• BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • Konya 1 °C
  • Nazlı Ilıcak: FETÖ'nün 17/25 Aralık'ta terör örgütü olduğunu anlamadım
  • "Asgari ücret 2 bin 300 lira olmalı!"
  • Savcıdan Nazlı Ilıcak ve Altan kardeşler için ağırlaştırılmış müebbet talebi!
  • Nazlı Ilıcak: FETÖ'nün 17/25 Aralık'ta terör örgütü olduğunu anlamadım
  • "Asgari ücret 2 bin 300 lira olmalı!"
  • Savcıdan Nazlı Ilıcak ve Altan kardeşler için ağırlaştırılmış müebbet talebi!

Halil Cin neymiş meğerse

Doç. Dr. Murat Kayacan

Demirel’in tutumu Ehl-i Kitab’ınkinden farklı mı?

 

Ehl-i Kitap deyince akla genellikle Hıristiyanlar ve Yahudiler gelir. Gerekçesi ise onların, Kitabın bir kısmını alıp uygulamaları bir kısmını da bir kenara koymalarıdır. Şimdi bu bilgiler doğrultusunda Ertuğrul Özkök’ün yazısından Demirel’in ifadelerine bakalım: "Ben 40 yıldır meydanlarda söylüyorum. Bütün İslam dünyasında, insanların dini vecibelerini en rahat yerine getirdiği ülke Türkiye’dir. 40 yıldır meydanlarda bu ülkenin mütedeyyin insanlarına soruyorum: Ey halkım, dini vecibelerini yerine getirememekten şikâyetin var mı? Bu halkın devletinden şikâyeti yoktur. Tekrar ediyorum. Bu ülkenin 80 bin camisi açıktır. Günde 5 vakit ezan okunur. Öyleyse geriye ne kalıyor? Şeriat. Zaten biz de ona itiraz ediyoruz." Bu ifadelerden yola çıkarak şöyle diyebiliriz: “Türkiye’de yaşananın en güzel İslâm olduğu ifadesi aslında Demirel’in anladığı/yaşadığı İslâm tarzıdır ve Kur’an’ın sadece bir kısmıyla uyumludur.”

Şimdi (Başörtülü öğrenciler için "Arabistan'a gitsinler" sözünün de sahibi olan) Demirel Kur’an ile ilişkisi açısından Ehl-i Kitap’tan farklı bir tutuma sahip mi değil mi? Sözün bu kadarı yeter, karar sizin.

 

Dinî özgürlük sorunu

 

Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın, Avrupa Parlamentosu'nda sarf ettiği, "Türkiye'de Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerde sorun yaşıyor." sözlerini destekler nitelikte Başbakan Erdoğan da: "Bu ülkenin yüzde 99'unu oluşturan biz Müslümanların da sorunları var." dedi ve bu konunun Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan öğrenilebileceğini de sözlerine ekledi. Ne var ki, konuyla ilgili sorulan soruya Bakan Ali Bardakoğlu adeta bir devlet refleksiyle: “Ülke nereye gidiyor, tereddütlerine yol açacak tartışmalar tarihimize haksızlık.” şeklinde cevap verdi. Anlaşılan Bardakoğlu Türkiye’nin muhtelif illerinde devam eden feryatları (Konya’da geçtiğimiz cumartesi 38. başörtüsü eylemi yapıldı.) duymuyor. Halbuki hem Müslümanların hem de gayr-ı Müslimlerin özgürlükleri noktasında yaşanan problemleri inkâr ya da göz ardı etmek mümkün değil. Sorunu “yok kabul etmek” onu bitirmez, büyütür.

 

Halil Cin neymiş meğerse

 

Gazetemizde,Selçuk Üniversitesi’nde bitmek tükenmez enerjisi, çalışkanlığı, disiplini ve azmi ile Mevlana’nın engin hoşgörüsünü, Yunus Emre’nin insan sevgisini kendisine düstur edinerek çalışan ve Konya’da rektör olarak görev yaptığı 11.5 yılda üniversiteye yeni bir kimlik kazandırmaya çalışan kişi” olarak takdim edilen Prof. Dr. Halil Cin, 1988’de Üniversite’ye başladığımda bende öyle bir izlenim bırakmadı doğrusu.

 

O dönemde Konya Büyükşehir Belediyesi, şehir dışında inşa edilmiş olan Selçuk Üniversitesi yerleşkesine az sayıda otobüsle hizmet götürüyordu. Bu nedenle “kendine dikkat eden” bay ve bayan öğrenciler tıkış tıkış binilen otobüste epeyce rahatsız oluyordu. Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Halil Ürün, bu sorunu çözmek niyetiyle günün belli saatlerinde bayanların binebileceği bir otobüs tahsis etti. Tabii kızılca kıyamet koptu. Laik bir ülkede bu nasıl olurdu (Halbuki Japonya, Filipinler, Brezilya, Rusya Federasyonu, Hindistan, İtalya, Mısır, Amerika ve Güney Kore gibi ülkelerde sadece kadınlara ait, tren, otobüs vb. toplu ulaşım araçlarının,  ayrı lokantaların ve otellerin hizmet vermesi sıradan bir iştir.)?

 

Olaya anında müdahale eden engin hoşgörülü (?) rektörümüz medya mensuplarına bu uygulamayı çağdışı ilan eden laik bir söylev verdi ve hınca hınç bayan öğrencilerle dolu otobüse çağdaş (!) erkek öğrencilerle birlikte bindi ve rektörün makam aracı da otobüsü takip etti. Sahne, otobüsün içinde sıkışıp kalan bayan öğrenciler ve olaydan daha sonra haberdar olan babaları ve ağabeyleri için oldukça inciticiydi.

 

Ne dersiniz Halil Cin o dönemde bayan öğrencilerle dolu otobüse uygar erkek öğrencilerle birlikte binerek Yunus Emre’nin insan sevgisini sunmuş olabilir mi?

Son olarak röportajda Cin’in: “Konya’ya hizmet edenler hizmeti Allah rızası için yapılan bir görev olarak görürler. Ben de bu görevi huzur içinde yaptım. Bunun şahidi gazeteci olarak da sizlersiniz.” şeklindeki ifadesine de değinmeden geçmeyeyim: “Sayın Cin, beni şahitlikte hariç tutun, yoksa aleyhinizde şahitlik ederim.”

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
değmez
06 Ağustos 2008 Çarşamba 03:11
LAF-I GÜZAF
Mevlananın sözünü unutmayınız küçük kayacan.. Her lafa verecek cevap vardır ama lafa bakılır laf mı diye...
85.98.117.251
hacabi
05 Haziran 2008 Perşembe 12:21
halil cin
Halil Cin’ i Konya’ yı dönüştürme projesinin baş aktörlerinden biri olarak hatırlıyorum. Kerameti kendinden menkul biri. O devrin adamı. Siyasi kimliğini üniversiteye olabildiğince yansıtmaya mezun bir adam. Konjonktür gereği çoktandır sesi soluğu çıkmıyor. Kendisine vazife verilirse seve seve yapar, ama, şimdilerde onun işlevini farkında olarak ya da olmayarak islamcı bazı holding ve sermaye çevreleri görmekte. Ilımlı solcular ise, üniversitede ince ayar yapmakla meşgul.
85.105.219.254
Demir Kaya
05 Haziran 2008 Perşembe 09:57
Kör ölür badem gözlü olur.
Zamanın geçmesi (hafızası zayıf olanlar için)insanların yanlışlıklarını yıkayıp temizlerken,aynı zamanda iyiliklerini de büyütüyor.Bence toplumca kabul görmüş insanlar tanıtılsa daha iyi olur. Yoksa Halil Cin ismi tartışılmaya başlarsa bu hamura su yetmez.
78.161.130.158
kazım pınar
05 Haziran 2008 Perşembe 09:47
avanta
avantanı mı vermedi halil hoca???
193.255.247.7
nuri demdem
04 Haziran 2008 Çarşamba 21:56
ilahi şahadet
O günü hiç unutmuyorum.Cin(!) fikirli rektör Halil Beyefendi o gün kız öğrencilerin bindiği otobüse, bir yeldeğirmenine saldırırcasına bizzat kendisi saldırmış,siyasi geleceğine yatırım yapmıştı.Sonrası malum-u alinizdir.Zavallı şoför bu olaya şaşıp,kalmıştı.Hiçbir ah,yerde kalmıyor.Zulümle abad olanların sonu berbad oluyor.Yayın sorumlunuzun komşu sütununda bunu tenkid edebilmenize ancak bravo denir Murat Bey,sizi yürekten kutluyorum.
88.232.97.210
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim