• BIST 103.200
  • Altın 196,867
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • Konya 14 °C
  • AK Parti'nin 27. dönem milletvekili aday listesi
  • MHP 27. dönem MV aday listesi açıklandı (Tüm liste)
  • 24 Haziran'da nasıl oy kullanılacak? Oylar nasıl sayılacak? Yeni sistemle ilgili bilinmeyenler
  • AK Parti'nin 27. dönem milletvekili aday listesi
  • MHP 27. dönem MV aday listesi açıklandı (Tüm liste)
  • 24 Haziran'da nasıl oy kullanılacak? Oylar nasıl sayılacak? Yeni sistemle ilgili bilinmeyenler

Gençliğin Çöküşüne Seyirci Kalınmasın

Halit Aksungur

Toplumun geleceği ve güvencesi yetişmekte olduğu gençlerine bağlıdır. Bu gerçeği iyi anlayarak çocukların ve gençliğin yetiştirilmesinde bilimsel ve çağdaş önlemleri almak devletin birincil görevidir. Bu zenginlik kaynağımızı elden çıkarmadan gereken önlemleri almak zorundayız. Gençlik, geleceğimizdir, atar damarımız, ülkemizin bekçisi, konuşan dili, atan yüreğidir. Gençlik çökerse  toplum yaşamında onulmaz yaralar açılır. Millet olarak bunun acı örneklerini tanzimattan günümüze yabancılara öykünerek (taklit) yaşayıp gördük. Konuyla ilgili “ Muzır Neşriyat Kanunu” çıkarıldı hiçbir işe yaramadı. Aslında bu konu yasa çıkarmayla değil eğitim kurallarını uygulayarak, kitapları bilime dayanan yöntemlerle çözmek daha olasıdır.

                21 . yüzyıla girerken Türk çocuklarını ve gençliğini saran üç tehlikeden biri sigara alışkanlığı 9-10’ yaşlarına inmiştir. Üstelik kız-erkek ayrımı yapılmadan bu eğilime kapılmışlardır. Çıkın parklara, okul yollarına hiç abartılı olmadan bu manzaraları göreceksiniz. Uygunsuz durumlara karşı uyarıda bulunanlara “ Ne o kıskanıyor musun” yanıtıyla karşılaşmalar olağan hallerden olmuştur. Uyuşturucu ve alkollü içkiler, şimdilik aşırılık durumunu almamıştır. Bu durum gün geçtikçe, gerçekçi önlemler alınmadıkça toplum dengemizin bozulmasında yıkıcı etkilerini gösterecektir. Bu davranış ve ahlak çöküntüsü yurt geneline yayılırsa olacakları düşünmek bile istemiyorum.

                Bu arada bir gerçeği belirtmeden geçemiyeceğim. Gençlerin bu duruma düşmesinde biz büyüklerin payı hiçte az değildir. Bunlar çocuk anlamazlar diyerek yapılan iki yüzlü uygulamalar gençleri ve çocukları etkilemektedir. Gözlemlerimizde çocuklar yaşanan olayları değerlendirirken ”babam, annem şöyle dediler ama demek ki, böyle de oluyormuş” düşüncesine kapılmaktan kendini kurtaramazlar…     Gençlerimiz bu yaşlarda dünyaya tozpembe bir gözle bakarlar. Onlara örnek olmak, doğru ve ulaşılması özlenen yolu hareketlerimizle göstererek örnek olmalıyız.

                Çok önemsenmesi gereken bir konuda insanların yaşayabilmek için üretime, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin adalet ölçüleri içinde yürütülmesi çağın düşündeş ölçülerine uygunluğu yolunda önlemler alınmasında küçümsenmeyecek yararları olacaktır. Biri yerken biri onu izlemekle kalınırsa bunun sonu yıkıma gidecektir. Bu bakımdan sorunların çözümünde sosyal, politik sorunlarla ilgili doğru hareketlerde bulunmak gözden ırak tutulmamasıdır.

                Genel eğitim konusunda uygulanmakta olan ve son yıllarda uygulamadan kaldırılan sabahları çocuklarımızın birlikte söylediği “ Türküm, doğruyum, çalışkanım, yasam küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, ulusumu özümden çok sevmektir. Ülküm yükselmek ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun” özdeyişinde gerekli görülen değişiklikler yapılarak yeniden uygulamaya konması yararlı olacaktır…  Genel terbiye ve ahlak konusunda aile ve okulla çevrenin koşullarını göz önüne alarak eğitici yönde görsel ve yazınsan yayınların etkileri unutulmamalıdır. Aile ve çocuklar televizyon yayınlarında olumlu bir etki yaratamıyor. Kulaktan dolma öğütlerle eğitim yürütülemez. İlköğretimden Üniversiteye kadar bütün eğitim kurumlarında yeni baştan uzmanlarına hazırlatılacak ders kitapları uygulamalı olarak işlenmelidir.

                Toplu taşıma araçlarında gözlemlediğimiz davranışlar insanı korkutuyor. 70-80’ yaşındaki nine ve dedelere yer vermede kız çocuklarının daha duyarlı oldukları, erkek çocukların bu yaşlıları görmez-den geldikleri olağanlaşmaktadır. Bu tür davranış bozuklukları ve büyüklere saygısızlık çoğunlukla aile eğitimindeki yetersizliktendir. Milli ve manevi değerlerimize önem vermek gençlerin yetiştirilmesine bağlıdır. Toplum olarak gençlerimize insana özgü eğitim, alışkanlıkları, görgüyü veremezsek geleceği- mizin temelleri güçsüz olacaktır. Sonuçta bilinmeli ki asla bağımsız olamayız. Yarınları teslim edeceğimiz gençler sorumsuzluk içinde yetişirse ne kendilerine ne de geleceklerine sahip olamazlar. Kolaycılığa yönelerek, magazin izlenceleriyle vakit öldüren gençlerimiz anı yaşamanın ve zevk tuzak- larına tutulmanın olumsuz ağır bedellerini ileride kendileri kadar aileleride çekecektir.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim