• BIST 104.001
  • Altın 145,411
  • Dolar 3,5083
  • Euro 4,1894
  • Konya 18 °C
  • Diyanet'ten 'Kutlu Doğum' müjdesi
  • CHP'de bir FETÖ soruşturması daha!
  • Danıştay'dan memurlara tayin müjdesi!
  • Diyanet'ten 'Kutlu Doğum' müjdesi
  • CHP'de bir FETÖ soruşturması daha!
  • Danıştay'dan memurlara tayin müjdesi!

Haccın ruhunu anlamanın önündeki engeller

Ali Akpınar

Hac ve kurban ibadeti sadece zenginleri ilgilendiren ve sadece senenin belli günlerinde hatırlanması gereken ibadetler değildir. Aslında kılınan her namaz, hac ve kurban ruhunu yaşatmanın bir çeşit göstergesidir. Şöyle ki, namazda yöneldiğimiz Ka’be, hac ibadetinin en temel sembolüdür. Namaz çağrısı olan ezandaki tekbirler, namaza başlarken ve namaz içerisinde getirilen tekbirler kurban ibadetinin sloganıdır. Zira kurbanlar, tekbirlerle kesiliir. Tekbir geetiren her müslüman, Yüce Allah’ı büyüklerken, O’nun erişilmez azameti karşısında kendi küçüklüğünü itiraf ederken, gerektiğinde malı ve canı ile O’nun uğruna feda olmayahazır olduğunu dile getirmiş olmaktadır. Onun için diyoruz ki hac ve kurban yalnızca zenginleri ilgilendirmez. Zengin ve fakir her müslüman hac ve kurban ruhunu yaşamalı ve yaşatmalıdır.

Ne var ki yalnızca İslam’a özgü olan bu iki muhteşem ibadetin ruhunun anlaşılmaması ve yaşanmaması için her şey yapılmaktadır. Kurbanı, bir etlik havan kesim fırsatı, et yeme ve yedirme fırsatı gören; bayramı tatil ve eğlenme fırsatı olarak gören anlayış kurbanın ruhunu anlamamış demektir. Kurban kesiminde temizliğe dikkat etmeyen müslümanlar, temizlik dininin kurban ruhunu nasıl anlayacaklar!? Kurban etlerini, buzluklara stoklayan müminler, kurbandaki paylaşma ruhunu nasıl kavrayacaklar?

Hac ibadeti için de durum benzerdir. Bugün hac ibadeti, bir kısım ölümcül kazaların, unutulmaz faciaların yaşandığı bir ibadete dönüşmüştür. Geriye doğru gittiğimizde neredeyse hemen her hac ibadetinin ifa edilişinde istenmeyen ve tüm ümmeti yaralayan hadiseler olmaktadır. Mina faciası, vinc faciası, tünel faciası, yangın faciası, Müzdelifenin ölümüne yürüyüşü vb. facialarda insan kaybı sürekli artmaktadır.

Öte yandan hac ibadetinin iki büyük merkezi olan Mekke ve Medine’de yıllardır bitmeyen inşaatlar. Onlarca vinç ve inşaat aracının çıkardığı gürültü, toz, dikkat dağıtıcı garip manzaralar ve onların çevreye saldığı tehlike sinyalleri, ibadet yapan insanların nasıl ibadetlerine yoğunlaşmasını sağlayacak?! İnsanlar, bu araçlara mı baksınlar, bu seslere mi kulak versinler, bunların çıkardığı tozları mı yutsunlar, bunların arasından cambazlıkla sıyrılıp haremlere mi gitsinler, inşaat yoğunluğu içerisinde birbirlerini mi ezsinler!

Birer medeniyet merkezi olması gereken, maddi ve manevî her konuda ümmete ve insanlığa örnek olması gereken Mekke ve Medine’nin özellikle hac günlerinde çöp yığınına dönen sokakları, nasıl insalara haccın ruhunu hatırlatacak? Acaba diyorum birileri, buraları ziyarete gelen insanlar, ibadetlerine yoğunlaşamasınlar, körükörüne bir ziyaret yapıp gitsinler diye mi bu olumsuzlukları özellikl üretiyorlar?

Münevver Medine sokaklarında gezdim, her yerde inşaat çalışmaları ve tedbirsizlikler. Haremin hemen yanıbaşında yol yapım çalışmaları, otel yıkım ve yapım çalışmaları devam ediyor. Trafik karmaşası, korna gürültüsü, eksoz dumanları o tertemiz şehri kirletmek için elbirlik hareket ediyorlar adeta! Yapımı tamamlanmadan yıkımı gerçekleşen devasa binalar! Ümmetin talan edilen milyarlarca serveti! Sözgelimii Mescid-i Bilal’in hemen yanındaki çok yoğun trafik kavşağına yapılmış bir barakayı andıran yaya üst geçidi, insanın yüreğini ağzına getiriyor!

Mekke sokaklarındaki trafik keşmekeşliği anlatılamaz. Onlarca araba ile binlerce hacı aynı yollarda yürümek zorunda. Rasgele yerlere parkedilmiş araçlar. Miadını doldurduğu halde hala ve inadına trafikte seyreden kırık dökük araçlar. Senede bir kere bile bakımı yapılmamış, tozu alınmamış, sürekli yolda kalan otobüsler. Bayram günlerinde yoğunluk sebebiyle iptal edilen otobüs seferleri ve yerine Harem’in bağrına kadar sokulmasına izin verilen binlerce ticari taksi!

Hiç kimse olumsuzlukları insanların farklı eğitim, yaş ve kültür seviyelerine fatura ederek geçiştiremez. Siz farklı yaş, konum ve kültürlere sahip bu insanlara nasıl daha güzel hizmet sunabiliriz diye kafa yoracaksınız, proje geliştireceksiniz. Ümmetin beyinlerini bir araya getirerek kolektif akılla en güzelini yapmak için gayret edeceksiniz. O milyonlar, namaz vakti oldu mu nasıl sessizce  hiza mesafe alıyorlar ve eğitilmiş bir asker disiplini içerisinde Huzurda durabiliyorlar. Tek bir imamın komutu ile nasıl sessizlik sağlanıyor? Demek ki bu insanlar iyi organize edilir, iyi yönlendirilirse bir çok şey çözülebilir.

Bugünkü imkanlarla çok rahat çözülebilir bu basit sorunlar. Bunlar ortadan kalkacak, insanlar sükunet ve huzur içerisinde ibadetlerini yapacaklar ki ondan sonra haccın ruhunu kavramaya sıra gelsin! O zaman müminler Ka’be’nin etrafında niçin döndüklerini, Safa ve Merve arasında niçin sa’y yaptıklarını, Arafat’da niçin vakfeye durduklarını, Mina’da niçin şeytan taşladıklarını anlayabilsinler. Haccın, ümmet bilincini geliştiren çok yönlü bir ibadet olduğunu ve bir ömür mümini çekip çeviren bir ruha sahip olduğunu kavraaybilsinler.

Nerede Haremeyn’in Hadimleri! Lafla, iddia ile Haremeyn hadimi olunmuyor. Haremeyn şehirlerini, her bakımdan yeryüzünün örnek merkezleri haline getirdiğinizde o mübarek beldelerin Hadimi olma ünvanına sahip olabilirsiniz! Aksı takdirde hizmet eden/hâdim değil, yıkan/hadim (he ile) olmaktan kurtulamayacaksınız!

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim