• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -4 °C
  • Şamil Tayyar'dan, Fatih Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Şamil Tayyar'dan, Fatih Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri

Gezi Değerlendirmesi

Ufuk Karadavut

Hükümetin Taksimde bulunan ve Gezi parkı olarak bilinen alana Alış Veriş Merkezi (AVM) yapmak istemesi ile başlayan olaylar halen daha devam ediyor. 50’ye yakın ilde olaylar bazen şiddetlenerek bazen hafifleyerek devam ediyor. Son zamanlarda ise şekil değiştirmeye başladılar. Her zamanki gibi polisin acımasız sert tepkileri devam ediyor. Aldıkları emir gereğince dağıtılmaları için “ne gerekiyorsa” yapıyorlar. Karşıdaki ölsün, gözleri çıksın, kafası kopsun önemli olan gerekenin yapılması. Ama asıl bunların ötesinde tedirgin olduğum şey artık bu toplumun son 30 yılda hiç olmadığı kadar gerildiği ve kutuplaştığıdır. Kutuplaşma ile ortamın gerildiği ve birlikte olma düşüncesinin yok edilmesi konusunda başarılı olunduğudur. Çok garip ve garip olduğu kadar da tehlikeli olaylar oluyor. Hiç bir şey gizli kalmıyor. Artık herkesin elinde kameralı telefonlar var. Çekip bir yayın kuruluşuna ulaştırabiliyorlar. Bakın kim olursa olsun ya da hangi gazetede yazarsa yazsın bir gazeteciyi tekme tokat yolda sürükleyerek götüren polisler acaba bunu insanlığın hangi değeriyle yapıyorlardı. Bilmek oldukça zor. Anlamak ise galiba imkansız. Yurt genelinde yapılan gösterilerde dikkati çeken temel slogan “hepimiz Mustafa Kemal’in askerleriyiz” di. Önceki gün elleri sopalı bir grup genç polislerin önünde “Tayyibin askerleriyiz” diyerek sokağa dökülmüşler ve göstericiler ile çatışıyorlardı. Bir birleri ile çatışan bu gruplar işin en korkutucu kısmını oluşturuyordu. Eğer büyürse iç savaşa götürebilecek bir davranış. Ama kimse görmedi ve görmek istemedi. Bir diğer vahim olay ise “Tayyibin askerleriyiz” diyen grubun durdurduğu biri erkek bir bayan iki kişiyi linç etmek istemeleridir. Bayanın üstünü soyarak onu aşağılamaları ve bunu polisin önünde yapmalarıydı. İşin ilerleyeceğini gören polis duruma müdahale etti. Yoksa o kızın ve oğlanın ağlamaları insanları çok üzdü. Yapılan tam bir vahşetti. Bu toplum içindeki kutuplaşmayı derinleştiren bir olaydı. Bunları televizyonlar ayrıntılı olarak günlerdir veriyor. Gezi parkı olayları ilk olarak hatırlanırsa eylemcilerin çadırlarının yakılarak eylemcilerin zorla dışarı atılmaları ile gerçekleşmiş ve yayılmıştı. Aslında üzerinde pek durulmadı ama o çadırları kimin yaktığını ve yakma emrini kimin verdiğini hiç öğrenemedik. Bu açık bir tahrik ve taciz olmasına rağmen göz ardı edilmesi ya da üzerinin örtülmesi ayrıca düşünülmesi gereken bir konudur. Siyasilerin gösterileri değerlendirmedeki yaklaşımları da ayrıca üzerinde durulması gereken konula arasındadır. Göstericilere karşı “pislikten geçilmiyor” “her taraf sidik kokuyor” “Ayyaşlar” “ Çapulcular” şeklinde ifadeler insanların morallerini bozucu, rencide edici kelimelerdir. O kişilerin rencide edilmeleri bizlere bir şeyler kazandırmaz. Aksine kaybettirir. Ama bunun arkasına başka plan varsa onu bilemem. Ayrıca göstericilerin elindeki Türk bayraklarını alarak yerlere atan polislerin görüntüleri de ayrıca bir vahamet gösterisi olarak buradan ifade etmek zorundayım. Hiç bir gerekçe Türk bayrağının yere atılmasına bir gerekçe olamaz ve olmamalıdır. Bir de şu milli irade meselesi var. Bize oy veren milli irade bize oy vermeyen milli irade değildir yaklaşımı da bizleri yanlışa götüren diğer bir davranıştır. Milli irade”yi çoğunluğa indirgemek aynı zamanda çoğunluğun azınlığa karşı tahakküm etmesini beraberinde getirir. Şu an ihtiyacımız olan şey farklı kesimlerin saygı içinde yaşamasını güven altına almak olmalıdır. Kimse “milli irade”yi kendisiyle özdeştirmemeli ve bütün gücü kendi elinde toplamaya çalışmamalıdır. “Karar verdim, yapılacak” demek hiç bir demokraside olmayan ve asla olmayacak bir davranıştır. Ya da “biz “milli irade”yiz… Bizim inançlarımızı, görüşlerimizi, hayat tarzımızı paylaşmayanlar bize uymak zorunda… “ şeklindeki açıklamalar karşılıklı ilişkileri zorlayan ve olumsuza yönlendiren işleri çıkmaza sokabilecek davranışlardır. Partilerin bazıları olaylara tam destek verirken bazıları ise tamamen karşı durmaktadırlar. Söylemleri de bulundukları yere göre ya çok sert ya da çok yumuşak oluyor. Birileri ülke üzerinde ciddi oyunlar oynuyor. Bu oyun görülmeli ve buna göre daha dikkatli davranılmalı ve konuşulmalıdır. Tabi oyun kurucu siz iseniz o başka...

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Gayserili Ali
21 Haziran 2013 Cuma 16:20
yazıp durmayın gayri,
Gezi parkı olaylarının nesini değerlendirecen ki? Zaten değersiz adi bir olay.Yapanlar cahil.Almanya ve İngiltere hesabına çalıştıklarını idrak edemeyen lümpen ve kalven insanlar.
95.10.16.238
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim