• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • Konya 0 °C
  • İkinci el araçta "kilometre" oyununa son
  • FETÖ şüphelisi örgüt tarafından "tehdit" edilmiş
  • "Adil Öksüz 2009'da örgüt için benden para istedi"
  • İkinci el araçta "kilometre" oyununa son
  • FETÖ şüphelisi örgüt tarafından "tehdit" edilmiş
  • "Adil Öksüz 2009'da örgüt için benden para istedi"

EYVAH OKULLAR AÇILIYOR...

Haşim Akın

Bizim çocukluğumuzda bir şarkı vardı; “Şimdi okullu olduk, sınıfları doldurduk...” okullar açılacak ve şenlenecek.

Eğitim ve öğretim başladı diye sevinç çığlığı ve nutuklar atılacak. En çok da aileler sevinçli, “Çocuklar okulda. Hiç olmazsa nerede olduğunu biliyoruz, başımızdan attık…” Çocuklar mutlu; “Oh! Arkadaşlarla buluştuk” Öğretmenler biraz kaygı, biraz da şüpheci  “Bu yıl nasıl bitecek?”

Ama ortada bir gerçek var; bu mutluluklar göreceli ve göstermelik. Okullarımızda öğretim iyiyse, sınavlarda sıfır çeken öğrenciler nereden geldi? Eğitim yani terbiye penceresinden bakarsanız durum daha da vahim. Edebi unuttu bu nesil. Saygı sadece sözlükte yer alıyor. Sevgi dediğiniz şey; bir dizi yanlış ve çarpık, bir o kadar da yüz kızartıcı neticelere kapı açan ilişkinin adı... Okulları dolduran bu genç nesil, bir milletin istikbali... Peki, gidişattan memnun olan kim var? 

 

Bir şeylerin yanlış gittiği kesin. Değişen şeyler de yetmiyor.  Bu sorunun gizli kodlarını Ahmet Rasim in okula başlama anılarında buldum desem, sesime kulak verir misiniz? Ya da yazıma dikkatinizi verin.  

“Okula başlayacağım için evde bir basamak yükselir gibi oldum. Bana karşı herkesin davranışı değişti. Birkaç gün sonra sandıktan bayramlık elbisem çıkartılıp giydirildi. Değerli bir lahur şal belime bağlanırken, üzerinde altın nazarlık olan fesimi de kafama geçirdiler… Bütün ev halkı yola çıktık. Önce büyük babam ve büyük annemin elini öpmeye gittik. O gece orada kaldık. Ertesi gün hamama gidip, akşama kadar yıkandık. Sabah olunca anneciğim yeniden bana yepyeni elbiseler giydirdi. Şehzade gibi oldum. Arabaya binip, konağa tekrar gittik. Bütün okul orada idi. Hazır bir de ilahici takımı, seven, öpen, ağlayan, dua eden, nereden baksan yüz kişi vardı. Beni ata bindirdiler. İlahiler okunup, âminler edilerek önce evime, oradan da okula geldik. 

Sınıfta, minderim konmuştu. Varıp hocamın mübarek elini öptüm, sonra da karşısında diz çöküp oturdum. İlk olarak da Elifi öğrendim.” (Ahmet Rasim- Falaka) 

  1. Okula başlamak ve okullu olmak; büyümek demektir. Büyüklenmek değil. Çocuk büyür, aile de bunu fark eder, ona çocuk muamelesi yapılmaz. Ama yetiştirme tarzımızdan olmalı, 1. Sınıfa başlayan sınıflarda aylarca annelerle ders yapılır. Büyümeyi iki tarafta kabullenememiştir. Yıllar geçer o bazen çocuk, bazen de yetişkin olur. 
  1.  Temizlik vardı. İç ve dış temizlik. Elbisesiyle, ağzıyla, beyniyle ciddi bir temizlik başlar. Okul, temiz olmak ve temizlik için bir mekândır. Gönül ve zihin temizlenmelidir.  
  1. Saygı vardır. Büyükler sadece harçlık için değil gerçekten elleri öpülmek için ziyaret edilir. Aile büyükleri çekilmez olunca huzurevine bırakılmaz. Siz bunu küçücük yaşına rağmen ona “örnek olma” modeliyle öğretirsiniz. Çocuklar büyüklerini kopya eder, taklitle yetişirler. Sonra da içselleştirir.  
  1. Okuma ilahi bir eylem, Yaratanı hatırlama ve yoluna râm olma işidir. Daha ilk gün Allah adıyla başlanır. Zira “Besmelesiz başlanan her işin sonu harap olmaktır.”  İlk derste daha besmele çekilir ve “dimdik ayakta duran, dosdoğru olmayı temsil eden, bir Allah’ın simgesi; elif” öğretilir. Allah adına olunca gözler, hemen çok para kazanan mesleklere takılmaz. Daha ana sınıfı çağındaki çocuk “çok para kazandığı için” doktor olmak istiyor. Bunu doğmadan öğrenmedi. Çevresindekiler ona empoze etti. 
  1. Öz güven kazanma adına öğrencileri saygı ve edepten yoksun hale getirdiğimiz, onlara öğretmenleri ve büyükleri karşısında pervasızca konuşma cesaretini verdiğimiz için çok acı olaylara şahit olduk. Sözde, “hakkını savunma” dediğimiz konuşmaları ve bir de, elini saygıyla öpüp, diz çökerek derse başlamayı kıyaslayınca benim gördüğüm farkı sizde görüyor olmalısınız. 

Bu gün okulda öğretmen öğrencinin kulağını çekerse bu medyatik bir haberdir. Ama öğrenci öğretmenine yaparsa “çocukluktur olur böyle durumlar”.  

 “Ehl-i diller arasında aradım kıldım taleb 

Her hüner makbûl imiş illâ edeb, illâ edeb”  

Bence bu mısra yeterli… Haydi bismillah. 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim