• BIST 107.163
  • Altın 151,451
  • Dolar 3,6794
  • Euro 4,3282
  • Konya 20 °C
  • "FETÖ'ye himmet" davası:Mahmut Sami Boydak savunma yaptı
  • Gülerce: Gülen ya ihtihar edecek ya suikasta uğrayacak
  • "Fiyat etiketinde yanıltıcı uygulamalara taviz yok"
  • "FETÖ'ye himmet" davası:Mahmut Sami Boydak savunma yaptı
  • Gülerce: Gülen ya ihtihar edecek ya suikasta uğrayacak
  • "Fiyat etiketinde yanıltıcı uygulamalara taviz yok"

Ey Erdoğan, suçlu sensin

Sami Gediz

1987-1988 yıllarında Polis Akademisine öğrenci olarak giren Rafet Yılmaz’ın 1991 yılında son sınıfta iken ‘Disiplin puanlarının düşürülüp’ polis akademisinden uzaklaştırılması ve ardından idare mahkemeye başvurarak okuldan uzaklaştırılmasının sebebinin ‘İllegal olarak faaliyet gösteren dinci bir gruba katılmaması’ olduğunu beyan etmesi sonucu FETÖ/PDY’nin ilk fezlekesi hazırlanmıştı. O yıllarda bu gruba illegal faaliyet gösteren dinci grup deniliyordu.

Bu fezlekede ismi geçenler arasında Fetullah Gülen, Salih Tuzcu, Ercan Taştekin gibi yaklaşık 93 kişi bulunuyordu. Bu isimlerin birçoğu emniyet kadrolarındandı.

 

Bu şikayetin ardından polis müfettişlerinin bu isimler üzerinde uzun süre incelemesi devam ediyor. Bu incelemelerde polis akademisinde gerçekten böyle bir yapının olduğu, gizli gizli evlerde buluşmalar gerçekleştirdikleri tutanaklara geçiyor. Aradan yıllar geçiyor. Dosya ile ilgili tabi bir gelişme yaşanmıyor. Yıl 1999’a geldiğinde Aydınlık gazetesi “Fethullah Emniyeti ele geçirdi” başlığı ile bir haber yayınlıyor. Bu haber sonrasında dönemin Daire Başkanı Sabri Uzun, konu ile ilgili bir tahkikat yapılmasını istiyor. Dönemin Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral ise kolları sıvıyor ve bu konuyla ilgili sayfalarca raporlar hazırlıyor. Bu raporda yapılanmanın detaylarını belirtiyor. ‘Tarikat mensuplarının baş imam Fetullah Gülen’den aldıkları fetvalar doğrultusundaki davranışları ile kendi düşüncelerinin zıttı olanlara karşı ‘Hile mübahtır’ yöntemi ile tedbirler geliştirmektedirler’ cümlesi cemaatin ne denli bir sistemle çalıştığını gözler önüne seriyor.

 

Hazırlanan raporda dikkatimi çeken bir başka gelişme ise şu: “Fethullah Gülen cemaatinin devlet içerisindeki yapılanması alışılmış örgütlenme modelinin dışındadır. Tarikata göre; makamlar öncelikli, kişiler ikinci plandadır. Bu nedenle kişiler makamlara göre tercih edilmekte ve gerekirse yada herhangi bir nedenle güç durumda kalındığında kişiler feda edilerek yerlerine hazır tutulan kendilerinden olan kişilerin getirilmesi için yoğun çaba sarf edilmektedir. Mümkün olmaması halinde mevcut bürokrat yada siyasetçilere hoş görünmek suretiyle kendi tabirleriyle ‘Kullanabildiğin sürece yada sana zarar vermeyecekse istifade et’ taktiği ile yönetim kademelerini kontrol altında tutmaya çalışmaktadırlar” cümlelerinden anladığımız kadarıyla 1999 yılında devletin kademelerinde ve diğer birimlerinde paralel yapılanma koltuklarını garantilemiş. Hazırlanan raporda paralel yapıya ‘Işık tarikatı’ denildiğini de belirtiyim. Raporda cemaatin 1992 yılından sonra çok hızlı gelişmeye başladığı ve yapılandığı ifade ediliyor.

 

Raporda cemaatin en güçlü olduğu alanlar, eğitim öğretim kurumları, ışık evleri, yurtlar, kolejler, finans kurumları, esnaflar, holdingler, talebeler, mesleki örgütlenme şeklinde de doktorlar, öğretmenler, avukatlar ve polisler olduğu ifade ediliyor. Raporun devamında ise, “Siyaset alanında da örgütlenme vardır fakat bu sempatizan bazındadır. Basın Yayın alanında cemaat çok güçlüdür. Zaman, sızıntı, Yeni Ümit, Ekoloji, Aksiyon, STV, Burç Fm gibi örgütlenmeler vardır. Ayrıca prodüksiyon şirketleri vardır” şeklinde medya ayağından bahsediliyor.

 

Şimdi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a cemaati büyüttün diyenlere soruyorum, 1999 yılında hazırlanan bu rapor sonucu neden işlem yapılıp dönemin hükümeti bunları lağvetmedi. Bu yapıyı bitirecek şekilde hazırlanan raporda günümüzde konuşulan birçok konu geçiyor. 1992 yılında başlayan soruşturmanın 1999 yılına kadar sessizce ilerlemesi ve bir mesafe kat edememesi, ardından yürekli adam, Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral’ın 1999 yılında soruşturmaya yoğunlaşması sonrası neler olduğunu da diğer yazımda sizlere aktaracağım. Ey Tayyip Erdoğan, cemaatin güçlendiği 1992 yılında neredeydin? 1999 yılında hazırlanan ve adına ‘Işık tarikatı’ denilen Fethullah Gülen tarikatına neden müdahale etmedin. Bunların hepsinin suçlusu yine sensin…

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim