• BIST 82.433
  • Altın 147,585
  • Dolar 3,7838
  • Euro 4,0445
  • Konya -2 °C
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı

Halkımız istiyor

Ufuk Karadavut

Birileri ne yapmak istiyorsa hemen arkasına “halkımız istiyor” kelimelerini ekleyiveriyorlar. Ama bu halkın hangi halk olduğu konusunda kimseye hiç bir bilgi vermiyorlar. Sorsanız asla cevap alamazsınız. Her zaman söylediğimiz gibi, kelime ve kavramlar ile öyle oynanıyor ki her şey birbirine karıştırılıyor. Zaten aslında istenen de bu. Birileri mesela “dindar” kelimesi kullandığında herkes dindarlıktan Müslümanlığı anlıyor. Ama şu hiç sorgulanmıyor. Bu kelimeyi kullanan kişi ya başka dindarlıktan bahsediyorsa. Mesela Hıristiyanlık dininden bahsediyorsa... Ama biz ona yakıştıramadığımızdan bunu dillendirmeyiz. Benzeri çok sayıda örnek verebiliriz. Birileri çıkıp bayrak sevgisinden bahsettiğinde asla hangi bayrak deme ihtiyacı hissetmeyiz. Aklımıza Türk bayrağı gelir. Ama bunu söyleyen kişin belki de başka bayrağı ifade edebileceği aklımızdan bile geçmez. Bunun gibi son günlerde sıklıkla kullanılan ve özellikle açılım olarak tanımlanan çalışmaları “halk destekliyor” deniliyor. Bunu duyunca bizler Türk milleti bunu desteklemez diyesimiz geliyor. Ama ben bunu söyleyenlerin zaten Türk milletini kastettiklerini düşünmediğim için anlayabiliyorum. Ama hangi milletin ve hangi halkın bunu kabul ettiğini de bilmek hakkımız diye düşünüyorum.

Kelime ve kavramlar ile oynamak eski tarihlerden beri vardır. Yöneticiler yapmak istedikleri şeylerde dikkatleri kaçırmak istediklerinde ortalığı kavram kargaşasına boğarak ortadan sıyrılırlar ve dediklerini yaparlar. Millet bir şeyleri daha iyi anlamak için tartışırken onlar “malı götürmekle” meşgul olurlar. Bazen insanların uyutulması gerekebilir. İşte bu durumda yine kavramlar devreye girer ve insanlar uyutulur. Uyutulmaları mümkün olmuyorsa bu durumda yeni bir strateji devreye girer ve kavramlar kullanılarak insanlar farklı yönlere yönlendirilirler. Bir bakmışsınız her yer toz duman olmuş. Asıl tartışılması ve konuşulması gereken konular ortadan kaybolmuş gitmiş. Bizler oturup gereksiz bir sürü konuyu konuşur oluyoruz.

Ama kabul etmek gerekiyor. Bunu yapanlar bu işi iyi biliyorlar. Kullandıkları kelime kavramlar hepimizin hoşuna gidecek ve asla itiraz dahi edemeyeceğimiz kelimeler. Mesela “ileri demokrasi” kelimesi son zamanlarda sık kullanılmaya başlandı. Oysa ileri demokrasi ile gündemimize sokulan demokrasi paketlerinin arkasında pkk ile yapılan müzakerelerin olduğu anlaşılmaya başlayınca yeni kelime ve kavramlar peşinde koşulmaya başlanıyor. Kelimelere makyajlar yapılıyor, herkesin hoşuna gidebilecek maskeler hazırlanıyor ve o da yetmezse büyülü kelimeler kullanmaya başlıyorlar. Hiç kimsenin reddedemeyeceği hatta reddetmeyi bile düşünemeyeceği şekilde “Allah, Kur’an ve Peygamber”den bahsederek insanları susturmaya çalışıyorlar.

Kullanılan kelimeler öyle özenle seçiliyor ki, aslında hiç anlamadığımız kelimeler duygularımızı sömürüyor, düşünce hayatımızı yönlendiriyor ve hatta bazıları ise geleceğimizle geleceğe yönelik olarak yaşattığımız umutlarımızla alay ediyor. Onlarla oynuyor. Öylesine bir noktaya getiriliyoruz ki artık ondan sonra sağlıklı düşünde ve doğru karar verbilme yeteneğimizi kaybediyoruz. Bundan sonraki, son nokta ise başkalarının düşüncelerini kendi düşüncelerimizmiş gibi kabul etmek ve savunmak oluyor. Başkalarının düşündüğü gibi düşünmeye çalışyor başkalarını istediği işleri yapmaya başlıyoruz. Aslında kendimiz olmaktan çıkıyor başkaları oluyoruz. Ancak bunun farkına hiç varamıyoruz. Bunun sebebine gelince de muhakeme yapabilme yeteneğimizi kargaşa içinde kaybediyoruz. Muhakeme yeteneği ve gücü kaybedilince doğal olarak muhakeme gücü olan, yönlendiren, yöneten gücün farkına vararak ya da varmadan etkisi altına giriyoruz. Hele birde etkileyen güçler bizleri manevi bağların yanında maddi cezbedicilerle de etkilemeyi başardıysalar zaten iş tamamen bitmiş oluyor. Para ve makamın gücü her şeyi alıp götürüyor. Ondan sonra kelimenin de kavramında bir önemi kalmıyor. Çünkü tek gerçek kavram para oluyor.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim