• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Konya -3 °C
  • Kahraman Ömer Halisdemir'in babası son sözlerini anlattı
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı
  • Kahraman Ömer Halisdemir'in babası son sözlerini anlattı
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı

Hac ibadeti ve bazı hatırlatmalar

Ramazan Altıntaş

İslam’ın beş temel şartından birisi, Hac’tır. Hac, hem mali ve hem de bedeni bir ibadettir. Zengin Müslümanların ömründe bir defa da olsa bu görevi yerine getirmeleri üzerlerine farzdır.

Ülkemiz açısından hac organizasyonu alanındaki kalite her yıl artarak devam etmektedir. Bu görev, hem DİB ve hem de şirketler tarafından yerine getirilmektedir. Bu kalitenin artarak devam etmesi için yetkililere bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum:

Gerek Mekke ve gerekse Medine’de hacılarımıza yönelik kültürel hizmetlerin sunumunda müstakil salonlar yeterli değildir. Bu iş ya otellerin holünde ya yemekhanelerde ya da mescitlerde icra edilmektedir. Konuşmalarda megafon kullanılmaktadır. Bu da konuşan kimsenin ne konuştuğunun anlaşılmamasına yol açmakta ve hem de aşırı gürültü kirliliği meydana getirmektedir. Acaba irşat faaliyetlerinin randımanlı bir şekilde sürdürülmesi için daha uygun mekânlar tesis edilemez mi, ses düzeni alanında yenilikler yapılamaz mı?

İrşat faaliyetleri, hac öncesinden başlatılmalıdır. Hac seminerlerini, bir-iki güne sıkıştırmak doğru değildir. Gerek tarihi mekânlar ve gerekse hac ilmihali alanındaki bilgiler görsel malzemeler eşliğinde hacı adaylarımıza periyodik seminerler şeklinde aylar önceden verilmelidir. Hac öncesinden aylar önce başlatılacak bu eğitim faaliyetleri, hac sırasında da aralıksız sürdürülmelidir. Bu konuda İlahiyat Fakültesi öğretim elemanlarından yararlanılmalıdır. Şahsen ben, birçok hacımızın Cennetülbaki mezarlığında dört halifenin kabrini aradıklarına tanık oldum. Hatta Hz. Peygamberin kabrinin nerede olduğunu bilmeyenler bile var. Bunları artırmak mümkündür.

Öte yandan, başka ülkelerden gelen hacılar, gerek Mescid-i Nebi’de, gerek Mescid-i Haram’da ve gerekse Arafat’ta Kur’an okuma, zikir, salâvat, dua ve namaz gibi ibadetlerde yoğunlaşırken bizim hacıların çoğunun da kîylukâl ile vakit geçirdiklerini gördüm. Eğer bunlar önceden eğitime alınırsa, haccın irfani ve manevi boyutlarının derinliği kavratılırsa, sanırım, bu fırsat maneviyatı güçlendirme alanında bir ganimet olarak algılanacaktır.

Çok önemli bir husus da bir arada yaşama kültürü ile alakalıdır. Özellikle bazı erkek hacılarımızın hanım hacılara iyi davranmadıkları görülmektedir. Bu tür olumsuz tavırlara hem yemekhanelerde ve hem de asansörlere binme esnasında şahit olmak mümkündür. Mutlaka kadın ve erkeğiyle tüm hacılarımıza i’sar ve fütüvvet ahlakı kazandırılmalıdır. Yine bu da ancak irşat faaliyetleri sayesinde olacaktır.

Hacılarımızın kaldığı odalarda bazen kapasitenin üzerinde insan kalmaktadır. Odaların kapasiteleri üzerinde hacı adaylarının bulundurulması tuvalet ve banyo sorunlarının yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu işin normali neyse o yapılmalı ve gerekli tedbirler alınmalıdır.

Maalesef oteller bütün ihtiyaçlara cevap verebilecek düzeyde planlanmamıştır. Örneğin, otellerin asansör sistemi, müzmin hasta hacı adaylarının sedye ile taşınmasına imkân verecek düzeyde yapılmadığından hastaların sedye ile taşınması büyük zorluklar çıkarmaktadır. Hiç olmazsa, hastalara ve yaşlılara has asansörler yapılmalıdır. Bütün bu söylediklerimiz Suud ve Türk yetkililerin işbirliği ile çözüme kavuşturulması gerekir.

Bazı alanlarda bayan hacılarımız olumsuz ayrımcılığa tabi tutulmaktadırlar. Erkeklere tanınan süre kadar, bayan hacılarımız peygamberimizin kabrini ziyaret edemiyorlar. Aynı durumun başka benzerlikleri Mekke’de Harem-i Şerif’te de geçerlidir. Kadın hakları alanında iyileştirmeler mutlaka yapılmalıdır.

Her sene fıkhi açıdan haccın menasikinin tertibi konusunda bazı tartışmalar yaşanmaktadır. Bu durum hacı adayları arasında görüş ayrılıklarına yol açmakta ve rahatsızlıklar doğurmaktadır. Bu fıkhi tartışmalar arasında, zevalden önce şeytanın taşlanıp taşlanmaması ve haccın tertipleriyle ilgili kimi hususlar gelmektedir. Dini tartışmaları asgari düzeye çekmek için bu alanda ortak bir bakış açısına ihtiyaç vardır. Eğer Arafat dönüşü Müzdelife vakfesinden sonra, Mina’da gecelemek isteyen hacılarımızın barınma ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması konusundaki eksiklikler telafi edilirse, sanırım sözünü ettiğimiz fikri ve kalbi sıkıntılar ortadan kalkacaktır.

Yüce Rabbimiz gidenlere tekrar gitmeyenlere de kısa zamanda Hac yapmayı nasip eylesin.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim