• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Konya 31 °C
  • Fatih Terim'in dokunulmazlık zırhı!
  • Cumhurbaşkanı avukatı Gülen'in suçlarını sayarken kulaklarını kapattılar
  • FETÖ'nün Kodları: Hakan Çiçek
  • Fatih Terim'in dokunulmazlık zırhı!
  • Cumhurbaşkanı avukatı Gülen'in suçlarını sayarken kulaklarını kapattılar
  • FETÖ'nün Kodları: Hakan Çiçek

Filistin’e Omuz Vermek

Derviş Argun

Tasmalıların Medeniyetine Karşı Filistin’e Omuz Vermek

 

Filistin, tam elli sekiz yıldır “sözde İsrail devletine” karşı mücadele ediyor. Bundan önceki dönemde de mücadele var. Ama o zaman “sözde devlet” yok. Yerine terörist İsrailliler var. Çeteler var. Kan emmek üzere kodlanmış tasmalılar var. 1948 yılında Deir Yassin köyünde Menahem Begin yönetimindeki Irgun ve Stern örgütüne ait tasmalılar, yüzlerce Filistinli çocuk, kadın ve yaşlıyı şehit ettiklerinde ya da Şaron’un idaresindeki başkaca katiller Kibya’da, Sabra ve Şatilla’da binlerce Filistinli’yi katlettiklerinde yine mücadele vardı. Filistinliler hep mücadele etti. Bu mücadelede, dünya hep Filistin’in karşısında, tasmalıların yanında yer aldı. Filistinliler bir anlamda dünyaya karşı mücadele etti. Dünya bu zulme onay verirken bazen hoyratça davrandı. Bu tasmalıların komutanı olan Begin’e Nobel Barış Ödülü’nü verenler, ancak Filistinli kadınlara tecavüz edilmesine, çocukların öldürülmesine, kızların testerelerle ikiye ayrılmasına onay verdikleri için verdiler.

Şu anda bizim sahip olacağımız en aşağılık şey, Begin’in, Şaron’un ve benzer insanlık düşmanı katillerin perde arkası yöneticilerinin bu sorunu çözeceğini düşünmemizdir. Oysa bizim, bilmemiz gereken en berrak gerçek, bu sorunun onların elinde yeşerip büyüdüğüdür. Allah (cc) biliyor ki, bu alçakların isimlerinin baş harflerini bile yazım kuralı gereği büyük yazarken zorumuza gidiyor. Çünkü bunlar, Filistin halkı için binlerce işkence, sorgu ve gözaltı merkezleri kurdular. İşkencehaneler kurdular. Merkezde işkence edemediklerini sokaklarda şehit ettiler. Her gün yüzlerce Filistinli füze ve silahlı saldırıda şehit olurken, binlercesi de dünyanın tanıklık edemediği bu merkezlerde en iğrenç İsrail yöntemleriyle parçalara ayrıldılar.

Geçmişiyle ve bugünüyle yaşamını ancak yok etme ile devam ettiren İsrail, Lübnan’da Hizbullah’a ve onun izzetli komutanlarına bıraktığını, Gazze’de, Batı Şeria’da, Nablus’ta arıyor. Hizbullah’ın yiğit savaşçılarının pazılarında hüsrana uğraşan kinini, Filistinli kadın ve çocuklarda söndürmeye çalışıyor. Oysa Lübnan’da “erkek” savaşçıları aşıp, kadınları görememişti bile. Çünkü onlar ancak silahsız erkekleri, sahipsiz kadınları ve çaresiz çocukları, üstelik gece yarısı baskınlarında severler. Lübnan’da Hizbullah’a karşı 2000 ve 2006 yılında yenilen ve çekilen İsrail, işin aslı Filistin’de de yenildi. Çünkü kanlarını ve bedenlerini feda ederek mücadele eden Filistinliler, Allah’a (cc) hamdolsun ki sokaklarda olduğu gibi yönetimde de iktidara geldiler. Ama yokluğa ve sıkıntıya rağmen halkın güvenini kaybetmeyen ve iktidara gelen, iktidarlarında da en az mücadelelerindeki gibi başarılı olacağına inandığımız Filistinliler zor durumda. Hem de çok zor durumda.

Onlar için zorluk, sadece İsrailli askerlere haddini bildirmek olsaydı, şimdiye çoktan aşmışlardı. Bu öyle bir zorluk ki çokça yaptıkları ve hiçbir zamanda yapmakta cimri davranmayacakları, canı feda etmeyle aşılacak bir zorluk değil. Onlar kanla oluşturdukları iktidarlarını, doların hâkimiyetine terk etmek zorunda kalacaklar. Onlar, yokluğa rağmen, sokakta taşla kazandıkları zaferi, masada ekonomik sebeplerle bırakmak zorunda kalacaklar.

İsrail’den çok, dünya Müslümanları’nın vebali olan bu son durum, ancak bizim ve dünya Müslümanlarının soruna sahip çıkması ile çözülür. Eğer onlar, canlarını ve namuslarını feda ederek bizim de şerefimiz olan ”Kudüs’ü” ve  “Mescid-i Aksa’yı” koruyorlarsa, bizimde onlara destek vermemiz şeref ve onur görevimizdir. Bir buçuk milyarlık İslam âlemi bu konuya ilgisiz kalamaz. Onurlu kavga, şerefli bir iktidarla taçlanır. Ama aylardır maaş alamayan Filistin halkı, halkının geçimini temin edemeyen Hamas iktidarı, zor durumda.

Ali Şeriati, “Ben şahsen soyluları severim. Ama soyluluğu, altın ve gümüşten gelenler değil” diyor. Soylu kavgalara soylu destekler gerek. Aynalara bakalım, eğer soyluluğumuz cebimizin şişkinliğinden geliyorsa inanın ki, Filistin’in bize ihtiyacı yok. Ama eğer soyluluğumuz imanımızdan geliyorsa, Filistin iktidarına destek vermek en özel görevlerimizden olmalıdır. Ekonomik sebeplerden dolayı kaybetmeye doğru giden bir Filistin iktidarı var. Bu iktidarın kaybetmesi İsrail’e karşı bir buçuk milyar Müslüman’ın kaybetmesi anlamına gelir. Bu yenilgide varsıl Müslümanları’nın soyluluğuna neyin kaynaklık ettiğini gösterir. Soyluluğu varsıllıktan gelmeyen yoksullar için tasmalıların kurmaya çalıştığı medeniyete karşı, Filistin’e omuz verelim.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim