Nerede yaşadığıyla ilgili çelişkili bilgiler var. Artık o ismi kullanmıyor ama Türkiye onu Fadime Şahin olarak tanıdı. Merak uyandıran bir isim oldu hep. Hep ‘o mağdur kız’ olarak anıldı, anlatıldı. Bir dönemin en renkli malzemesiydi televizyonlar ve gazeteler için. Stilistler bonesinden yola çıkarak ‘farklı moda tasarımları’ geliştirme işine giriştiler. Televizyon stüdyolarında ağlayarak konuşurken onu böylesine akıl almaz bir serüvenin içine ‘kimin neden sürüklediğini’ kavramaya çalışıyorduk. Kızıyorduk belki. Bazılarımız ‘olacak şey mi bu’ diye hayıflanıyordu. Ama olmuştu işte! Gazeteleri ne çok sattırmış, televizyon programlarının izlenirliğini nasıl da patlatmıştı. Bugün dahi onun çok gerilerde bir yerde ‘terk ettiği adını’ birinci sayfasından duyuran gazetelerin baskısı çok satıyor.
Sahi kimdi Fadime Şahin?
Bir genç kızın bu kadar sahipsiz ve kimsesiz olması, üstelik sözde inanç değerlerini kullanan birinin ağına böylesine kolayca düşüvermesi tesadüf olabilir miydi? Dahası iç bulandıran o manzara bir polis baskınında dakikalarca kameralara yansımışken inanç değerlerinin istismar edildiğini ve kullanıldığını söyleyen bir genç kız ‘hangi anlayışla, hangi amaçla’ o ekran senin bu ekran benim gezerek bunun propagandasını yapabilir konusu neden sorgulanmadı hiç? Yoksa o mağdur(?) genç kız birilerinin değirmenine su taşıyacak dezenformasyon sürecinde kullanıldı da bugün bunu apaçık söylemekten mi kaçıyor? Bütün bunları bir kenara bırakıyor ve şu soruyla oyalanıyoruz. Fadime Şahin şimdi nerede? Belki de bu sorunun cevabını bulmak, gidip o günlerde yaşadıklarını kendi anlatımıyla dinlemek ya da gidenden okumak kurulan tezgâhın detaylarını kavramamıza yardım ederdi.
Gerçekleri görmek için buna gerek var mı peki?
Zaten henüz konuşmuyor.
Kaçıyor geçmişinden, kendisinden ve onun Fadime Şahin olduğunu hatırlatan her şeyden. Konuşacak mı? Kim bilir? Velev ki konuşsun. O vakit yeni bir kurgunun aktörü haline gelmeyeceğinin bir garantisi var mı? Ona neden güvenelim?
Fadime Şahin’in nerede yaşadığı değil esasen Türkiye için neye mal olduğu daha çok konuşulmaya değer. Kullanılmış olamaz mı? Evet olabilir. Görünen köy kılavuz istemiyor. Birileri tarafından inanç değerleri istismar edilerek ondan faydalanılmak istenmiş olamaz mı? Olamaz! O birilerinin post modern darbe süreci sonrası karıştığı adli olaylar ve geliştirdikleri ilişkilerden anlaşıldığı kadarıyla bu ihtimalin gerçek olması için Fadime Şahin’in çok saf olması gerekir. Oysa hiç mi hiç saf görünmüyor! Saf kızla onun inanç değerlerini sömüren şeyhin ilişkisi senaryosu üzerinden bir takım değerleri kendi hayatına rehber edinmiş kitlelere ‘siz busunuz’ yaftasınız yakıştırılmasında en büyük pay yine ona ait değil mi? Öyleyse Fadime Şahin’i kullananlar kimler?
Kimin tarafından kullanıldığı henüz anlaşılamamışken televizyon ekranlarından ağlayarak ‘zan altında bıraktığı’ milyonların o süreçle birlikte uğradığı en temel insan hakkı mahrumiyetlerinden kim bahsedecek? Bu zararları kim, nasıl telafi edecek? Bana sorarsanız birçok olaydaki sis perdesini aralayan yöntem burada da devreye girmelidir. Sonuçtan sebebe ve faile gidilmelidir. Fadime Şahin’in ne söylediğine ya da söyleyeceğine değil de onun ‘en popüler aktörleri arasında yer almaktan çekinmediği süreç’ sonrası kimin hangi kayba uğradığına bakmak yaşananları kavramamıza yeter de artar bile. Her şey bu kadar açık seçik ortadayken bugün ne yapıyor ya da sorsak ne söyler neden merak edelim? Bakarsınız Aşk-ı Memnu’da bir rol kapar. Sahnelere döner ve ‘duygulara oynamaya yatkın doğası’ onu yeniden Türkiye’nin en meşhuru haline getiriverir. Ama lütfen artık gerçekle aramızı açan artistler oradan çekilsin. Çünkü gerçekleri tüm çıplaklığıyla bir kez gördük. Bu kez bir televizyon dizisi dışında hiçbir senaryoda ona verilen rolün gereği düştüğü acziyet için hayıflanacak takatimiz kalmadı…