• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • Konya 21 °C
  • Gülen bizi yurdun mescidine kilitleyip kırbaçlı adam dikti!
  • TRT'nin eski personeline FETÖ'den dava
  • Ali Ünal'a iki kez ağırlaştırılmış müebbet talebi
  • Gülen bizi yurdun mescidine kilitleyip kırbaçlı adam dikti!
  • TRT'nin eski personeline FETÖ'den dava
  • Ali Ünal'a iki kez ağırlaştırılmış müebbet talebi

Gazeteciliği sevda bilenlerin...

Seyit Küçükbezirci

GAZETECİLİĞİ “SEVDA” BİLENLERİN; YAZIYA “MÜPTELA”OLANLARIN GÜNÜ: 10 OCAK

Geçen Perşembe, 10 Ocak… Konya Gazeteciler Cemiyeti; uzun yıllardır 10 Ocaklarda kutlanan “Çalışan Gazeteciler Günü” için çağırılıyız Konevi Kültür Merkezi’ne…

Yirmi yaşından seksen yaşına kadar oradayız; “Yazıya müptela olanlar” olarak…

Konya basını 142 yaşına, Gazeteciler Cemiyeti 63 yaşına girmiş… “Aziz Bir Şehir”in Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olarak Adem Alemdar; “-Konya basınının, Türkiye Basın Tarihi içinde çok önemli bir yeri var… Konya basını nitelikli, sorumluluk taşıyan, halkımızın sözcülüğünü yapan etkili, mesleğinde yetkin gazetecilerden oluşmaktadır. Dün de, bugün de bu böyledir” diyor. Benim bir yanımda Babalık Gazetesi sahibi Mazhar Babalık Bey, bir yanımda Ögüt Gazetesi sahibi Abdülgani Efendi… Mazhar Babalık Bey’e bir telgraf uzatılıyor; Akşehir’den Batı Cephesi Karargâhı’ndan çekilmiş. Uzatıyor okuyorum: “Garb Cephesi’nin fedakar arkadaşı Babalık’a” yazıyor.

2-004.jpg

“SON 212”NİN ŞAHSINDA ESKİ MESLEKTAŞLAR’A VERİLEN ONUR…

Konya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Adem Alemdar’ın konuşmasında, adımın anıldığını fark ettim; dalıp gitmiştim, “Konya Kurtuluş Savaşı Gazetecileri”nin arasında…

Alemdar “Gecenin Onur Konuşması”nı yapmak için beni çağırıyordu. Böyle bir konuşmaya çağırılacağımı günler önce îma bile etmemişlerdi.

1-004.jpg

Yaşadığımız gece; 4 Ocak 1961’de yürürlüğe giren “212 Sayılı Basın Mesleğinde Çalışan ve Çalıştırılanların Münasebetlerini Düzenleyen Kanun” için bir anma, bir kutlama gecesiydi. Uzun yıllar “Basın Bayramı” olarak da anılmıştı. Şimdilerde “Çalışan Gazeteciler Günü”ydü.

Demek ki, Konya’da 212’ye göre 1962’de sözleşme imzalayan bir ben kalmıştım. Demek ki “Evvel Giden”, gazeteciliği tek aşkı olarak yaşayanlar adına konuşacaktım. Trans halindeydim, pek çok şeyler söylediğimi biliyorum ama yalnız şunları hatırlıyorum: “-2 Ocak 1961’de yürürlüğe giren Basın İlan Kurumu Kanunu, resmi ilanları valilerin iki dudağının arasından kurtardı. 4 Ocak 1961’de yürürlüğe giren 212 Sayılı Kanun da fiili gazetecilik yapanlara sosyal güvenceler getirdi. Bir örnek vereyim. 212’ye göre “Şehir Postası Fikir İşçisi” olarak imzaladığım sözleşme, bana maaş güvencesi, sağlık güvencesi, basın kartı, telefon, seyahat imkânları sağladı. Konya’nın ilk en büyük sitesini, yirmi yıl vade ile kurmamızı sağladı. Ben 1967’de 25 yaşında bir gazete yönetimindeydim. 40 daireli “Basın Sitesi”nde dairem vardı. Şimdi nerede o günler. Aradan 52 yıl geçmiş. 2013 yılının “fiili” gazetecilerine on katından fazlası sağlanmalı.”

seyittt.jpg

50 YIL O YANDAN, 50 YIL BU YANDAN

Yazıya girerken altını çizdim; Konya basını 142 yıllık bir basın. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra da “Türkiye’nin İnşaası”na, “Demokrasi’nin İnşaası”na, “Cumhuriyet”in maddi ve manevi kazanımlarına büyük katkılar yapmış bir basın.

Geçen 10 Ocak Perşembe günü, “Çalışan Gazeteciler kutlama gecesi”nde “Onur Konuşması” yapmak, elli yıl önce, otuz yıl önce olsaydı bana düşer miydi?

Mehmet Önder’e, Celalettin Kişmir’e, Sofu Tuğrul’a, Mahmut Sural’a, Mustafa Ataman’a düşerdi. Konya Basın Tarihi’nde ‘Onur’ un yakışacağı onlarca ‘Büyük Gazeteci’ var. Ama ‘Fiili Gazetecilik’ yapan, 212’ye göre sözleşme imzalayan bir ben kalmışım demek.

‘Ustam’ Ali Rıdvan Bülbül’ü de ısrarla çağırmış, Konya Gazeteciler Derneği Cemiyeti Başkanı Adem Alemdar, sağlık sorunlarından katılamadı. Ömür boyunca hiçbir mesleğe sapmadan, yalnız ‘Gazeteci’ olarak kalan ‘Tek Usta’ Ali Rıdvan Bülbül... Ortaokuldan beri, son altmış beş yılının her gününde O bir gazeteci

Konya Gazeteciler Cemiyeti, Ali Rıdvan Bülbül için de bir ‘Konya Basınına Katkıları İçin Teşekkür’ plaketi hazırlamış... Kendisi gelemeyince, iletmek için bana verdiler... Çıkıp bir konuşma yaptım, “-Konya Basın Tarihinde bir ömrü aralıksız gazeteci olarak yaşayan Ali Rıdvan Bülbül’ün plaketini 1958’lerden bir çırağı olarak almak gerçekten derin anlamlı” dedim. Çırak Onur konuşması yapıyor, Usta’nın plaketini onun adına alıyor, çok hoş, çok güzel. Konyalı gazeteciler ‘vefa’ nedir biliyor, ‘Kadir kıymet’ nedir biliyor. ‘Sayısız tebrik, sayısız teşekkür’ dedim.

Gerçekten çok şanslıyım. Öyle bir tarihte girmişim ki “Basın denizi”ne, 1960 sularında... 1960’dan geriye elli yılın ‘acar habercileri’ni de, ‘yavuz’ kalem erbabını da, 1960’dan bugüne 2013’e kadar geçen elli yılın gazetecilerini de, yazarlarını da tanıdım. Son yüzyılda, ‘Basında temayüz etmiş’ yüzlerce ‘Kalem ehli’ üstadım oldu, ustam oldu, çırağım oldu. Koruyanım oldu, kollayanım oldu, arkadaşım oldu, dostum oldu. Anadolu Selçukluları’nın Başkenti’nin basın tarihi ‘Büyük Portler’le dolu..

Bana, akrabalarını say deseler, kim yakın sayılırsa, onları sayarım, “Hısımlarını say” deseler, Konya basın tarihinde yer aln bütün gazetecileri sayarım, hem de 7’den 70’e.

NELERİ HATIRLIYORUM NELERİ, NELER AKLIMA GELİYOR NELER…

Konya Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği “Çalışan Gazeteciler Günü”, sanki zihnimde elli yılın “Basın Tarihi Barajları”nın kapaklarını açtı.

Hemen 1960 sonrası, 1961: Basın İlan Kurumu Konya Şubesi faaliyete geçmiş, 212’ye göre “Fiili Gazetecilik yapanlar”la sözleşmeler imzalanmış, Anadolu Ajansı Konya Şubesi kurulmuş.

Konya’da beş günlük gazete, daha iyi gazete çıkartmak için müthiş bir yarış içinde.  Yeni Konya, Yeni Meram, Şehir Postası, Sabah, Işık “Basın İlan Denetleme Kurulları”nın şartlarını harfiyen yerine getirmeye çalışıyor… Yeni Meram’dan Enişte Selahattin çöp kadar hatayı tespit edip ihbar etmek için pür dikkat… Ali İhsan Tuna, Mustafa Ataman, Mahir İba, Ziya Beştav, Ziya Tanrıkulu, Adil Gücüyener, Emin Hayri Ergene… Mekanları cennet olsun.

Yazarlar “deve dişi gibi” Muhlis Koner, Namık Ayaz, Ramiz Arda, Afif Evren, Mehmet Önder, Celalattin Kişmir, Selçuk Es, Osman Özdemir, İbrahim Aczi Kendi… Nur içinde yatsınlar.

Şehir Postası “entertip”i getirmiş, öteki dört gazete elle diziliyor, Şehir Postası entertiple dizildiği için bütün resmi ilanı alıyor… Bir yarış, bir savaş… Bir yıla varmadan herkeste “entertip”…

Gazetelerde köşeden köşeye atışmalar, ağır yazılar, mahkemeler, kılınç gibi “ilan kesmeler”

Gazeteciler Cemiyeti seçim savaşları, küme küme toplanmaları “Gazeteciler Sendikası”  kuruluş mücadeleleri. Kurma savaşları, batırma savaşları…

Derken “İstanbul gazeteleri gibi bir Konya gazetesi”… Derken, Milliyet, Hürriyet gibi bir yerel Konya gazetesi idealleri uğruna bir çılgınlık… Şehir Postası’nın Hamle’nin çıkışı, resmi ilan tekelinin kırılması, dağılış…

Şunu söylemek zorundayım: “-1960’dan öncenin , 1960’dan sonranın bütün Konya gazetecileri, yazarları “Gazeteciliğe sevdalılar”dı, “Mürekkep kokusu”nun iflah olmaz bağımlılarıydı”…

“Evvel gidenler”e sağlıklarında sorulsaydı, “dünyaya bir daha gelmek mümkün olsa ne olurdunuz?” diye… “- Gazeteci olurdum” derlerdi hepsi eminim…

OKUL DUVARLARINDA, BATARYA GARAJINDA, GARNİZONLARDA GAZETECİLİK…

“- Gazeteci olur mu?  Gazeteci doğulur mu?” diye onlarca yıldır çok tartışıldı. Bana sorarsanız “- Gazeteci doğulur.” 10 yaşındaydım… “Gazete” diye bir şeyi Akif Paşa İlkokulu’nda öğrenciyken Başöğretmenimiz Namık Ayas’ın yayınladığı çocuk gazetesi “İleri” ile tanımıştım.

İlkokul 4. sınıfta, İstanbul’da yayımlanan “Ceylan” çocuk dergisi gibi bir dergiyi, el yazımla Kasap Sinan Sokağı’ndaki evimizde dolma kalemle tek nüsha “Sesimiz”i çıkarttım. Yayınlayanı da, yazarı da, okuyucusu da bendim.

-1957 yılında Ticaret Lisesi’nde “Edebiyat Kolu Başkanı” olarak, ünlü folklorcu Cahit Öztelli’nin gözeteminde, Ticaret Lisesi’nin duvarlarında “Sesimiz”i yayınladım. Yeni Konya Gazetesi’nde “Ticaret Lisesi’nden Umutlar” sayfalarını düzenledim.

1958 yılında Özdemokrat Konya Gazetesi’nde, Ali Rıdvan Bülbül’ün yanında tutuldum “Gazetecilik Sevdası”na…

1962’de Şehir Postası… Sonraki elli yılda Yemi Meram, Yeni Konya, Zaman, Sabah, Anadolu’da Hamle, Yeni Gazete, Anadolu’da Manşet… Onlarca aylık, haftalık dergi… Şimdilerde de Memleket…

Unutuverdim, mutlaka yazmak istiyordum. 1969 yılında İstanbul’da Hadımköy’de Yedek Subay’dım, İkinci Topçu Bataryasının duvarında erlerimle “Bataryanın Sesi”ni Zırhlı Tümen’in “Topçu Geceleri”nde de “Baba Topçu” mizah gazetelerini yayımladım.

Şunu biliyorum artık “Yazı Denizleri”nde yüzüşümün 55. yılında: Gazeteci ekmeksiz olur ama gazetesiz olamaz.

Kutlu bir mesleği bin bir zorluk içinde sürdüren Konya gazetecilerinin “Gazeteciler Günü” kutlu olsun. Bizim sevdamızın mirasları onlar…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Yavuz Çolak
14 Ocak 2013 Pazartesi 11:18
Konya Basınında Bir Çınar...
Değerli Hocam; 1960 doğumluyum ben, yaşımdan daha büyük mesleki tecrübenizle yolumuzu aydınlatmaya devam ediyorsunuz. Allah sizlere ömür bağışlasın; saygıdeğer şahsınızda, halkın atan tek nabzı olarak gördüğüm gazetecilerin günü kutlu olsun...
195.175.75.254
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim