektar yüzölçümü ve 28 milyon hektarı bulan tarım arazisi ile oldukça önemli bir konumdadır. Tarım arazilerinin ise 8,5 milyon hektarı ekonomik olarak sulanabilmekte iken biz bunun sadece 4,5 milyon hektarını sulayabiliyoruz. Yani tarıma elverişli arazilerin yaklaşık yarısını ekonomik olarak sulayamamaktayız. GAP ile 1,5 milyon hektarının daha sulanabileceği tahmin edilmektedir. Her ne kadar son birkaç yıla kadar kendine yeter yedi ülkeden biriydik desek de artık bunun bir önemi kalmadı. Çünkü ekmeğimizi dahi dışarıdan alır olduk.


Tarım sektörü Milli Gelirin %15′i, istihdamın %45′ini (gelişmiş ülkelerde bu oran %15′dir) oluşturmaktadır. Bu yüzden tarım sektörü ekonomik ve sosyal bir sektördür. Ekonomik sektördür çünkü her ne kadar insanlarımız şehirlerde yaşasa da genel olarak köy bağlantımız devam ediyor. Sağınıza solunuza bakın köyle irtibatı olmayan çok az insan görürsünüz. Kışlık erzakının büyük kısmını köyden karşılarlar. Bu nedenle ekonomik katkısı aslında sanılanın ve söylenin çok üzerindedir. Tarım aynı zamanda sosyal bir sektördür. Çünkü tarımda çok sayıda kişi istihdam edilirken aynı zamanda sosyalleşme de sağlanmaktadır. Bu özelliklerinden dolayı tarım dün olduğu gibi önümüzdeki dönemlerde de önemini artarak devam edecektir.


Tarım sektörünün artan bu önemi karşısında dünyadaki tarım ürünleri üreticileri de kendilerine göre bazı yenilikler yapmakta veya gelişmeleri izleyebilmek için AR-GE’lerini daha iyi çalıştırmanın gayreti içine girmektedirler. Bu çalışmalara paralel olarak Ülkemizde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı da tarımsal üretimin yeniden şekillendirilmesi ve güçlendirilmesine yönelik bazı çalışmalar başlattı. Bunların bir kısmı uygulamaya önceden girmiştir. Bazıları başarılı oldu ama bazıları ise başarısızlıkla sonuçlandı. Şimdi ise öncekilere göre çok daha farklı bir uygulama var. Bu da “Havza Bazlı Destekleme Modeli” adlı yeni destekleme sistemi.


Ülkemizde tarımın en önemli sorunlarının başında ciddi ve kalıcı üretim programlarının yapılmaması gelir. En basitinden geçen sene soğan pek para etmiyordu. Ama bu sene 2.5 TL oldu. Seneye eminim çok sayıda kişi soğan ekecek ve fiyatı düşecektir. Bunun örneklerini artırmak mümkündür. Bu gerekli ve yeterli olarak üretim planlaması yapılamamsından kaynaklanmaktadır. Bu işleri zorunlu olarak yaptırmakta iktidar partileri için her zaman zor bir karar olacağı için uygulamak istemezler. Böyle bir zorunluluk partilere oy kaybettirebilir. En iyi yol gönüllülük esasıdır. Üretim planlamasına yönelik olarak düzenlenen havza bazlı desteklemelerin başarılı olması ülkemiz açısından oldukça iyi sonuçlar getirebilir. Elbette bazı sakıncalı yanları da var. Bunları açıklayacağız. Ancak şimdilik Havza Bazlı Destekleme Modeli’nin genel bir tanıtımını yapmak gerekiyor.


Havza Bazlı Destekleme Modelinin esası ürünlerin yetiştirildikleri bölgelerin iklim, toprak yapısı, topografya ve mevcut arazi sınıflarına göre yeniden ele alınmasıdır. Böylece yetiştirilen ürünün en iyi yetiştiği alana destek daha fazla yapılacak ve böylece bir planlama yapılacaktır. Aslında yetiştiriciliği uygun olmayan ürünlerin farklı alanlarda yetiştirilmesinin gönüllü olarak önüne geçmek ve zaman içinde daha kalıcı üretim programları geliştirmektir. Bu amaçla üretim havzaları belirlenmiştir. Havzaların belirlenmesine yönelik çalışma ile hangi ürünün nerede ne kadar üretilebileceği, çiftçinin hangi üründen daha fazla verim ve gelir sağlayacağı belli edilmeye çalışılmıştır. Havza modelinin oluşturulmasında, iklim, toprak, topoğrafya, nüfus, hayvancılık, dış ticaret vb. konularında 527 milyon 782 bin 613 veri değerlendirilmiş. Bakanlık ve TÜİK verileri yanında, TOBB, Üniversiteler, ilgili bakanlıklar ile FAO, DTÖ, OECD gibi uluslararası kuruluşların ürettiği veriler de kullanılmış. İklim, toprak, topografya verileri 2 bin 500 metre karelik birim alana yayılarak bitki ekolojik istekleri ile ilişkilendirilmiş. Yani oldukça büyük çaplı ve ciddi çalışmalar yapılarak veriler üretilmiş.  İnşallah faydalı sonuçlar çıkar. Devam edeceğiz…

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim