• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Konya 8 °C
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!
  • FETÖ'den yeni tehdit: 2 buçuk ay sabredin!
  • Bakan açıkladı: 'Ramazan ayının ilk haftası...'
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!
  • FETÖ'den yeni tehdit: 2 buçuk ay sabredin!
  • Bakan açıkladı: 'Ramazan ayının ilk haftası...'

Fetih ruhunu yaşatmak

Ali Akpınar

Rabbimizin bir adı da el-Fettâh’tır. O, gönülleri ve mekanları hakikatlere açandır. Bunun için fethe hazır olmak ve mekanları fethe hazır etmek gerekir.

Kitabımızın ilk suresinin bir adı da Fatiha’dır. O, Yüce Rabbimizle iletişim kurmanın kapısını aralayan suredir. Yüce Rabbin, kulu ile hasbihali demek olan Kelamullah Fatiha suresiyle açılmaktadır.

Kur’ân’daki bir suremizin adı da Fetih suresidir. Fetih suresi, Hicretin 6. Yılında inmiştir. Altı senedir Mekke ve Ka’be’sinden uzak kalan Peygamberimiz, rüyasında ashabı ile birlikte Ka’be’yi ziyaret ettiğini görmüş, bunun üzerine 1400 kişilik bir grupla umre seyahati için hazırlanıp yola düşmüştür. Ancak Mekke’ye yirmi km yakınlıkta bulunan Hudeybiyye mevkiinde Mekkeli müşrikler tarafından yolu kesilmiş ve Mekke’ye girmesine izin verilmemiştir. Müzakereler sonucu orada müşriklerle bir anlaşma yapılarak geri dönülmüştür.

Anlaşmaya göre Müslümanlar ancak gelecek yıl umre ziyareti için Mekke’ye girebileceklerdir. Taraflar on yıl süreyle birbirleriyle savaşmayacaklardır. Civar kabilelerden isteyen istediği tarafın müttefiki olabilecektir…

İşte Fetih suresi bu barış anlaşmasının akabinde inmiştir ve surenin ilk ayeti bu barış anlaşmasını en büyük/en açık fetih olarak nitelemiştir. Biz sana doğrusu apaçık bir fetih ihsan ettik.

Buna göre Kur’ân’ın en büyük ve en açık fethi, barış ortamının sağlanması olmuştur. Zira İslam, barış dinidir. Ferdin kendi içinde barış ve huzur içerisinde yaşamasını sağladığı gibi, İslam toplumunun da barış ve huzur içerisinde yaşamasını amaçlamıştır. İslam’a göre barış esas ve öncedir. Savaş ise, başka çarenin kalmadığı zamanlarda başvurulan arızî bir durumdur. Gerçekten de bu anlaşma imzalandıktan sonra salim kafa ile İslam’ın mesajını duyan, onu inceleyen kimseler hızla Müslüman olmaya başlamışlar, nihayetinde anlaşmadan sonra birkaç yıl içerisinde Müslüman olanların sayısı, yirmi yılda Müslüman olanlardan kat be kat fazla olmuştur.

Hudeybiyye barış anlaşması ile bir taraftan binlerce yüreğin fethi gerçekleşmiş, diğer taraftan da bölgede stratejik önemi olan Hayber ve Mekke’nin fethi gerçekleşmiştir.Yani gönüllerin fethinin gerçekleşmesinin ardından mekanların fethi kendiliğinden gelmiştir. Anlaşmanın üzerinden iki yıl geçmeden Mekkeliler anlaşmayı bozdular ve kendi sonlarını hazırlamış oldular. Mekke’nin fethi, bölgede şirkin son bulup tevhidin egemen olmasını beraberinde getirmiştir.

Peygamberimizin umre seyahati için yola çıktığı ve Mekke’nin çok yakınına geldiği halde umre ibadetini bir yıl erteleyip barış anlaşması yapması oldukça dikkat çekicidir. Zira Umre ibadeti farz olmayan bir ibadettir, barış ortamının sağlanması ise son derece önemli bir vecibedir. Öte yandan barış ve huzur ortamının olmadığı bir şartta huzurla ibadet yapmak da imkansızdır.

Fetih suresinde Yüce Rabbimiz, Kur’ân’ın hedef olarak gösterdiği Büyük Fetih olan Yüreklerin fethedileceği barış ortamının kurulması için yola çıkmış ve çıkacak olan Fetih Erlerinin en temel özelliklerini anlatır bizlere. O Fetih Ordusunun neferleri arasında yerlerimizi alalım diye.

O müminler, Allah’ın Rasülü Muhammed ile beraber olanlardır. O’nunla birlikte O’nun inandığı değerlere inanıp O’nun yoluna baş koymuş yiğitlerdir onlar.

Allah ve Rasülüne iman edip, ona destek çıkanlar… (ayet 9)

Allah’la beyatleşenler…(ayet 10)

Allah yolunda gerilerde kalmamak için yarışan ve önden giden öncüler olanlar…(ayet 10-17)

Allah’ın rızasına erenler… (ayet 18)

Dünya ve ahret ganimetlerine/nimetlerine erenler… (ayet 19-21)

Cahiliyye gurur, ayrımcılık ve tutuculuğunu bir kenara bırakıp İslam’ın evrensel değerleriyle kâinata, insanlara ve olaylara bakanlar…(ayet 26)

Takva bilincine ermiş olanlar… ((ayet 26)

Allah’ın Rasülünün safında olanlar…

İslam düşmanlarına karşı onurlu, kararlı ve tavizsiz bir duruş sergileyenler…

Müminlere karşı son derece merhametli ve hoşgörülü olanlar…

Sürekli secdeli, rukulu, namazlı niyazlı olanlar…

Namazı hayatlarına taşıyarak, secde izleri suretlerine ve siretlerine yansıyanlar…

Sürekli Allah’ın lütuf ve keremini, hoşnutluğunu arayanlar… Helalinden rızık peşinde koşanlar, ilim yolunda ilerleyeler…

Onlar, dünya ve ahrette Yüce Allah’ın engin lütuf, mağfiret ve ödüllerine müstehak olanlardır. ((ayet 29)

Evet, Fetih ruhunu yaşatmak için fethi yalnızca Mekke’nin yahut İstanbul’un fethi gününde hatırlamak yeteli değildir. Fetih kutlamasını yalnızca bir mekanda yapmak da kafi değildir. Fetih ruhunu taze tutabilmek için Fetih suresiyle kuşanmak ve her mekanda ve her zamanda fethi gündemde tutmak, yüreklerin fethini fetih listesinin başına koyup canla başla çalışmak gerekir. Bu gerçekler ışığında Fetih Haftasında, Fetih suresini içselleştirerek, metin-meâl ve tefsiriyle birlikte bir kez daha okuyalım öyleyse! 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim