• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -2 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

Gönüllü Kuruluşlar

Ufuk Karadavut

İnsan sosyal bir varlıktır. Bu nedenle yaşadığı toplumdan kendisini soyutlayamaz. Ya da farklı bir yaratıkmış gibi ayrı yaşayamaz. Yalnız yaşayan ya da yaşamak isteyenler sosyalleşmemiş ya da sosyalleşme korkusu yaşayanlardır. Elbette yaşadığımız toplum içerisinde iyiler de var kötülerde. Melek varsa şeytan vardır. Şeytan bazı insanların ruhlarını esir alarak her türlü fenalığı yaptırabilir. Bunda oldukça başarılı da olabilir. Ama bu insan olduğumuz ve birlikte yaşama zorunluluğumuzu ortadan kaldırmaz ve kaldırmamalıdır. İnsan biyolojik olarak kültürel ve sosyal ihtiyaçlarını daha rahat bir şeklide temin etmek için diğer insanlarla işbirliği yapmak zorunda kalmaktadır. Bu işbirliğinin sonucunda da dernekler, vakıflar, birlikler ya da genel olarak ‘sivil toplum kuruluşları’ olarak adlandırılan bir takım örgütlenmelere girişmektedirler.

Bu birliklerden dernekler ve vakıflar insanların gönüllü hizmetleriyle varlıklarını sürdürmektedirler. Gönüllü sayısını yapılan faaliyetin niteliği belirlemektedir. Diğer bir deyişle, ortaya konan hizmet o toplumda yaşayan insanların ihtiyaçlarını karşılamaya yönelikse ve geniş kitleleri ilgilendiriyorsa ilgi artmakta, ancak tersi olduğunda ilgi azalmaktadır.

Ülkemizde değişik adlar ve farklı amaçlar için çok sayıda dernek ve vakıf bulunmaktadır. Ancak, yine bunların büyük bir kısmı da kendilerinden beklenen hizmeti yerine getirememektedirler. Bir kısmı tamamen amaçlarının dışında hizmet görürken, bir kısmı ise tabela derneği olmanın ötesine geçmemektedir. 

Bir de son zamanlarda özellikle Avrupa Birliği fonlarından yararlanmak için kurulan dernek ve vakıflar var. Bunların amacı sadece fonlardan faydalanarak para alabilmek. Toplumsal faydaları tartışılan bu oluşumların yaptıkları hizmetlerin de tartışılması ve sorgulanması gereklidir. Avrupa Birliği’nin bu kısa adı ile STK’lara destek vermesinin temeli insanların devlete olan güvenlerinin sıfırlanmasıdır. Hatta güvensizliğin artırılmasıdır. Devletten istediği pek çok şeyi alamayan insanların AB desteği ile kurulmuş olan dernek ve vakıflardan alanlar bir süre sonra ‘devlet’ kavramını sorgulayabileceklerdir. Bu tehlikeli bir gelişmedir. Devlet kavramı milletimiz için çok önemlidir. Bu kavramın insanların zihninde olanın dışına çıkarılması ileride önüne geçilemez sıkıntılar yaratabilir. Dikkat ederseniz AB yardımlarının önemeli bir kısmı Güney Doğu illerindeki belediyeler başta olmak üzere diğer STK’lara hibe olarak verilmektedir. Yıllardan beridir yapılan bu yardımlar sonucunda devlet yerine bu tür oluşumlardan yardım alan halk devleti artık tanımaz bir noktaya getirilmiştir. Yapılan çalışma, o bölgede tuttuğu için sıra batı’ya gelmiştir. Aynı işler, batıdaki STK’ların desteklenmesine ve halkın devletle ilişkisini mümkün olduğunca en aza indirmesi ve hatta kesmesi içindir.

Bir oluşuma giderken bu tür sakıncalı tarafları düşünmek ve ona göre planlamamızı yapmamız gerekiyor. Çok sayıda derneğin kurulması ve farklı amaçlarla çalışması toplumsal olarak faydalı olabilir. Hatta insanların örgütlenerek özellikle ekonomik, sosyal ve kültürel pek çok şeyi rahatlıkla yapabilirler. Ancak yapılan işlerin arkasındaki düşünceyi, fikir sistemini iyi analiz etmelidirler. Yapılan işler devletin varlığını sorgular nitelikte olmasından ziyade devlete sahiplenir nitelikte olmalıdır. Şunu kesinlikle kabul edelim ki; günümüzde devlet ya gereği gibi çalışmıyor yada birileri tarafından çalıştırılmıyor. Bunu sizin takdirinize bırakıyorum. Ama her şartta bu devlet bizimdir.

Derneklerde ve vakıflarda sıklıkla görülen bir sıkıntıyı da burada dile getirmek istiyorum. Yönetici olan insanlar bazen bu türden kuruluşları işletirken sıkıntı çıkarabilmektedirler. Kolayca ‘benliği’nin tahriklerine kapılarak sorumluluklarını unutabilmekte ve kamu çıkarı yerine kendi çıkarlarını ön plana çıkarabilmektedir. Kamu hizmeti görmesi gereken yerlerin kişisel çıkar ilişkisi içinde yönetilmeleri hem güven bunalımı yaratır hem de insanların katılımlarını sınırlar. ‘Halka hizmet Hakka hizmettir’. Bu düşünce küçüklüğümüzden beri bizlere öğretilen ve unutmamamız gerek bir gerçektir. Halka hizmet ettiğimiz sürece halka hizmet etmiş olacağız. İnsanların her güzelliği bir şekilde çirkinliğe çevirme yetenekleri vardır. Bunların engellenmesi için ellerinden geleni yapsınlar.

Dernek ve vakıf kuracak insanlara sesleniyorum: Lütfen dikkatli olun. Yapılan her işi en ince ayrıntısına kadar hesaplayın. Size yapılması için önerilen işleri kazançlı da olsa, kolay da olsa hemen kabul etmeyin. Kamu vicdanını düşünün. Kendi vicdanınızı düşünün. Bir gün öleceğinizi düşünün.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim