• BIST 97.984
  • Altın 145,792
  • Dolar 3,5776
  • Euro 4,0020
  • Konya 20 °C
  • Kurtulmuş'tan 'kıdem tazminatı' açıklaması
  • FETÖ soruşturmalarında kaç kişi tutuklandı?
  • Sigortacılıkta da "faizsiz" dönem başlıyor
  • Kurtulmuş'tan 'kıdem tazminatı' açıklaması
  • FETÖ soruşturmalarında kaç kişi tutuklandı?
  • Sigortacılıkta da "faizsiz" dönem başlıyor

Gökten üç elma düşer…

Adem Alemdar

Bir ömür boyu silik yaşanır mı?

Yaşayanlar var…

Bir ömür boyu birilerinin gölgesinde yaşanır mı?

Yaşayanlar var…

Bir ömür boyuca haysiyetli yaşanır mı?

Yaşayanlar var…

Bugün size üç kişiden bahsedeceğim, ama bunların kim olduğunu sormayın bana. Çünkü bu tip insanlar müşahhas bir şekilde aramızdalar ve hep var olacaklar. İsimlerinin şu ya da bu olması hiç önemli değildir. Onlar varlar ve biz onları biliyoruz…

Hiç öne çıkmaz, kim öndeyse hemen onun yanında konuşlanır. Öndeki ne derse, o da onu söyler, ona hak verir, onu savunur. Öndekinin yanında, sağında veya solunda olmakla övünür. Öndekinin kararlarına sahip çıkar, başkalarına bu kararların alınmasına etki ettiğini ima eder...

Asla öne geçmeye çalışmaz, böyle görünmekten bile rahatsızlık duyar. O hemen arkada ikinci sırada işine gücüne bakar. Çeşme akarken testisini doldurmak en büyük maharetidir…

 

Diğeri Donkişot gibidir. Soyut düşmanlara atar, tutar; hiddetlenir. Gerçekte yapması gereken işlere gelince sıra sıvışır. Kendisinden beklentisi olanları yanıltır. Bir davasının olduğunu zannedersiniz yıllarca, ama asıl davanın makam ve paradan ibaret olduğunu gözlerinizle görürsünüz. O bundan gocunmaz, bildiği yolda yürümeye devam eder. Hayal dünyası geniş ve her an ağlamaya meyillidir. Oysa ismi kendisinin fersah fersah önünde müthiş efsanedir…

 

Haysiyetli, şahsiyetli, gururlu olanlar da vardır. Onlar istemezler, erbabı tarafından istenirler. Hep koştururlar ve düzgün yaşayıp vakti gelince bu dünyadan düzgünce ayrılmaktır niyetleri, ama… Onların düzgünlüğü suç gibidir. Layık görülmezler çok yere. Karakolda da mahkemede de doğruyu söyler, durumu idare etmezler. Onların evleri, arabaları, kıyafetleri gösterişten uzaktır. Hesabı olanlar sever gibi görünür, diğerleri gerçekten sever onları…

Gökten üç elma düşer. Biri üçünü de kapmaya çalışır, diğeri iki elmanın kendisine yeteceğini düşünür. Üçüncü ise, hakkı olan elmanın kendisine verilmesini bekler…

 

--------------------------------------------------------------------------------------

Sular yükselince, balıklar karıncaları yer...

Sular çekilince de karıncalar balıkları yer...

Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir...

Çünkü kimin kimi yiyeceğine "suyun akışı" karar verir…

Kızılderili sözü

---------------------------------------------------------------------------------------

 

Padişah vezire sormuş:

- "Vezir! Eğitim mi, cibilliyet mi (soy, sop, nesep) önemlidir?"

- "Cibilliyet padişahim" diye düşünmeden cevap vermiş vezir.

Padişah memleketin her yerinden tellallar çağırtmış. Duyduk duymadık demeyin en iyi hayvan eğiticisine yüz kese altın...

En iyi hayvan eğiticisi padişahın huzuruna çıkartılmış. Padişah hayvan eğiticisine sormuş:

- "Bir kediye tepsiyle servis yapmasını ne kadar zamanda öğretebilirsin?"

- "Altı ayda öğretirim padişahım"

Altı ay dolmuş, eğitici huzura alınmış. Padişah:

- "Öğrettin mi?"

- "Öğrettim padişahım"

Saray erkanı toplanmış, kedi elinde tepsi, servis yapmaya başlamış. Tam vezirin önüne gelmiş.

Padişah vezire tekrar sormuş:

- "Vezir! Eğitim mi, cibilliyet mi önemli?

Vezir padişahın sorusuna cevap vermeden önce, cebinde hazır tuttuğu fareyi yere bırakmış.

Kedi tepsiyi attığı gibi, farenin peşinde koşmaya başlamış. Tabii altı aylık eğitim boşa gitmiş.

Vezir cevap vermiş:

- "Cibilliyet padişahım"

Önüne bir fare düştüğünde; eline bir fırsat geçtiğinde, çıkarları için, vatanını satmaktan, milletini harcamaktan tereddüt etmeyecek yüksek eğitimli büyük kedilerden Allah bu memleketi, bu milleti muhafaza kılsın!

Amin!

 

------------------------------------------------------

 

Gazetecilik biraz da budur!

Geçen hafta, Yazıişleri Müdürümüz M.Ali Köseoğlu iyi bir gazetecilik örneği gösterdi. AK Parti İl Başkanı Ahmet Sorgun’un basın toplantısıyla tanıtacağı yeni yönetim kurulu listesinin bir bölümünü bir gün evvelden ele geçirerek yayınladı. Kimileri bunu eleştirdi, niye beklemediniz diye… Oysa gazetecinin eline haber değeri olan bir bilgi geçerse, yayınlar. Gazetecilik biraz da budur. Öte yandan bizim bu yayınımızın kimseye de bir zararı olmadı…

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Yakup YEŞİLÖZ
01 Mart 2010 Pazartesi 13:14
ANLAYANA HİKAYE
İki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar ama her fırsatta birbirlerini rahatsız ederlerdi.
Doğum günleri bayramlar da ilginç armağanlar göndererek karşıdakine zekâ gösterisi yapma fırsatlarıydı.
Hükümdarlardan biri günün birinde ülkesinin en önemli heykeltraşını huzuruna çağırdı.
İstediği; birer karış yüksekliğinde altından birbirinin tıpatıp aynısı üç insan heykeli yapmasıydı.
Aralarında bir fark olacak ama bu farkı sadece ikisi bilecekti.
Heykeller hazırlandı ve doğum gününde komşu ülke hükümdarına gönderildi.
Heykellerin yanına bir de mektup konmuştu. Şöyle diyordu heykelleri yaptıran hükümdar:
"Doğum gününü bu üç altın heykelle kutluyorum. Bu üç heykel birbirinin tıpatıp aynısı gibi görünebilir.
Ama içlerinden biri diğer ikisinden çok daha değerlidir. O heykeli bulunca bana haber ver."
Hediyeyi alan hükümdar önce heykelleri tarttırdı. Üç altın heykel gramına kadar eşitti.
Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa çağırttı. Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelediler ama aralarında bir fark göremediler.
Günler geçti. Bütün ülke hükümdarın sıkıntısını duymuştu ve kimse çözüm bulamıyordu. Sonunda hükümdarın fazla isyankâr olduğu için zindana attırdığı bir genç haber gönderdi.
İyi okumuş akıllı ve zeki olan bu genç hükümdarın bazı isteklerine karşı çıktığı için zindana atılmıştı.
Başka çaresi olmayan hükümdar bu genci çağırttı. Genç önce heykelleri sıkı sıkıya inceledi sonra çok ince bir tel getirilmesini istedi.
Teli birinci heykelciğin kulağından soktu tel heykelin ağzından çıktı.
İkinci heykele de aynı işlemi yaptı. Tel bu kez diğer kulaktan çıktı.
Üçüncü heykelde tel kulaktan girdi ama bir yerden dışarı çıkmadı.
Ancak telin sığabileceği bir kanal kalp hizasına kadar iniyor oradan öteye gitmiyordu.
Hükümdar heykelleri gönderen komşu hükümdara cevabı yazdı :
Kulağından gireni ağzından çıkartan insan makbul değildir.
Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa o insan da makbul değildir.
EN DEĞERLİ İNSAN;KULAĞINDAN GİRENİ YÜREĞİNE GÖMEN İNSANSIR.
78.187.169.79
mülayim çoksert
01 Mart 2010 Pazartesi 09:00
Tarihi ALLAH yazar
Adem bey,sizde bilirsiniz bu söz Bilge krala aittir.Ben üçüncü sırada tanımladığınız arkadaşlarin da birgün hakettikleri yerde olacaklarına inanıyorum.Gerçi beşeri hayatta bir yerlerde olsak ne olur,olmasak ne olur....Başarılarınızın devamını dilerim.
88.231.243.144
afk
28 Şubat 2010 Pazar 21:50
müthiş
Adem bey eline sağlık çevremizde 1 ve 2 ci gurupda maalesef bir çok insan var yüzüne tükürülecek ama tükürceğe yazık olacak selam.
85.106.236.242
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim