• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -3 °C
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri

Fakirlik Analizi

Ufuk Karadavut

Bir ülkedeki gelir dağılımının görülebilmesi ve doğru tanımlanabilmesi için en iyi yöntem gelir dağılımının alt kısmını mercek altına alarak inceleyen fakirlik araştırmalarıdır. Aslına bakılırsa fakirliği tanımlamak ve sınırlarını çizmek oldukça zor bir işlemdir.  Ancak ülke içindeki dağılımı görebilmek çok önemli olduğu için, fakirlik analizleri yapılarak gelir dağılımları hakkında bilgi verilir. Ülkemizde de yıllardan beri bu tür analizler yapılır. Gerçi kimsenin dikkatini çekmez. Hatta siyasi iktidarlar genelde bu tür rakamların yayımlanmasını istemezler, ama yine de düzenli olarak yapılır.

Fakirlik bütün dünyanın özellikle üzerinde durduğu ve gidermeye çalıştığı sıkıntıların temelini oluşturmaktadır. Sosyal sorunların önemli bir kısmı fakirlikten kaynaklanmaktadır. Gelir seviyesi arttıkça sosyal sorunlar azalmakta buna karşın ise psiko-sosyal sorunlar baş göstermektedir. Fakirlik sosyal sorunların temeli ise, fakirlik nedir? Fakirliği önce kısaca tanımlayalım. Dünya Bankası tanımlamasına göre fakirlik asgari geçim standardını sağlayamamış olmak olarak tanımlanmakta ve günlük geliri bir doların altında olan insanlar fakir olarak kabul edilmektedirler. Elbette bu tanımlamaya göre ülkemizde fakir sayısının oldukça az olduğunu söyleyebiliriz. Aslına bakarsanız bu tanıma göre ülkemizde hiçbir zaman bu sınırın altına inen insan sayısı çok olmamıştır. Elbette Dünya Bankası bu tanımı kullanırken ülkelere göre ayrı şartlar belirlemek yerine genel tanımlar yapmakta ve bu da bu kurumu yanlışa götürmekte ve yaptığı değerlendirmelerinde güvenirliğini azaltmaktadır. Çünkü 30 dolar aylık gelirle çalışan bir Asya ya da Afrika ülkesinde yaşayan insanlar için bir dolar çok büyük bir para olabilir. Ama bin dolar aylık gelirle zor geçinilen ülkelerde bir doların bir ölçü olması mümkün değildir. Hele 2500–3000 dolar alan ülkelerde ise bunu konuşmak bile gereksizdir.

Fakirliğin kapsamı ülkeden ülkeye, dönemden döneme ülke içindeki gelişmelere bağlı olarak değişiklik gösterebilmektedir. Dünya genelinde fakir olarak kabul edilen 1.2 milyar insanın %75’ten fazlasını oluşturan 900 milyon insan kırsal kesimlerde yaşamakta ve bu insanların tamamına yakını geçimlerini tarım ve tarımla ilgili çalışma alanlarından sağlamaktadır.

            Ülkemizde ortalama gelir aylık olarak hane başına 1000 ila 1500 dolar arasında değişmektedir. Buna rağmen geçim şartlarının ağırlığı bu miktarı yetersiz kılmaktadır. Yoksulluğun kırsal ve kentsel alanlardaki durumu da ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde kırsal nüfusun büyük bir kısmının tarımdan geçinmesi ve tarımdan sağlanan gelirin güvenirliğinin oldukça düşük olması nedeni ile yoksulluk kırsal alanda kentsel alanlara göre daha yüksek olmaktadır. Bu da nüfusunun yaklaşık %35’i kırsal alanda yaşayan Türkiye için oldukça önemli ve çözülmesi gereken bir sorundur.

            Türkiye’de yoksulluğun kırsal ve kentsel olarak istatistikî durumu incelendiğinde; Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 2007 yılında (2008 verileri henüz yayınlanmamıştır) ülkemizde yaşayan insanların yaklaşık %0.54’ü sadece gıda harcamalarını içeren açlık sınırının, %18,56’sı ise gıda ve gıda dışı harcamaları içeren yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Kişi başı günlük harcaması bir doların altında bulunan insan bulunmamaktadır. Buna karşın satın alma gücü paritesine göre kişi başı günlük 2.15 doların altında olanların oranı %0.63, satın alma gücü 4.3 doların altında olanların oranı %9.53 olarak tahmin edilmiştir. Yoksul kişi oranı 2006 yılında %17.81 iken 2007 yılında bu oran %18.56’ya yükselmiştir. 4 kişilik hanenin aylık açlık sınırı 2007 yılında 237 TL iken, fakirlik sınırı ise 619 TL olmuştur. Kırsal kesimde yaşayan insanların fakirleşme riski kentlerdekinden daha yüksektir. Kırsal alanda 2006 yılında fakirlik oranı %31.98 iken, 2007 yılında bu rakam %32.18’e yükselmiştir. Kentlerde yaşayan insanların yoksulluk oranı ise %9.31’den %10.61’e yükselmiştir. Bu rakamların 2008 yılı içinde ekonomik krizin etkisi ile biraz daha artacağı beklenmektedir.         

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim