• BIST 94.831
  • Altın 261,493
  • Dolar 5,7675
  • Euro 6,5664
  • Konya 23 °C
  • Süleyman Özışık'tan dikkat çeken seçim yazısı
  • "Beton Ekrem 500 milyonluk mal varlığının 5 milyonunu açıkladı!"
  • Aktay'dan seçim yorumu... "Bir sebebi de ciddi bir muhalefet yokluğuydu..."
  • Süleyman Özışık'tan dikkat çeken seçim yazısı
  • "Beton Ekrem 500 milyonluk mal varlığının 5 milyonunu açıkladı!"
  • Aktay'dan seçim yorumu... "Bir sebebi de ciddi bir muhalefet yokluğuydu..."

Gerilim tırmanışı

Mesut Ceran

ABD-İran restleşmesini daha iyi kavramak için temel bir gerçeği gözden geçirerek işe başlamak gerekiyor. Başkanlık seçimi kampanyası sırasında Donald Trump Ortak Kapsamlı Eylem Planı’nı (JCPOA) ya da daha yaygın olarak bilinen adıyla “nükleer antlaşmayı”, “asla ve kat’a yapılmamış olması gereken tek taraflı bir adım” olarak gördüğünü açıkça belirtmişti. Bu nedenle, mevcut ABD yönetiminin antlaşmayı feshetmesi ve İran’ın zaten büyük sıkıntılar çekmekte olan ekonomisini felce uğratacak yaptırımlar getirme yolunu tutması pek de şaşırtıcı değil. Bununla birlikte, mevcut durumu çok riskli kılan şey, yaptırımlardan ziyade, gerilimin bir dizi senaryo dahilinde askeri açıdan tırmanarak çatışmaya dönüşme ihtimali. Halihazırda İran’ın güdümünde hareket eden vekil güçlerden herhangi birinin yanlış bir hamlesi, tam anlamıyla felaket niteliğinde bir çatışmayı tetikleyebilir.

 

ABD Başkanı Temmuz 2018’de İranlı mevkidaşı Hasan Ruhani’ye hitaben bir “tweet” attı: “Sakın ABD’yi bir daha tehdit etmeyin; yoksa tarih boyunca çok az hiç kimsenin yaşadığı şekilde bunun neticelerine katlanırsınız. Artık sizin şiddet ve ölüme dair akıl dışı sözlerinize katlanacak bir ülke değiliz. Ayağınızı denk alın!”

 

Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Güçleri’nin komutanı General Kasım Süleymani bu sözlere çok sert tepki verdi. İran’ın güçlü generali Hemedan kentinde, Trump’ın “bir barmen veya kumarhane yöneticisi” ağzıyla konuştuğunu ifade ederek İran cumhurbaşkanının aynı tarzda bir cevaba tenezzül etmeyeceğinin altını çizdi. Dahası, Süleymani ABD’yi açıkça tehdit etti. Washington’ın bir savaş başlatabileceğini; fakat Amerikalılar açısından tam bir kapasite kaybıyla neticelenecek böyle bir çatışmanın kaderini tayin edecek tarafın Tahran olacağını söyledi. Bu sözlerin İran’ın en büyük muharip tecrübesine sahip askeri şahsiyetinden geldiğini not etmek gerekir: Süleymani dini lider Ayetullah Ali Hamaney tarafından “İslam Devriminin yaşayan şehidi” olarak nitelendirilmiş biri.

 

Aslında Trump’ın “azami baskı” stratejisinin daha da kritik bir ayağı var. ABD yönetimi İran’ı, vekillerinin eylemlerinden de sorumlu tutacağını açıkça belirtti. Muhtemel bir makul yadsınabilirlik (plausible deniability) durumunu ortadan kaldırdığından ve provokasyonlara ve yanıltma harekatlarına karşı eşit derecede savunmasız bıraktığından dolayı, bu oyun değiştirici bir tutum. Yanlış zamanda ve yanlış yerde yapılacak bir vekil saldırısı, facia niteliğinde bir çatışma sarmalının fitilini ateşleyebilir. O zamana kadar, ABD-İran zıtlaşmasından bir savaş değil, daha fazla tırmanma bekleyebiliriz.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim