• BIST 83.067
  • Altın 147,029
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 0 °C
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular

Firavunlar yıkılırken..!

Ali Akpınar

Onlar, onlara yardım edemezler. Çünkü onlar, onların hazır askerleridir. (36 Yasîn 75) Kur’ân, putlar ve putçuları böyle tanımlar. Aslında onlar, hiçbir şeye güç yetiremezler, ne bir fayda verebilirler, ne de bir zarara muktedirdirler. Putçular, putların hazır askerleridir. Ağaç, taş, insan, para, makam ve benzeri ne olursa olsun fark etmez. Onlar, güçlerini kendilerine tapanlardan alırlar ve onlarla ayakta dururlar. Putçuların yardım ve destekleri olmasa ayakta kalamazlar, varlıklarını sürdüremezler. Bir anlamda putçular, putların hazır askerleridir; putlar da putçuların hazır askerleridir. Şöyle ki o putları, bulundukları konumlara çıkaran ve oralarda onları tutanlar putçulardır. Putçuları koruyup kollayan da putlardır. Zira putçular, putların gölgesinde/himayesinde, onlar adına, onları kullanarak, onları kamuflaj malzemesi olarak kullanarak icraatlarını gerçekleştirirler. Cahiliyye Mekke’sinde, senenin günleri sayısınca putları Kabe’nin duvarına dikenler putçu müşriklerdi. O müşrikler, o putları temizliyor, bakımlarını yapıyorlardı. Buna karşılık, putların sayesinde geçinip gidiyorlar, kendi kurallarını putlara söyleterek firavun nefislerinin isteklerini yerine getiriyorlardı.

Yalnızca Yüce Yaratıcı, kendisi ile kâimdir. O’nun hiç kimseye ihtiyacı yoktur. O, hiç kimseden yardım ve destek almadan vardır ve hükümrandır. Yüce Allah’tan başka hiç kimse, kendisi ile kâim değildir. Mutlaka bir başkasından yardım ve destek almak zorundadır. Gücünü Allah’tan alanlar, her zaman galiptirler ve izzet içerisinde yaşamayı hak etmiş kimselerdir. Güçlerini fanilerden alanlar ise, yenilmeye, yıkılmaya mahkûmdurlar.

Firavunların simgesi olan piramitler, bunun açık göstergesidir. Firavun, piramidin en tepe noktasıdır. Aslında o, bir tek noktadır, tıpkı diğer noktalar gibi. Onu zirvede tutan, aşağıya doğru diğer noktalardır. Tabandan tavana o noktaların yardım ve desteği olmadan, o en tepedeki nokta güçsüz, zayıf, aciz ve çaresizdir. Zaten Firavun, zirveye o tepe noktayı hak ederek çıkmamıştır. Başkalarının itelemesi ile çıkmıştır oraya. Ya diğer noktaların gafletinden yararlanmıştır yahut uyanıklık yaparak o makamı gasp etmiştir. Sonuçta o kendisine destek olan noktalar, desteklerini çekiverince o zirvedeki nokta tepe taklak aşağılara yuvarlanacak ve bir nokta olarak alçalacaktır. Tarihte bu hep böyle olmuştur.

Son günlerde, dünyamızın tanık olduğu siyasî olaylar, bu söylediklerimizin göstergesidir. İlahî yasalar doğrultusunda tarih, bir kez daha tekerrür etmektedir. İbret alınmazsa, tarih tekerrür etmeye devam edecektir. Otuz kırk yıllık saltanatları, hem de özel ordu/payandalarla ayakta duran güçlerin, ellerinde kağıttan pankartlardan başka bir şeyleri olmayan halk yığınlarıyla nasıl yerle bir olduklarını görüyoruz.

Kur’ân, evlerin en zayıfı, örümceğin evidir, derken bu gerçeği veciz bir biçimde dile getirir. Allah'tan başka dostlar edinenlerin durumu, örümceğin durumu gibidir. Örümcek bir yuva edinir; hâlbuki yuvaların en çürüğü şüphesiz örümcek yuvasıdır. Keşke bilselerdi! (29 Ankebût 41) Gerçekten de örümceğin yuvası, geriden bakıldığında bir sanat şah eseri olarak görülebilir. Ancak ne kadar debdebeli olursa olsun, şöyle güçlü bir nefes onu tarumar edecek, küçücük bir çöp yığını haline getiriverecektir.

Evet, gücünü asıl ve kalıcı güç kaynağı Yüce Allah’tan almayanların sonları hep aynı olmuştur ve olmaya da devam edecektir:

Zulmedenler, nasıl bir inkılabla devrileceklerini çok yakında bileceklerdir. (26 Şuara 227)

O halde yukarılara tırmananlar, erişilmez gücüyle en yukarılarda olan Yüce Yaratıcıya yakın oldukları, O’ndan yardım aldıkları sürece bulundukları makamlarda güven içerisinde kalacaklardır. Aksi takdirde yıkım kaçınılmaz olacaktır. Unutmayalım ki Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’erin özel korumaları yoktu, ama onlar güçlerini Azîz ve Hakîm olan Allah’tan alıyorlardı. Bu yüzden, suçluları, zalimleri, mücrimleri titretiyorlardı. Gücünü O’ndan al(a)mayanlar ise her zaman korku içerisinde titremeye, çevrelerinde esen her güçlü nefesle sallanmaya mahkûm ve mecbur olacaklardır.

Ey basiret sahipleri, gönül gözleri açık olanlar ibret almaz mısınız?

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim