• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Konya 3 °C
  • 15 Temmuz Çengelköy ve Kuleli iddianamesi kabul edildi
  • Teröristbaşı Gülen'in örgüt mensuplarına verdiği talimat yazısı ortaya çıktı
  • İYİ Parti'den 2019 için CHP ve HDP'ye ittifak çağrısı!
  • 15 Temmuz Çengelköy ve Kuleli iddianamesi kabul edildi
  • Teröristbaşı Gülen'in örgüt mensuplarına verdiği talimat yazısı ortaya çıktı
  • İYİ Parti'den 2019 için CHP ve HDP'ye ittifak çağrısı!

Gurur duyduğum öğrencilerim!

Şakir Tuncay Uyaroğlu

 

Bu köşede zaman zaman Türkçeye yapılan ihanetleri ifade ederken zaman zaman da hayatın içinde rastladığım güzelliklere yer vermeye çalışıyorum. Bunlardan birisi de S.Ü. Doğanhisar Meslek Yüksekokulu Bankacılık ve Sigortacılık bölümündeki çok değerli öğrencilerimden olan Nursel Karaalp’in ‘Sana Dair’ başlıklı yazısıdır. Bugün, bu köşeden sizlere öğrencimin yazısını takdim etmek istiyorum...

SANA DAİR / Nursel Karaalp

Henüz çok büyük olmasam da; seni arayacak ve yokluğunu hissedecek kadar büyüdüm sanırım. Büyüdüm büyümesine de; sana yetişmede, seni okumada, seni anlamada ve seni yaşamada hayli geç kalmışım. Sen, benim yaşlarımda içi dolu bir kutuyken; ben dünyaya aldanıp, biraz tembel kalmışım.

Sakın kızma ve kırılma bana; çünkü benim yaşadığım bu dönem, senin dönemin gibi değil ki! Eskiden; sabır varmış, azim varmış ve sonuç ne olursa olsun beklemek varmış. Bunun en güzel örneği sensin bana. Ama şimdi, bütün teknik imkânlara ve fırsatlara rağmen; her şeyden biraz kaçış, biraz daha dünyaya aldanış var.

Yanımızda olsaydın keşke… Bu zamanda yaşasaydın, neler dökülürdü kaleminden, hangi kelimeler yan yana gelirdi mısralarında? Seni aramamda kimse yol göstermedi bana; seni âcizane kendim aradım, senin izini sürdüm ve seni buldum. Senin bir döneme ışık tutan hayatın ve bir kuşağa kazandırdıkların anlatılmadı bana.

Ben, “Kaldırımlar”a verdiğin duygu sağanağınla tanıdım seni. “Çile”ni kazıdım belleğime. Okullarda da bunlar öğretildi; eserlerin, eserlerinde kullandığın dilin ve işlediğin temalar. Çocukken, sadece bunları öğrendim. Türkçemi eserlerinde nasıl gergef gibi işlediğini, senin mısralarında buluşup derin duyguları dile getiren kelimelerini öğrendim.

Bize; senin hayatından, tarzından, çektiğin sıkıntılardan ve karşılaştığın zorluklardan hiç bahsedilmedi. Biraz olsun yolumu açan olsaydı, bu kadar geç kalır mıydım seni tanımaya? Olsun, yine de içim huzurlu; kendi çabalarımla ulaştım sana, yazdıklarınla anladım seni. Her cümleni; düşünerek ve vermek istediklerini idrak ederek okudum.

Çok şey öğrendim senden, “metafizik” meselâ. Hiç bilmediğim bu kelimeyi, senin mısralarınla çözebilirmişim meğer ve görünenin ardındaki görünmeyene seninle anlamlar yüklermişim. Seni okuyarak ve seni örnek alarak, her yeni günde biraz daha “Sen” gibi düşündüm.

Her insanın hayatında dönüm noktası sayabileceği başlangıçlar vardır ya, hani senin Seyyid Abdülhakim Arvasî Hazretleriyle tanışmanda olduğu gibi; ben de seninle tanıştığım ve senin eserlerinle içten içe yoğrulduğum günleri dönüm noktası diye adlandırıyorum artık. Çünkü seninle tanışmak; olgunlaşmaktı benim için, hayata farklı bir gözle bakmaktı ve seninle tanışmak, aslında çok yönlü olmaktı. Seni anlamak, sözlerinden ders çıkarmak, biraz daha büyümekti benim için ya da biraz daha büyük düşünmek…

Ne zaman satırlarımla baş başa kalsam, hep sıfırdan başlamayı düşündüm hayata, senin tarzında ve tavrında yeniden başlamayı. Okumayı düşündüm önce, yargılamadan her konuda okumayı ve beraberinde yazmayı düşündüm senin gibi. Kalemimden çıkan ne olursa olsun, bildiklerimi başkalarına aktarmayı düşündüm senin gibi. Bu sayede; çalışmayı, yılmadan çalışmayı öğrendim.

“Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.” dedin ya sen, ben sayende düştüm tomurcuk derdine ve senin tomurcuklarından yeşerdim. Ve ne tuhaftır ki; görmediğim, tanıma imkânım olmadan çok uzaklara giden seni özledim, belki de kaleminden dökülmemiş binlerce kelimeni özledim.

Yanımızda olsaydın keşke… Bundan önce olduğu gibi, şimdi de aydınlatsaydın bizleri. Yeni kuşaklar hayata dair bir şeyler öğrenselerdi senden; düşünmeyi, üretken olmayı, hayatın güzelliklerini öğrenselerdi. Ya da hiçbirine ihtiyaç yok aslında; sen olsaydın, seni öğrenseler bir ömür yeterdi onlara!

Ruhun şâd, mekânın cennet olsun “Sultanü’ş-şuara”…

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Ymatar
01 Haziran 2015 Pazartesi 06:43
06:43
Çok böyük hocasın Şakir!
88.252.246.17
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim